Yeni anayasa çalışmaları başladı. Bu çalışmalar aslında Medeniyet Coğrafyamızda bir ilk. İlk kez seçilenler devleti yeniden yapılandıracak. Çevre kardeş ülkeler içinde bu deneyim o kadar önemli ki. Ama tartışmalara bakılırsa tartışmalar “-etnik yapılara ne kadar özgürlük verilecek?” sorusu etrafında kümeleniyor.
Esasında anayasalarımızdaki temel sorun “Vesayet”. Tabii bu vesayeti de kendi içinde bölümlere ayırmak lazım.
Yargı Vesayeti,
Askeri Vesayet,
(Brokratik) Yürütme Vesayeti,
İş/finans Çevrelerindeki işbirlikçiler gibi.
İlginçtir Dünyada ve Ülkemizde Darbe yapıp demokrasiyi akamete uğratanlar bu vesayet sahipleridirler. Bu gruplar ayrıca Uluslararası emperyalizmin yerli işbirlikçileridir.
En büyük özellikleri de kendi toplumlarına yabancı ve toplum değerlerine düşman olmalarıdır. Topluma zerrece saygı duymazlar. Daha da kötüsü, toplumsal işkence yöntemleri ile vatandaşları küçük görürler, devletin ve kamunun tüm imkanlarını kullanırlar. Vatandaş onlar için maldan kapılarındaki hayvandan farksızdır. Ezan sesinden rahatsız olurlar, halkın selamlaşmasından tiksinirler.. Kandil kutlaması bile onlar için aşağılık bir durumdur. Ama Noelde kilisede ayine katılmak modernliktir, hoşgörüdür. Özetle toplum artık aynı zamanda asalak ta olan bu guruhtan kurtulmalıdır asıl..
“Devletle ilgili ölçü konmuş. “-İnsanı yaşat ki devlet yaşasın!” Ne güzel değil mi? Gardiyan değil, hizmetkar devlet. Ekseninde insan olmayan tüm düzenler birer birer çökmektedir. Önce faşizm, sonra komunizm.. Şimdilerde her türlü diktatör rejimler birer birer gidiyor. Türkiye 1980 anayasası ile 28 şubat sürecinde demokrasi adına işlenen cinayetlerle bin yıl geriye götürülmeye planlanmıştır. Ama Allah’ın lutfu ile bu süreçten çabuk kurtulunmuştur. Maalesef izleri en az 100 yıl sürer. Sadece üniversiteye gidemeyen Meslek ve İmam Hatip Liseli evlatları düşünün.. ordudan atılan insanları, fişlenen işadamlarını düşünün..
Bakıldığında vesayetten ve halk düşmanlarının baskısından kurtarılmış bir anayasa ile devlet yeniden yapılandırılırsa bu kez insanımız ve gelecek hükümetler daha inisiyatifli hareket edecekler ve toplumsal mutabakat sağlanacaktır.
Hasılı yeni anayasa çalışmasında eksen vesayetin her türünden toplumu ve devletin yeni yapısını kurtarmak olmalıdır. Gerçek devrimleri toplumlar yapar. Demokratik ve özgür seçimlerle kurulmuş, halkın iradesinin yansıdığı meclisler yapar. Ülkemizde bu yönü ile temel sorun seçim barajından dolayı mecliste temsil edilemeyen parti ve siyasi yapılardır ki, esasında anayasa komisyonunda bunlar da temsil edilmelidir. bu meyanda meclis başkanının davranışı duyarlıdır, ancak yeterli değildir.
Bir diğer önemli konu da siyasi partilerin henüz netleşmiş beyan ve duruşları yoktur. Daha önce yapılan Anayasa referandumu bir mesaj verdi tabii. Mevcudu aynen korumaya çalışan statik ve vesayetçi duruşların kontrolündeki siyasiler. Maalesef görüş olarak çok farklı yerlerde durdukları zannedilen partiler CHP+MHP+DP+BDP.. anayasadaki değişikliğe bile karşı çıktılar. Sonucunda genel Seçimlere girildi. Yerel Seçimlerde son anda bir kısım cemaat ve tarikat MHP’ye yönlendirilmese CHP hariç tüm bu partiler meclis dışında kalacaktı. Burada CHP dışındaki partilerin de geleneksel sağcı partiler olmasına ve toplumun onları nasıl cezalandırdığına dikkatinizi çekiyorum.
Yeni süreçte halk ve kamuoyu daha etkin olacaktır. Arap Baharı ile diktatörlere karşı duran medeniyet coğrafyamızın özgürleşmeye çalışan evlatları Anadolu’da yaşanan demokratik ortamı daha da geliştirme arzusunu seçim sandığında irade olarak ortaya koymuştur. Siyasiler bu hesabı seçime dönük bir kaygı olarak görmelidir. Bu arada PKK+KCK gibi bölücü yapılarda zayıflamaktadır. PKK militanın cenazesinde aileler bayrağımızın altında taziye kabul etmektedir ki bu artık bölge insanının bölücülüğe prim vermeyeceğinin de göstergesidir. Hele de BDP ve KCK’lıları kabul etmemeleri çok önemlidir. Özetle “-Bölünürüz!” paranoyasından da yeni anayasa çalışmalarında kurtulunmalıdır. İlave olarak toplumu geren kesimlere karşı tedbir alınmalıdır. Anayasa yapma sürecini ülkemiz sükünetle geçirmelidir.
Yazıma bilahare somut önerilerle devam edeceğim.
Halil MERT http://www.facebook.com/81mert, http://twitter.com/#!/merthalil
(E) Topçu Yarbay
Strateji Uluslararası İlişkiler ve Yönetim Uzmanı

