Son günlerde tartışılan ama gözden kaçan birşeyler var.
Muhalefet, CHP zihniyeti ve cumhuriyetin kurucu iradesi İslam Coğrafyasına, özellikle de Araplara sırtını dönerek, hatta Batıcılığının bir parçası olarak Arap ve İslam düşmanlığını sürekli körüklüyordu. Köpeklerimizin adı maalesef “arap”, İslamın bir çok gereği Emevi saptırması, Arap geleneği ve uydurmaydı. Şii İran Türkiye’ye rejim ihraç ediyordu. Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, vb. aydınları İran’ın desteklediği dinci teröristler öldürüyordu. Senaryo maalesef halka da yutturuluyordu.
Şükürler olsun ki yargıtay baskınında polisimiz mücize olarak süikastçi avukatı yakaladı. Planlar tersine döndü. Ergenekon, akabinde Balyoz süreci herkesce malum. Milletin değerlerini sulandırarak kullanan sözüm ona Ulusalcı ve çağdaş çevreler ve Onları kullanan Batıcı İşbirlikçilerin maskesi düştü.
Türkiye’de halkıyla barışık, medeniyeti ile, değerleri ile barışık insanlar hükümet olunca, bu devlet sistemine de yansımaya başlayınca, muhalefet uzun bir süre mantıksızca “-İSTEMEZÜÜÜÜKK!” dedi. Ancak bu çığlıklar halk nezdinde karşılık bulmadı.
Peki şu anda neler oluyor? ABD ve İsrail, Mavi Marmara, “-One Minute!” ve özellikle de Mısır seçimleri akabinde Başbakanımız R. Tayyip ERDOĞAN başta olmak üzere, Mısır Cumhurbaşkanı’nı sadece kendi ülkelerinde değil, Ortadoğu’da ve İslam Dünyasında olmak üzere dünya siyasetinde etkisizleştirmeye çalışıyorlar.
Maalesef İran’da Suriye’de mezhepçilik yapıp bir zalimin arkasında durarak bu işe dolaylı da olsa alet oluyor.
Şimdi gelelim başlığımıza.. “SURİYE, MISIR... IRAK TÜRKİYE'NİN ARTIK İÇ MESELESİDİR.” Neden?
Dikkat buyurun, muhalefetin yani CHP’nin temsilcileri Suriye’ye gidip, BAASÇI diktatörle Avrupa’daki sosyal demokrat/sosyalist baskıya rağmen görüştüler. Şimdi Irak’ın Şii Başbakanı CHP Genel Başkanını Irak’a davet ediyor. Şükürler olsun ki ülkem büyüyor, şükürler olsun ki CHP de yönünü İslam Coğrafyasına döndü. Bu ironide güzel olan muhalefet liderimizin bile artık bölge ülkelerinin liderlerinin muhatabı olmasıdır. Hasılı görünen Büyük ve Güçlü, Bölgesinde etkin Türkiye’nin de habercisidir.
Ben ne olursa olsun, muhalefetin gelenekçi, bağnaz, gerici sırça köşkten bakan duruşundan çıkmak zorunda kalması olarak değerlendiriyorum son durumu. Dileriz Coğrafyamızın gerçekleri iç politikadaki duruşlarına yansır.
Bölgemizin diğer etkin gücü Rusya ise, politik olarak aynı yerde durmasa bile ekonomik olarak bizimle bağımlı olduğunu ve vazgeçilmez olduğumuzu deklare etmiştir.
Mısır..
İktidara gelen İhvan kadroları Türkiye’den dersler çıkartıyor da, karşısındaki BAASÇI, İşbirlikçi, darbeciler, diktatör yanlıları ders almıyorlar mı? İsrail ve ABD dersler çıkarmadı mı zannediyorsunuz Türkiye deneyiminden.. Düşünün 28 Şubat kıskacından çıkan bir Türkiye kontrollerinden çıkmıştır. Bu gidişin Mısır’da önüne geçmeye çalışmaktadırlar. Mısır’lı yöneticiler Türkiye, İtalya, İspanya gibi demokrasi sınavını güçlüklerle veren ülkeleri örnek almalı, ihtiyatla ve darbecilerin ipliğini sabırla pazara çıkartarak, kamuoyu desteğini hep arkalarına alarak, ülkeyi germeden sistemi halkları ve Medeniyetimizle uyumlu hale getirmeye çalışmalıdırlar. Türkiye’nin yeni anayasa sürecindeki güdük ilerleyişinin nedenlerini iyi sorgulamalıdırlar. BAASÇI’ların bir kısmı yerli ve dindardır. Tıpkı Türkiye’de olduğu gibi. Onları çatlatmalıdırlar.
Irak’ta özellikle Türkmenler olmak üzere, İslamcı Kürtler ve Türkiye’ye müzahir diğer guruplarla temas korunmalıdır. Kerkük Türkiye’nin de bir parçasıdır. Dolayısı ile Irak halkının kaderini tayininde bizlerin mesuliyeti olduğu gerçeği unutulmamalıdır.
Suriye’de Türkmenler başta olmak üzere muhalefete destek devam etmeli, Suriye Kürtleri Türkiye’nin kontrolünde Türkmenlerle birlikte hareket etmeye yönlendirilmelidir. Türkiye’de Kürt eşittir PKK olmadığı gibi Suriye’de de PYD değildir. Türkiye’de böyle sunulmaktadır. Bu algı da süratle düzeltilmelidir.
Filistin’e siyasi destek devam etmelidir. Tapu kayıtlarının hala Türkiye’de olduğu gerçeği unutulmamalıdır.
Özetle, gelinen süreçte, Medeniyetimizin inkişafı ve bölge coğrafyada etkinleşmesi için çevre ülkelerin iç siyasi kadrolarında paralel yapıların oluşturularak iktidara gelmeleri ve ülkemizle ortak tavır almaları elzem hale gelmiştir. Hasılı; “SURİYE, MISIR... IRAK TÜRKİYE'NİN ARTIK İÇ MESELESİDİR.”

