Salı, 02 Şubat 2021 12:01

Şubat soğuğunda unutulanlar: 28 Şubat’ta onları bulalım!

Örneklere bakıldığında, “çifte standart” veya “şüpheli hukuk” izlenimi veren bu tarz uygulamaların getirdiği bir “ötekileştirici” muamelesi ve en önemlisi de “Siz de unutun, olanla yetinin!” baskısı hissedilmektedir. Gerçekten de çözüm bulunmazsa, bu haksızlıklar ve iade-i itibar noktasındaki eksiklik, Devletin ayıbı olarak kalmaya devam edecek!

 

İSTİKLÂL Marşı Yılı’ndayız…

Şubat soğuğundayız…

İstiklâl Marşı yazarı, Millî Şair ve Kurtuluş Destanı kahramanlarımızdan Mehmed Âkif Ersoy’un, vefat ettiğinde ailesi ile birlikte son yıllardaki yalnızlığı, fakirliği ve cenazesinde bir avuç üniversiteli gencin bulunması dışında Devletin Âkif’e kış soğuğuna terk edilen “yabancı” gibi kayıtsızlığı, bana 28 Şubat sürecini yöneten zalimlerin, Âkif’in “Âsım’ın nesli”  diye umut bağladığı kuşağı “irtica” yaftasıyla cezaevlerinde çürüttüğü ve başörtülü kızlarımızı acımasızca harcadığı, hayatlarını kararttığı günlerdeki, kış soğuğunda terk edilenlerin kaderinde buluşan değişmeyen hikâyemizi hatırlatır: “Şubat soğuğunda unutulanlar”…

Ellerimiz üşüyünce, saç tellerimiz buz sarkaçları gibi kalınca, Sarıkamış’ta buz kesen ölümle bedelini ödediğimiz, türkülerdeki 14’lü gençlerin cepheye silah götürürken vefatlarında ağıtlanan yarınlarımız için verilen İstiklâl Mücadelemizdeki kadın kahramanlarımızın, bugün göndere çektiğimiz bayrağa rengini veren şehitleri doğuran annelerimiz olduğunu unutan; 28 Şubat sürecinde, tüm kazanımlarını ve insan haklarını çiğneyerek binlerce annemizi çocuklarının önünde itibarsızlaştıran darbeci, muhtıracı zihniyetin tarihe gömülmesi ve cezalandırılması, milletimizin âdeta vicdan marşı oldu!

Nitekim gün geldi, bu vicdan marşı adâlet gönderine çekilmeye başlandı.

28 Şubat mağdurlarının hakları gündem oldu ve yasal düzenlemeler yapılarak süreç işletilmeye başlandı. “Bir gün tüm haklar ve tam itibar iade edilir” umuduyla sineye çekilen birçok geçmiş uygulamanın yanı sıra 28 Şubat mağdurları her fırsatta kamuoyu oluşturmaya, çözüm adreslerine ulaşmaya gayret ederken, Devlete sadâkat ve İstiklâl Marşı ruhundaki ahlâk noktasında hep örnek ve öncü olmaya gayret ettiler. Bu gayretlerin ve sabrın sonucunda da “İade-i itibar, Devlet için iftihar” şiarıyla ve “28 Şubat bin yıl sürecek!” diyen kibir çukuru zihniyetine hâddini bildiren millî irade ve onun tecellisi olan iktidar süreciyle beraber birçok mağduriyetin giderildiği, hakların iadesine çaba sarf edildiği günleri görmenin esenliğine ve huzuruna kavuştular.

Ancak yıllardır devam eden ve çözülmeyen, âdeta “kapanmayan yara” derinliğinde sızlamaya devam eden beklentiler, haklar ve sorunlar var ki artık bunların da ivedi olarak İstiklâl Marşı Yılı’nda çözülmesi gerekiyor.

28 Şubat’ı gündeme getirecek en ufak mağduriyete ve hak kaybına izin vermeden, “Tam Devlet, tam adâlet” tablosunun gerçekleşmesi gerekiyor!

Peki, 28 Şubat mağdurlarının onca yıldır çözemedikleri hangi hakları, hangi itibar kayıpları var ki “Şubat soğuğunda unutulanlar” başlığına ihtiyaç duyduk?

Aziz milletimiz bilmeli ki, 28 Şubat mağduru olan memurlar için çıkarılan “sicil affı”, mağdur olanlara görevlerine dönme imkânı verdi. Ancak “sicil affı”nın içeriğine baktığımızda, bu af, “suçluyu affetme” karakterinde/işlevinde bir yasal düzenleme olduğundan yani mağdurlar gerçekten suçluymuş gibi kabul edilerek ve Devletin yüce affından yararlanmış mahkûm gibi sayılarak, çalışamadıkları yani hizmetten alıkonuldukları yıllar hükümsüz sayılmıştır. Dolayısıyla tekrar göreve başladıkları gün, o yıllar yaşanmamış gibi kabul edildi,  hizmet devamlılığı noktasında da hesaba katılmadı!

Nitekim mağdurların emeklilik günü geldiğinde, memur olarak hizmet veremedikleri 28 Şubat süreci yılları (yaklaşık 6 -altı- yıl sürdü bu mağduriyet) emeklilik tazminat hesabında yok sayılacak. Yani 28 Şubat mağdurları, emekli olduklarında zulüm gördükleri yılların cezasını bir kez daha çekmiş olacaklar.

Örneğin 25 yıllık bir öğretmen emekli olduğunda tazminatı hesaplanırken, hizmet veremediği yılların da memurluk hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerekirken, böyle yapılmayacak da o öğretmenin memurluk hakları “18 yıl” üzerinden hesap görecek.

Oysa bugün FETÖ sebebiyle memurluktan atılanlar geri döndüklerinde, hizmet veremedikleri yıllar için çalışmışlar gibi hem maaşları, hem de ek dersleri dâhil tüm özlük hakları tam olarak iade edilmektedir. 28 Şubat mağdurlarının “Tam Devlet, tam adâlet” noktasında incinmiş olmalarının bir sebebi de hukukî süreç ve uygulamalardaki farklılıkların izahını beklemelerinden kaynaklanıyor.

Çünkü örneklere bakıldığında, “çifte standart” veya “şüpheli hukuk” izlenimi veren bu tarz uygulamaların getirdiği bir “ötekileştirici” muamelesi ve en önemlisi de “Siz de unutun, olanla yetinin!” baskısı hissedilmektedir. Gerçekten de çözüm bulunmazsa, bu haksızlıklar ve iade-i itibar noktasındaki eksiklik, Devletin ayıbı olarak kalmaya devam edecek!

Kuşkusuz onca yılda hakların teslim edilmesi ve iade-i itibar adımlarının atılması noktasında çok ciddî mesafeler alındığı ve bu konudaki duyarlılığın yüksek olduğu gerçeğini ortaya koyan bazı uygulamalar oldu.

Örneğin, mağdurların çalışamadığı dönemlerin SGK borcunun “kişisel SGK ödemesi” niteliğinde olsa da ödenmesi, kademe ve derecelerin düzenlenmesi bunlardan bazıları.

Aslında bunlar bile Devletin “Tam Devlet, tam adâlet” sorumluluğu içinde farkında olduğu ve gidermek istediği konular. Ancak mademki konu adâlet ve itibar, o zaman benzetme yerinde olacaksa, doktorun ameliyat sonrası bir makası bedende unutması gibi bir tekrar operasyon gerektiren “unutma” hâlinden çıkılması gerekmektedir. Bunun için de Devletin yasal bir düzenlemeyle, artık 28 Şubat dönemini tarih kitaplarında bir konu kalacak şekilde hayatın içinde devam eden (varsa) zehrini temizlemelidir. Çünkü toplumu zehirlemeye gizli de olsa devam eden ihmâl edilmiş hukukî durumlar, zamanla 28 Şubat zihniyetinde olanlara yeni fırsatlar verecektir.

Sonuç olarak, milletçe biliyor ve inanıyoruz ki, Cumhuriyet’in kuruluşunun 100’üncü yılını kutlayacağımız 2023 yılına ermek üzere iken ve bu yılı İstiklâl Marşı Yılı olarak anarken, hepimiz İstiklâl Marşı ruhunda buluşmanın heyecanında “Tam Devlet, tam adâlet” şiarının gereğini yapmalıyız.

Kuşkusuz bunun için de, başta 28 Şubat mağdurları olmak üzere, her alanda Şubat soğuğunda unuttuğumuz en ufak hakkı tutup yüceltmeliyiz…

Unutmayalım ki, gecikmiş adâlet demek, yaralı istiklâl demektir!

Kaynak: Haberajanda.net

Sedat Servet Hocaoğulları

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

1 yorum

  • Yorum Linki İlyas ÇELEBİ Pazartesi, 08 Şubat 2021 15:34 yazan İlyas ÇELEBİ

    Sa,
    Sedat Servet HOCAOĞULLARI nın yazısı hakikatleri bir kez daha ortaya koydu. özellikle şu satırlar içimizi acıttı, kanayan yaralamızı yeniden sızlattı.

    '' Oysa bugün FETÖ sebebiyle memurluktan atılanlar geri döndüklerinde, hizmet veremedikleri yıllar için çalışmışlar gibi hem maaşları, hem de ek dersleri dâhil tüm özlük hakları tam olarak iade edilmektedir. 28 Şubat mağdurlarının “Tam Devlet, tam adâlet” noktasında incinmiş olmalarının bir sebebi de hukukî süreç ve uygulamalardaki farklılıkların izahını beklemelerinden kaynaklanıyor.

    Çünkü örneklere bakıldığında, “çifte standart” veya “şüpheli hukuk” izlenimi veren bu tarz uygulamaların getirdiği bir “ötekileştirici” muamelesi ve en önemlisi de “Siz de unutun, olanla yetinin!” baskısı hissedilmektedir. Gerçekten de çözüm bulunmazsa, bu haksızlıklar ve iade-i itibar noktasındaki eksiklik, Devletin ayıbı olarak kalmaya devam edecek! ''

    Evet hepimiz çok iyi biliyoruz ki 6191 liler haklarının tamamını özelliklede en önemlilerini alamadılar ( görevine ve rütbesine kavuşamadı - geriye dönük maaşını alamadı - tazminatını alamadı.....), 6191 e dahil edilmeyen diğer kardeşlerimize ise koca bir hiç verildi. Zulmün en büyüğünü onlar gördüler. Bu yara kanamaya devam ediyor. Bizim gibi 28 şubat mazlumlarının kanaması, acısı, ızdırabı, çilesi .......... devam ederken ortaya çıkan '' AH '' lar bu milletin selameti için atılan her harcın mayalanmasına - tutmasına mani olur.

    ÇÜNKÜ ''' MAZLUMUN AHI

    zalimden AHESTE AHESTE ÇIKTIĞI GİBİ,

    YAPMASI GEREKENİ LAYIKIYLA YAPMAYAN / YAPAMAYAN DOSTLARINADA SIÇRAR ''

    O SEVDİĞİMİZ, MANEN VE MADDETEN DESTEKLEDİĞİMİZ DOSTLARIMIZ ''' ADALETİ GECİKTİRİYORLAR / HİÇ KİMSE KUSURA BAKMASIN.'' BU HAKİKAT GÜN GİBİ AÇIK,

    İstediğimiz kadar naif-latif-sabırlı-tevekküllü-mübarek-teslimiyetçi olalım,

    İstediğimiz kadar etkili ve yetkili dostlarımızı sevelim, ( ki bunda hiçkimsenin şüphesi olmasın, ALLAH CC için seviyoruz )

    Aman zarar vermeyelim, surda gedik açılmasın, kol kırılır yen içinde kalır diyelim yara kapanmıyor. '' AH '' lar dinmiyor.

    Hele hele batı çalışma grubunun kesinleşmiş cezaları infaz edilmeyince,

    birde yukarda alıntı yaptığım olaylar ve ergocuların iadei itibarları, ......................

    Size bir hatıramı anlatayım,

    Rahmetli Ferşat amcam yarı hafız, samimi, helal kazanan, iyi niyetli, sempatik kimseye kötülük düşünmeyen güzel bir insandı. Lakin Rahmetli Hacı İlyas dedemle bazı konularda ters düşer atışırlardı, istemeden de olsa amcam dedemi kırardı. Hepimizin bildiği gibi '' BABA HAKKI '' çok ciddi ve önemli bir husustur. Bunun üstüne amcamın işleri ters giderdi veya uzardı.

    Birgün köyde komşular dedeme sordular ;

    - Hacı İlyas amca, sen bu Ferşat oğlunu sevmiyormusun ona dua etmiyormusun?

    ---- Ula uşaklar ben Ferşatı hem severum hemde ona dua eterum. Çocuklarımın hepsini severum hepsine dua eterum.

    - Diğerlerinin işleri rast giderken Ferşatın işleri zor oluyor. Hacı amca niye böyle oluyor ? Yoksa beddua mı ediyorsun? bildiğin bir şey var mı?

    ---- ALLAH CC. korusun pen uşaklaruma petdua ( beddua ) etmem. Ama niye sinuda pilurum ( sebebini de ). Peni bazen çok boğaltayi ( bunaltıyor ). Pen Ferşata beddua etmeyrum '' AMMA BURNUMDAN ÇIKANLAR ONA YETİYOR '' der.

    EVET Aziz dostlar,

    Bizler sizleri seviyoruz, sizlere hayır duaları ediyoruz. Lakin şu Haklarımızın gecikmesi meselesinden dolayı burnumuzdan çıkanlar var.

    Vesselam

    Fiemanillah

    Raporla

Yorum Ekle

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuza emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

asder logo

Adaleti Savunanlar Derneğinin ilkelerini benimsiyor ve her alanda "adalet"değerini temel alan kural ve uygulamaların gerçekleştirilmesi için mücadele çalışmalarına katılmanın gereğine inanıyorsanız; bizi takip edin...