Perşembe, 11 Ağustos 2011 09:59

Tarihlerden Ağustos... Söze Ne Gerek

Anadolu Türkümüz 26 AĞUSTOS 1071’de Malazgirt’te başladı. Bir yiğit adam meydana çıktı. Beyaz bir atın üzerindeydi. Beyaz bir kefen giymişti… malazgirt Ovasında ordusunun önünde hızlı bir tur attı. Ortalık toz duman oldu. Sonra birliklerinin orta yerinde durdu. “-İsteyen evine dönsün, Allah için, Resulullah’ın davası için kalanlar… İşte önünüzdeyim, meydan yerindeyim.”dedi.

 

“Aylardan ağustos, günlerden Cuma

Gün doğmadan evvel iklîm-i Rum'a

Bozkurtlar ordusu geçti hücüma

Yeni bir şevk ile gürledi gökler

Ya Allah... Bismillah... Allahüekber![1]

 

250 bin Bizans Askerinin karşısında 40 bin Türk ve İslam yiğidiydiler. Malazgirt meydanında ebediyen dirildiler. Milletimize Anadolu’yu yurt yaptılar.. Sadece Milletimize mi? Hayır! Tüm Müslümanlara.. Düşünün ogünden sonra kendi toprağında hayat hakkını kaybeden, mazlum ve mağdur Müslümanlar hep Anadolu’ya sığındı. Halen de öyle değil mi? En son Bulgar zulmünden kaçan Türkler, Afganistan’da Rus Zulmünden kaçan Kırgızlar, Irak’ta Halepçe’de katledilen Kürtler…

 

Tarih sırasıyla: Malazgirt, Otlukbeli, Çaldıran, Mercidabık, Mohaç, Sakarya ve nihayet 30 Ağustos 1922'de gerçekleşen Dumlupınar Başkomutanlık Meydan Muharebesi, geçmişten ders almasını bilmeyenlerin aynı amaçlı hareketlerinin, sadece Türkler açısından değil, insanlık tarihi bakımından da önemli zirve noktalarıdır. Aynı düşmanların, Müslüman-Türk Milletini tarihten silme gayretleri hep zaferlerimizle sonuçlanmıştır.

Ağustos ayının önemi işte buradadır. Yukarıda ismi geçen savaşların hepsi Ağustos ayında cereyan etmiştir.

1071'den 851 yıl (yaklaşık 9 asır) sonra, 30 Ağustos 1922'de; Gazi Mustafa Kemal'in emir komutasında kazanılan zaferle, Anadolu topraklarının, ebedî Türk Yurdu olduğu bir defa daha ispat edildi.

Ağustos ayındaki zaferlerimiz, 1071 ile 1922 arasında ayın her yaprağını dolduracak zenginliktedir.

 

Bakıldığında 26 Ağustos 1071 Malazgirt Meydanı’da, 30 Ağustos 1922 Afyon Ovası’da Kahramanlık, Feraset, İman, Allah’a teslimiyet, Vatan Sevgisi, Türk’ün Cihangirlik ve Komutanlık Zekâsının örnekleri ile doludur. 30 Ağustos tarihin en büyük taktik aldatma harekâtlarından biridir.

Düşünün, İkinci Viyana’dan bu yana çekilen ordumuz buradan itibaren düşmanı savurup atmış, dokuz günde 400 km. mesafeyi düşmanı sürerek İzmir’de denize dökmüştür.

1916 yılında İngiliz Ordu Komutanı General Allenbi Kudüs fatihi Selahaddin Eyyübi’nin Şam’daki mezarını (sandukasını) tekmeler.. “-Kalk selahaddin Kalk. Kudüs’ü geri aldım. Kalk ta kurtar bir daha.” 1920 yılında 30 Ağustosta esir düşen Yunan başkomutanı Trikopis Bursa’da Orhan Gazinin sandukasını tekmeler. Davranış aynı. “-Kalk Orhan Kalk… Bizans’ın evlatları olarak biz yine geldik.. Kalk oğulların kölemiz, kızların hizmetçilerimiz olacak.. Kalk kurtar bakalım…” İki ayrı Milletten ve Hıristiyan Mezhebinden iki ayrı general.. Ama tepki aynı. Ceddimizin kabirleri tekmeleniyor. Medeniyetimizin büyük Komutanlarının..

Tabii burada düşünülmesi gereken basit soru da şu dur. Aynı toprağın, medeniyetin, terbiyenin çocuğu olan günümüzün okumuşları şu generaller gibi aynı yöne bakamaz, aynı şeyi göremez?

Milletimiz 1000 yıldır Ordusuna “Peygamber Ocağı” der, Asker Evlatlarına da “Mehmetçik (Küçük Muhammed)”. Bu şuurla Muharebe meydanlarında ebedileşen büyük bir Medeniyetin, Kutlu bir mazinin evlatları olarak, geleceğe birlik ve beraberlik içinde bakmalıyız.

Halil MERT http://www.facebook.com/81mert,  http://twitter.com/#!/merthalil

(E) Topçu Yarbay

Strateji Uluslararası İlişkiler ve Yönetim Uzmanı



[1] Malazgirt Marşı, N. Y. GENÇOSMANOĞLU

Halil MERT

(E) Topçu Yarbay

Strateji ve Yönetim Uzmanı

https://www.youtube.com/user/81mert1 | Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
Bu kategoriden diğerleri: « Sömürü ve Somali Vesayet Yaklaşımı »

1 yorum

  • Yorum Linki Şehreminli Cumartesi, 13 Ağustos 2011 01:25 yazan Şehreminli

    Şu klişeleşmiş laflardan kurtulalım artık. Mustafa Kemal hakkındaki çoğu olay saptırılmıştır. Bu zat Filistin cephesindeki çöküşten sorumlu olduğu halde kahraman gibi gösterilmiştir.. Resmi tarih denilen yazıların neredeyse yarısı yalan dolandır. gerçek kahramanlar hain başarısız komutanlar ise kahraman olarak anlatılmıştır.
    Yalan söyleyen tarih utansın, isimli eseri özellikle yazar kardeşimin okumasını rica ederim. Burada yıllardır okullarda okutulan yalanları tekrar dinlemek istemiyorum. Lütfen insaflı olun ve dinimizi ortadan kaldırmak istediğini açıkça söylemiş kişileri övmeye kalkmayın. Gına geldi yahu...

    Raporla

Yorum Ekle

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuza emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

asder logo

Adaleti Savunanlar Derneğinin ilkelerini benimsiyor ve her alanda "adalet"değerini temel alan kural ve uygulamaların gerçekleştirilmesi için mücadele çalışmalarına katılmanın gereğine inanıyorsanız; bizi takip edin...