Pazartesi, 15 Mart 2010 13:19

Sayın Başbug basınla değil kendisiyle konuşmalı

Sayın Başbug basınla değil kendisiyle konuşmalı

Genelkurmay Başkanımız Ankara’da yakalanan mühimmat dolu kamyon için savcı ve emniyetin ihbarcıya inanıp, askerden izin almamalarını ürkütücü bulmuş. Sormazlar mı “Siz darbe yapmadan önce izin mi alıyorsunuz?” diye.

Bazı darbe tutkunlarının kızıl elması yaşıyor. Askeri darbe yapamıyorlar ama hükümet darbesi yaptırmak istiyorlar. Kurtlar vadisini izleyenler bilir, Zaza Dayı’nın esprisinde geçen “Darbe duasına çıkalım” teklifine sinirlenenler Sayın Genelkurmay Başkanımıza bir öneride bulunuyorlar: “Asker yeni bir savunma hattı oluşturmalı!!!”

Sayın İlker Başbuğ’un gaza geleceğini sanmıyorum. Düşünüp istişare eden, doğaçlama konuşmayan bir komutanımızdır. Ancak akredite gazetecilerle konuşma serilerine devam etmesi bana savunma hattı sorgulaması yaptırdı.

TSK düşman olarak kimi görüyor, siyasete müdahale etme alışkanlığından nasıl kurtulacak bilmiyorum ama ‘söylenmeyenlere’ baktığımızda bir savunma hattı inşasını hissetmek mümkün. Çünkü dost düşman algısı değiştiğine dair hiç bir emare gözükmüyor.

Şu ana kadar hep asimetrik psikolojik savaşa karşı kendi kalesine güçlendirmeye çalışıyordu. Şimdi yeni savunma hattı için bir iki adım geri gidip taarruza geçmeye çalışıyor olabilir. Eğer bu niyet varsa bazı bilgileri kabul edip karşı hücumları azaltıp karşı propaganda başlayacak diye düşünmek gerekir.

Balyoz planına şiddetle karşı çıkıp “Lanetliyorum” diyen kesin, emin ve kararlı ses tonunu hepimiz hatırlıyoruz. Şu anda Balyoz planı için “Son derece ciddi” tanımlaması getirdi. Daha sonra Dursun Çiçek Albay gibi bir kaç emir kulunun üzerine konu yıkılıp kapatılmaya çalışılacak izlenimi güçleniyor.

Susurlukta olduğu gibi darbe yapma planındaki kişilere yasa dışı silah bulundurmaktan komik  bir ceza verip konuyu yargı yolu ile kapatma klasik yöntemi denenebilir.

TSK darbecilik konusunda bir ‘yüzleşme’ yapamıyor

Genelkurmay Başkanı iç güvenlik konularında ağzını açtığı zaman sadece doğruları söylemelidir. Yoksa yanıltıcı ve aldatıcı izlenim oluşur ve güven azalır.

Bir komutanın en büyük sermayesini ve savaş gücü arkasındakilere verdiği güven değil midir? Lider öngörüsü hatalardan maksimum karı elde etmeye çalışır. Zayıf yanları itiraf eden lider kendini kusursuz göstermeye çalışan lidere göre daha çok güven vericidir.

Sayın Genelkurmay başkanımız bazı soruları kendine sormalıdır. Bir insanın gerçek dostları ona ayna olanlardır.

Sosyal ve politik psikoloji ile ilgilenen bir kişi olarak zaman zaman aynayı kendime tutmaya çalışırım. Şu anda acaba Genelkurmay Başkanımıza haksızlık yapıyor muyum diye kendi kendime soruyorum ama maalesef TSK darbecilik konusunda bir yüzleşme yapamıyor.

Birinci gerekçem “Askerin yanlışı sivilin doğrusundan üstündür” düşünce alışkanlığı devam ediyor. Tıpkı “Komutanımın yanlışı benim doğrumdan üstündür” diye eğitilen Harbiyeliler gibi.

İkinci gerekçem 1960’lı yıllardan beri TSK içinde “darbeleri desteklemeyen” kadrolar tasfiye edildi. Şimdi darbeci çeteler sivil yargının elinde ama TSK’daki uzantılara hiç dokunulmuyor.

Reşadiye’de önlenebilir hata var mıydı?

Üçüncü gerekçem şehit olan evlatlarımızın büyük çoğunluğu “Önlenebilir hatalar” nedeniyle öldü. Reşadiye baskını telsizle tespit edilmişti, bu suçlamalar üzerine kayıtlar incelenince ortaya çıktı. Önceden saptansa baskın önlenebilecekti. Telsiz dinleme yeteneği kullanılmamış. Bütün bu hatalara rağmen 12 adet mühimmat dolu kamyon, karpuz taşır gibi şehir trafiğine gönderiliyor. Önlenmek istenmeyen kasıtlı hata yapılıyor diyenlere ne cevap verelim?

Dördüncüsü bu kadar emir komuta zinciri dışında çeteler ortaya çıkmışken ve askeri hiyerarşiye uymayan darbecilik emareleri varken darbe yapmak isteyenlere karşı “Olağanüstü durum eylem planı” yapılmamasının açıklanabilir bir nedeni yoktur.

Genelkurmayın iç politikadaki geçmişi çok kirliymiş

Beşincisi, Sayın Mahir Kaynak’ın 12 Mart 1971’de deşifre ettiği 9 Mart cuntacıları ile pazarlık yapan Genelkurmay örneği çok utandırıcıdır. MİT ve bazı kurumları 9 Martçılara veriyor diğer kurumları 12 Martçılar alıyor. Acaba şimdi böyle pazarlıklar olabilir mi? Bu soruya hayır diyemiyoruz.

İnsafsızlık değil de ne?

Altıncısı, Balyoz darbe planında 3 albay, 66 binbaşı 852 subayını tasfiye etme planına suskun kalan Genelkurmay sanık paşalara silah arkadaşım diye sahip çıkıyor.

Sanki her darbeden sonra tasfiye edilen veya YAŞ kararları ile GATA’ya bile sokulmayan subaylar silah arkadaşı değil. Ergenekon sanığı Hurşıt Tolon’u silah arkadaşım diye Harp Okulundaki teröne çağır binlerce subayı yargısız infazla ordu evlerine bile sokma. İnsafsızlık değil de nedir bu?

Biraz aynaya bakmalı ve kendinle konuşmalısın Sayın Generalim. Akredite yani makbul gazetecilere artık kimse inanmıyor. Onlarda kendilerini kullandırtmamalılar.

Yedincisi, insanımızın onurlu ve özgür yaşama talebi doruk noktasındadır. Dünyada fiziksel sınırların ortadan kalktığı, şeffaflığın en büyük gerçek olduğu teknoloji patlaması çağında “Savunma hattı değiştirme” gibi ayakları bu toplum olarak yutmuyoruz.

Osmanlı’da hükümdarın kulu olmak yakın zamana kadar devletin kulu olma şeklinde devam etmişti. Devlet yaşam tarzı belirler ve insanları buna göre sınıflandırırsa o devlete saygı duyulmaz. Bu devleti kutsallaştıran iddiadan vazgeçildiğine dair hiç bir ifade göremedik.

“Aç ve sefil yaşarım onursuz ve özgürlüksüz yaşayamam” diyen bireyi yücelten yeni dünya size sadece üzülerek bakıyor.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan - Haber 7
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

Son Düzenlenme Salı, 16 Mart 2010 13:19
Prof.Dr. Nevzat Tarhan

Yönetim Kurulu Başkanı

www.nevzattarhan.com | Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Yorum Ekle

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuza emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

asder logo

Adaleti Savunanlar Derneğinin ilkelerini benimsiyor ve her alanda "adalet"değerini temel alan kural ve uygulamaların gerçekleştirilmesi için mücadele çalışmalarına katılmanın gereğine inanıyorsanız; bizi takip edin...