Ol deyince olduran…
Gönülleri iman nuruyla dolduran…
Allah’a Kuran’a peygamberlere bayrağa ve silaha yemin olsun…
Şehitlerim rahat uyusun gazilerim emin olsun… İntikam daim olsun…
Unutursak kanımız kurusun… Allah Türk’ü korusun … AMİN…
Gaziler şahı , Anadolu’yu bizlere yurt yapan ordunun askeri Sultan Muhammet ALPARSLAN Hazretleri Malazgirt’te askerlerine şöyle seslendi;
Ya muzaffer olur gayeme ulaşırım ya da şehit olarak Cennet'e giderim. Burada emreden sultan ve emredilen asker yoktur. Zira bugün ben de ancak sizlerden biriyim, sizlerle birlikte savaşan bir gaziyim. Ölürsem kefenim, üzerimdeki elbisemdir.
Ey Askerler! … Eğer şehit olursam bu beyaz elbise kefenim olsun. Ben nefsimi Allah'a adadım. Benim için şehadet de, muzaffer olmak da bir saadettir. Zaferi kazanırsak istikbal bizimdir.
Allah’ım! İslam’ın sancaklarını yükselt ve hayatlarını sana kulluk için esirgemeyen mücahitlerini yalnız bırakma! Ya Rabbi! Alp Arslan'ı, düşmanlarına karşı muzaffer kıl ve onun askerlerini meleklerin ile kuvvetlendir! Zira O, Senin rızanı kazanmak için varlığını, canını ve her şeyini fedadan sakınmıyor. O senin yolunda ve dininin üstünlüğü için nasıl cihat yapıyorsa Sen de onu öylece koru ve düşmanlarını kahret!
Fatihlerin şahı, tarihin muktediri Fatih Sultan Mehmet Han Hazretleri İstanbul’u kuşattığında ve umutsuzluğa duçar olduğunda ulu şeyhi Akşemseddin’in ona tavsiyesi şöyleydi;
“Fatih Sultan Mehmed Han, İstanbul kuşatması 50. gününe ulaştığında sabırsızlanır, canı sıkılır, haber gönderip Akşemseddin Hazretleri’ne bu durumun sebebini sorar. Cevap şöyle gelir: ‘Zafer için üç şartı esasi mevcuttur Padişahım. Hulusi niyet, fena hareketlerden haya, emirlere itaat. Kemali sükûnet ve intizamla verilen emirleri eksiksiz icra ediniz, ettiriniz. İmani bir heyecanın verdiği galeyan ile muharebeye koşunuz. Malik olduğunuz liyakati gösteriniz. Zillet geride, şehadet ileridedir ve inşallah fetih yakındır.’
Bu bilgileri neden verdim hemen anlatayım. Müslüman Türk askeri geçen gün yemin etti ve bu yeminin içinde tek bir kelime dahi olsa ataları gibi Allah’ı anmadılar, Türk var olsun demediler, Türk’ün yurdu, Allah’ın rızası için can feda demediler …. Ya ne dediler … ‘’Mustafa Kemalin Askerleriyiz’’ dediler.
Benim derdim kimse değil veya birilerinin arkasına sığınarak yapılmak istenilen darbe de değil (zaten öyle bir ihtimal çok ağır bedellere mal olur) benim derdim genç neslimizin sığlaşan kafası, katılaşan imanı, zayıflayan inancıdır!
Neden atalarını unutan gençler oldular, neden katil, soykırımcı Batının bize dayattığı ideolojilere sahip çıktıkları kadar kendi inançlarına, milletlerine sahip çıkmıyorlar.
Aklı başında kim bir siyasi ideolojiyi korumaya yemin eder ki! Aklı başında kim bin yıllık tarihten şandan, şereften feragat edip ve dahi yok sayarak bir fâninin askeri olmayı kendine yakıştırır ki! Burada büyük bir sorun var demektir. Bırakın siz darbeyi ve darbe üzerinden siyaset yapmayı ülkemiz nesilleri fikren işgal edilmiş! Üstelik 25 yıllık bir iktidarın ardından!
Bu gençlerimiz zehirlenmiş! Hesap sorulacaksa zehirlenene değil zehirleyene ve buna engel olamayana sorulacaktır!
Gelelim zehirlenen genç neslimize!
Herkes bilsin ki değişmeyecek olan tek şey şudur ki;
Türk’ün askeri Mehmetçiktir, Türk’ün askeri peygamber ocağında pişer, o ocakta sadece ve sadece iman vardır inanç vardır. O ocakta siyaset olmaz, ideoloji olmaz tek gaye Rıza-yı İlahi ‘dir.
Türk ne zaman ki Rabbini tanıdı ona hizmet etmeye başladı o zaman Dünyanın hâkimi oldu.
Türk’ün askeri sadece rabbine bağlıdır, onun adına savaşır, fetheder, şehit olur, gazi olur.
Kimseye hiçbir faniye bağlı olamaz Türk’ün askeri! Ya Rabbin için varsın ya da yok olmaya mahkumsun!
Genç kardeşlerim unutmayın ki bu zamana kadar yenilmez denilen çok rejim çok ideoloji yıkıldı. Baki kalan tek şey kendi medeniyetine ve kimliğine sahip çıkan milletlerdir.
Biz pergel misali medeniyetimiz ve kimliğimiz üzere sabit duracağız, dünyayı bize göre kuracağız …
İŞTE KIZILELMA BUDUR…

