Pazartesi, 18 Aralık 2017 15:58

2019'a giden yolda dostlarımızla uğraşan iktidar eliti

Zaman hızlandı. Bir günde, bir yıla bedel olaylar yaşanır oldu. Yeryüzü tek sahneye dönüyor.

Batı medeniyeti, duraklama ve kararsızlık evresinin hırçınlığını yaşasa da dünyaya yön vermeye devam ediyor.

İslâm dünyası, işgal ve yıkımların olağanüstü altüst oluşlarıyla karşı karşıya.

Ülkemiz özelinde, AK Parti iktidarının 2008 ve sonrası maruz kaldığı operasyonlar 15 Temmuz 2016 darbe girişimiyle doruk noktasına ulaştı.

Henüz tam bir dış işgal girişimine maruz kalmadık ama Batı devşirmesi iç işgal güçleri bağımsızlığımızın önüne duvar örmeye devam ediyor.

Küresel modern tasallut, askerî vesayet sistemi, ülkemizin hassas birçok noktasında konuşlanan Amerikan üsleri, Amerika kontrolünde ordu ve eğitim, Amerika güdümünde operasyonel sol örgütler, küresel finans sisteminin şubesi ekonomi, hatırı sayılır oranda kendi değerlerine yabancı ve düşman haline getirilmiş bir halk… Bu bağlamda kuracağımız daha yüzlerce cümle…

Evet, bunları bir yere not ettik. Kanaatlarımızı dile getirirken arka plânda bunları gözardı etmeyeceğiz.

Birçok eksik, yanlış, zaaf, çelişki barındırsa da buhranlarla boğuşabilen bir ülkeye evrilişimizi, gerçekleştirilen değişim ve dönüşümlerin umutlarımızı tazelediğinin de altını çizelim…

15 Temmuz darbe girişimi sonrası sistem değişikliği adına atılan adımlar, yeniden bağımsız bir devlet olma yolunda önemli işaret fişekleriydi. Yeni Türkiye söylemi önemliydi.

Eski Türkiye’nin güvenlik konseptini inşa eden asker, polis ve sivil elitler, çözümü silâhların gölgesinde aradılar. Kaç kez bölücü terör örgütünün bitirildiğini ya da belinin kırıldığını ifade ettiler. Ama bitmedi.

Eski Türkiye’de Müslüman Anadolu Milleti’nin önemli bir parçası olan Kürt Halkı üzerinden oynanan oyunlar, gün yüzüne çıktı ve dahası bu yazının sınırlarını aşar.

1925’den itibaren Kürt kartı, ulusalcı Cumhuriyet elitlerinin kendilerini meşrulaştırma aracı olarak çok iş gördü.

Nihayet AK Parti döneminde Kürt kardeşlerimize yönelik red, asimilasyon ve ötekileştirme uygulamaları terkedilmeye başlandı.

Recep Tayyip Erdoğan, önemli bir siyasal figür olarak Müslüman Anadolu Milleti’nin umudu oldu.

Ne yazık ki, darbe girişimi sonrası ulusalcı ve muhafazakâr Kemalistlere tanınan insiyatif, 2019’a giden yolun üzerindeki en tehlikeli tuzaklara dönüşüyor.

Ülke yönetimi güvenlik bürokrasisine bırakılamayacak kadar önemli bir iştir.

İçişleri Bakanlığı bünyesinde Güneydoğu’da yapılan kimi uygulamalar, tercihini Türkiye’den yana yapan Müslüman Kürt Halkı’nı büyük hayal kırıklığına uğratmaktadır.

Haber aldığım insanlar iyi şeyler anlatmıyorlar:

Terörle, terör örgütüyle ilişkilendirerek gece yarısı bir dindar kadının evine baskın yapıldığı, evinin kapısının koçbaşıyla kırıldığı, aile mahremiyetine tecavüz edildiği,

Bölgede geceleri fuhuş yaptıran, uyuşturucu kullandıran yerleri devlet yetkililerinin görmezden geldiği,

Uyuşturucu, ihale, terör mafyalarının ortak işler yaptıklarını; kaymakam Muhammed Fatih Safitürk’ün bu yüzden şehit edildiğini,

HDP’lilerin aile mahkemeleri kurduklarını,

Mahkemelerin özellikle erkeklere verdiği evden uzaklaştırma cezalarının kanayan bir yaraya dönüştüğünü,

Son dönem Cumhurbaşkanına da sirayet eden eski Türkiye’nin güvenlik politikalarının sonucu olan savaşkan dil ve söylemle; Türkiye’yi, Cumhurbaşkanını, bölgede savunamaz hale geldiklerini, ifade ediyorlar.

Terörle, ayrılıkçı güçlerle mücadele kararlılıkla yürütülmeli ama ahlâkî çerçevesi asla görmemezlikten gelinmemelidir.

Darbe dönemlerinde ve FETÖ elemanı istihbaratçılar eliyle oluşturulan arşivlerin güncellenmemesi büyük tuzaklardan bir tanesidir.

Tanktan toptan uçaktan bahsedecek bir sürü yetkili varken, milletin umudu Cumhurbaşkanı’nın operasyon dili kullanması talihsizliktir. Fikirler batıl bile olsa tankla, uçakla yok edilemez.

Dağda öldürülen teröristin annesine, babasına, kardeşlerine de söyleyecek sözümüz olmalı.

Biz Müslümanlar ölü sevici olamayız. Aliya İzzetbegoviç’in dediği gibi, ‘Düşmanlarımıza tek borcumuz Adalet’tir’

Sadece öldürerek Yeni Türkiye’yi nasıl inşa edeceğiz?

Her ne kadar İslâm’ı referans almadığını söylese de iktidarın yanlışları İslâm’a fatura edilmektedir.

Dindar olduğuna şahit olduğumuz Cumhurbaşkanı’nın ümmetin umudu olmaya devam etmesini, birleştirici misyonunu ülke dışında olduğu gibi ülke içinde de canlandırmasını, kendisini ve temsil ettiği medeniyeti ulusalcı ve muhafazakâr Kemalistlerin kuşatmasına izin vermemesini istemek hakkımız ve beklentimizdir. Bu kuşatma 2019 seçimlerine yönelik en büyük kumpastır.

Sizin kadrolarınız içinde, gücü ve meşruiyeti sizden alan birtakım iktidar elitinin halka kötü davranması, Güneydoğu’da halkı provoke etmesi kabul edilemez.

Cumhurbaşkanı’nın liderlik vasfını alet ederek; sinsi emellerini, mühendisliklerini millete yedirenler, milletin dindar, dayanışmacı katmanlarını çözmeye çalışanlar, emin olun hepimizin cellâtlarıdır. Büyük savaş kapıda, cellâtlar ensemizde…

Okunma 597 defa
Mehmet Yavuz Ay

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Yorum Ekle

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuza emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

asder logo

Adaleti Savunanlar Derneğinin ilkelerini benimsiyor ve her alanda "adalet"değerini temel alan kural ve uygulamaların gerçekleştirilmesi için mücadele çalışmalarına katılmanın gereğine inanıyorsanız; bizi takip edin...

E-Bülten

E-bültenimize üye olun. Haber ve duyurularımızı kaçırmayın.

Spam göndermiyoruz.

Bu sitede yer alan yazılar, makaleler, haberler yazarların sorumluluğundadır. © 2018 ASDER. All Rights Reserved.

Design & Development by JoomShaper