Çarşamba, 02 Mart 2011 15:26

Erbakan Hocamız ve darbecinin pili!..

Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun.

Merhum Hocamızın mübarek naaşlarının Anıtmezar’ın; diğer rejim mağdurları merhum Menderes ve merhum Özal’ın önünden geçtiği dakikalarda...

“Müthiş” bir fıkra geldi aklıma...

Belki bilirsiniz, merhum Hocamızdan belki siz de işitmişsinizdir...

Köylünün biri, gece vakti ağzında yanmayan sigara, yürürken...

Bir adamın elinde fenerle yaklaştığını fark etmiş...

Giyim kuşamından “şehirli” olduğu anlaşılan adam, iyice yaklaştığında...

“Efendi!” diye seslenmiş;

“Şu el fenerini bir verir misin?..”

Şehirli şaşırmış önce...

Bir süre tereddüt etmiş...

Sonra da...

“Verelim bakalım ne yapacak” diye düşünmüş.

El fenerini alınca köylü, yavaş hareketlerle yanmayan sigarasına götürmüş...

Şehirlinin şaşkın bakışları arasında, el fenerinin sigarasını yakmasını beklemiş...

On saniye...

Yirmi saniye...

Şehirli başlamış gülmeye...

“Be hey şaşkın” demiş, “Fener sigarayı yakar mı?...”

On saniye, yirmi saniye daha...

Şehirli kızmaya başlamış:

“Duymadın mı akılsız adam, sabaha kadar uğraşsan yanmaaaz!..”

O böyle köpürünce, bizimki yapıştırmış lafı:

“Akılsız olan sensin be adam...

Ben de biliyorum sigaramın fenerle yanmacağını...

Biliyorum da...

Benim gayem sigaramı yakmak değil ki...

Benim gayem senin PİLİNİ bitirmek!..”

Nasıl, müthiş değil mi?..

Merhum Menderes, merhum Özal ve en fazla da merhum Erbakan tüketti “statüko”nun pilini!..

Erbakan Hoca’nın “statüko bekçilerini” çileden çıkartan her manevrası, “pilin” biraz daha tükenmesini sağladı...

O’nun bitmez tükenmez sabrı, statükonun başını döndüren müthiş manevraları olmasaydı, bugünün “darbecileri yüzer yüzer kodese tıkan” Türkiye’sini ancak rüyamızda görebilirdik!..

Kimileri, Hocamızın 28 Şubat sürecinde yeterince “direnç” göstermediğini söyler...

Hayır, öyle değil.

Erbakan Hoca’nın o en fırtınalı günlerde, Türkiye’de imal edilebilecek “mühimmatı” yurtdışındaki “anlaşmalı” firmalardan aldırmak için bastıran zamanın “Kıvrık” üniformalısına nasıl fırça çektiğini bu sütunda okumuştunuz...

İçeride fırçaladığı askere kameralar önünde çok nazik davranırdı Hoca...

Böyle bir hassasiyeti vardı; darbecilerin pilini bitirmek için elinden geleni yaparken, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yıpranmaması için yıpratılmayı göze alırdı.

Askerlik günlerimde şunu gördüm ki; Ordu’da “Erbakan Hoca’nın değerini bilen” çok sayıda “komutan” var.

Hatırlarsınız;

Erbakan Hocamız, bir zamanlar “Lojmanlardan en büyük oyu biz alıyoruz” dediğinde bazı aklı evveller tarafından sözüm ona “alaya” alınmıştı...

Onlar böyle dalgasını geçerken, Erbakan Hoca “Her şerefli ordu mensubu”nun, “savunma sanayinin millileşmesinden yana” olduğunu bilmenin rahatlığı içindeydi...

Sizi temin ederim; bugünkü TSK mensuplarının da kahir ekseriyeti “vatansever”dir...

Kahir ekseriyeti, “Milli Görüş”ün temel prensiplerine gönülden bağlıdır.

Mesele, onlara düşüncelerini rahatlıkla ifade edebilecekleri ortamı hazırlamaktadır!..

Mesele, TSK’nın pilini doldurmakta...

Ve darbecilerin pilini bitirmektedir!..

Abdurrahman Dilipak

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Yorum Ekle

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuza emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

asder logo

Adaleti Savunanlar Derneğinin ilkelerini benimsiyor ve her alanda "adalet"değerini temel alan kural ve uygulamaların gerçekleştirilmesi için mücadele çalışmalarına katılmanın gereğine inanıyorsanız; bizi takip edin...