Milletçe büyük bir şok yaşıyoruz. Beklemediğimiz bir yerde, beklemediğimiz bir zamanda, beklemediğimiz bir şekilde ve beklemediğimiz bir ülke tarafından bir keşif uçağımız düşürüldü. Hem de kasden ve her ne kadar kıvırtmaya da çalışsalar, resmen taammüden!
Hiç aklımıza gelir miydi; Suriye tarafından bir jetimizin uluslar arası sularda füze ile düşürüleceği?
Her ne kadar kopma noktasına gelmişse de son zamanlarda ilişkilerimiz; doğrusu kimse beklemiyordu bu kadar vahim bir hareketi.
Derler ki; zikrinden gafil olan balık, o anda gelirmiş oltaya…
Uluslar arası ilişkiler gaflete tahammül edemez.
Olan oldu! Dersimizi alıp, önümüze bakalım.
Şu süreçte nasıl bir strateji uygulamalıyız, onu düşünelim.
Beşar Esed’i tahlille başlamalıyız.
Azınlık ve zulüm iktidarına karşı çoğunluk ve adalet isteyen halkının isyanıyla iyice bunalmış, insanlıktan uzak ve vahşi bir şekilde katliamlarına rağmen sindiremediği halkının direnişiyle dünya kamuoyuna karşı rezil olmuş, adeta köşeye sıkışmış yaralı bir kedi gibi, akılsız ve şuursuzca son bir gayretle pençelerini rast gele savurmaya çalışan perişan bir hal…
Her şey beklenir böyle bir haleti ruhiyeden. Ayağının altından sürekli kaymakta olan iktidarını ne pahasına olursa olsun koruma içgüdüsüyle hiçbir vicdana sığmayan, lakin cinnet mustatili ruh halinin her türlü eylemlerini görebilirsiniz.
Öteden beri kucağında oturduğu Rusya’sının iradesine teslim olmuş pespaye konumuyla izansız çırpınmalarını her an bekleyebilirsiniz.
Bu gözü dönmüş, masum vatandaşlarının kanlarıyla yaşamını idame ettirmeye çalışan, idrak yoksunu katil oğlu katille konuşmaya, insan gibi iletişim kurmaya mı çalışırsınız, yoksa ayağına diken batırılmış bir aslan gibi pençenizi kafasına mı indirirsiniz?
Elbette kısa zamanda çapulcularını darmadağın edebileceğimiz, yaptıklarından ötürü akıl danesi yakın akrabalarını bin pişman edebileceğimiz güç ve kudretin sahibiyiz.
Ama unutmamız gereken çok önemli bir husus; orada bizim din kardeşimiz olan halk yaşamaktadır.
Savaş hali başka bir şeye benzemez! Kurunun yanında çok yaş da götürür. Ayrıca aportta bekleyen, böyle bir harekâtımız için ellerini ovuşturarak planlar yapan, asıl arkadaki sinsi güçleri unutmamamız gerekiyor.
Adeta kıyamet savaşına doğru savrulduğumuz ve bir türlü bitmemiş olan Ortadoğu ateşinin daha harlanması için değil, hafifletilmesi için çaba sarf etmemizin daha mantıklı olduğu kanaati yaygın bulunmaktadır.
Esed ne kadar çırpınırsa çırpınsın gidecek!
Gitmesi için bütün gücümüzle bastırabileceğimiz ve uluslar arası arenada değerlendirebileceğimiz bir koz elimize geçmiş bulunmaktadır.
Şimdi olanca ağırlığımızla seslendireceğimiz malzeme elimizdedir. Tüm dünyayı bu haklı davamızda yanımıza alıp bedelini en ağır şekilde ödetmeliyiz.
Büyük ülkeye düşen görev; kurgulanmış oyunlar içerisinde figüran değil, kendi adil stratejisinin tatbikinde yönetmen olabilmektir. Büyük devlet tahrik ile hareket etmez. Onun kendi strateji ve taktikleri, uluslar arası ilişkilerde uzun vadeli planları vardır. O kendinden emin bir şekilde kendi iradesini kendi planları dâhilinde kullanır.
Her ne kadar; devler liginin ihtişamlı imparatorluğunun mirasını inkâr etmekle, hususen de ahmak ve beceriksiz idareciler marifetiyle epey zaman kaybettiysek de, düşürüldüğümüz sefil halden ve aşağılık kompleksinden sıyrılmamızın, artık ceddimizin yüce idealini kuşanmamızın zamanı gelmiştir. Milletimiz buna layıktır. Koskoca Devleti Aliye’yi tarumar edip Afrika kıtasındaki bir kabile devleti haline getiren zihniyet artık ilelebet bitmiştir. Ufuk sahibi, cesur liderlerin iktidara gelmesiyle süratle aslına rücu etmeye yönelen ülkemiz özellikle son on senedir, adeta dünya müslümanlarının ve mazlum halkların ümidi olmaya başlamıştır. Bu demektir ki; içine kapanmış küçük ve zavallı ulus devlet şimdi atalarının “dünya dengeleriüzerindeki söz hakkı” mirasının taliplisi, büyük ve gelişmiş demokratik bir cumhuriyettir.
Dolayısıyla rutin eğitim programını uygulayan silahsız bir keşif jetimizin kalleşçe düşürülmesinin hesabı görülecektir. İhmal edilmeyecek, imhal edilecektir.
Vakarımızla gerekli müzakereler, gerekli devletlerle yapılacak ve kendi irademizin tahakkuku bize yaraşır bir şekilde gerçekleştirilecektir.

