Salı, 23 Ocak 2018 12:19

ABD için kızıl kıyamet kapıda; kızıl elmayı unutma!

ABD kızıl elmanın ne anlama geldiğini bilmez ama tehlike çanlarının nasıl çaldığını iyi bilir. Yakın zaman tarihinde yeryüzünün en barbar devlet kimdir diye soracak olursak sanırım hepiniz tek bir sesle ABD’dir dersiniz.

Batılı devletlerin, 1700’lü yılların başından beri İslam coğrafyasını istila edebilmek için bin bir türlü cambazlık yaptığını görüyoruz. Ahlak bilmez Batı’nın kimine siyah, kimine beyaz, kimine orta sınıf, kimine soylu diyerek her türlü insan ayırımcılığını yaptığını görecesiniz. İstediklerini elde etmeye çalışmak için aşağılık bir toplum olduğunu unutmayalım. Ancak her dönemin sonu olduğu gibi bu cambazlığın da bir sonu elbet olacaktır.

TSK’nın aynı anda 72 uçak ile Elbab için 72 şehit koduyla çok az ülkenin başardığı hava harekâtını gerçekleştirmesi önemli bir mesaj niteliğidir. Birçoğumuzun başarı üzerinden yorumlaması elbette önemlidir ancak bana göre daha mühim olanı bize bedel ödetmeye çalışan dar kafalı Batı Bloğunun alması gereken mesajın detayının ne olduğudur. 72 canı bizden aldınız ancak 72 canı temsil eden 72 jetle 72.000 canınızı tek harekâtla alırız. Alt metinde yatan bu mesajı gördüğümüzde bu harekâtın iyi bir kurgu ve yönetimle icra edildiğini görüyoruz. 

Sayın Cumhurbaşkanımızın kullanmış bulunduğu atasözleri ve deyimlerin hiçbir zaman sıradan olmadığını ve yerini bulduğunu görüyoruz. Meydanlarda Sayın Cumhurbaşkanımızın “Men dakka dukka” Türkçesi ile “Eden bulur!” sözleri, verilmesi gereken mesaj açısından net bir ibare içeriyor. Bölgemize ekilen nifak tohumları Sünni, Şii, Kürt, Türk, Arap, Türkmen gibi milletleri ötekileştirme hastalığının sıradan bir hastalık olmadığını öğrenme zamanı gelmiştir. unutmayalım.

Eden bulur sözünün altında yatan mesajı; Arap dünyasının uzun yıllar İngilizlerle sırdaş olması ve İslam coğrafyasına ihanet ederek Osmanlı’ya sırt dönmesi olarak okuyabiliriz. Bugün ülkeler bazında Osmanlı’ya ihanet edenleri tek tek sayabiliriz ancak saysak da nafile. Baktığımızda ne Suudilerin, ne Mısır’ın, ne Irak’ın, ne Libya halkının çok da memnun olmadığını görüyoruz. İşte edenlerin bulduğu dünya... Dileğim odur ki; inşallah bu devletler Türkiye’nin ümmet için çalıştığını anlar. 

Gelelim baş kâfire… Bu kâfir zaman zaman isim değiştirebilir. Bazen ABD’dir, bazen de İngiltere. Baş kâfirlerin etrafında şekillenen Almanya, Fransa, Hollanda ve daha birçok ülke göreceksiniz. Bu ülkeler İslam coğrafyasını bir maden yatağı olarak gördükleri için her türlü kan ve gözyaşını görmezden gelebilirler. Bunu da Marksist ve Leninist seküler Kürtleri kullanarak yaptığını görmekteyiz. Uzun yıllardır bölgemizi asimile etmeye çalışan Batı’nın, bunu başaramadığı için artık mücadelesini açık ve doğrudan yaptığını görmekteyiz. Uzun zamandır hazırlık içinde olan ABD ve yandaşlarının 1978 yılından beri devrim Kürtlerini, ASALA’yı ve PKK’yı kullandığını sağır sultan bile bilir.

Ey Kürt Halkı! Bırakın Batının yavşak dilini, ikiyüzlü politikalarını… Sizler bu coğrafyanın temel taşlarından olup, ümmetin hamurusunuz. Irk hastalığından arının. Ümmet sizlerin ne kadar Türk veya ne kadar Kürt olduğunu bilmez. Yarın sizlere peygamber çizgisinde ne kadar hizmet ettiğiniz sual olunacaktır. Ümmete hizmet dışındaki bütün çabalar, Batı’nın amaçlarına hizmettir. Tabii ki soracaksınız “Kürtlerin neden bir devleti yok?” Ancak bunun cevabı nettir. Kürtlerin devleti Türkiye’dir. Türkiye toprakları dışında kalmak, ancak yem olmak anlamına gelir. Unutmayın ki ümmetin bayrağının işaret ettiği yer Selahaddini Eyyubi’nin, Selçuklu’nun, Osmanlı’nın sancağı altındadır. Bunları birbirinden ayırırsanız mayanızda bir sorun var demektir. Bugün batının amaçlarına hizmet etmek Türk’ü ve Kürd’ü birbirinden ayırt etmek demektir.

Biz Müslümanlar feraset ve liyakat ile birbirimize sarılmak zorundayız. Anadolu’nun mistik tarihi ve buram buram cennet kokan coğrafyası hepimizi bağrına basacaktır. Yeter ki biz bu iki günlük dünyada ümmete layık olalım. Kur’an ve sünnet ışığında yürümek tüm insanlığa farz olduğu gibi Kürtler ve Türkler üzerine de farzdır. 

“Men dakka dukka!” Eden bulsun! Ancak bu Kürtler olmasın. Burada PKK’nın değirmenine su taşıyan Kürtler olmasın. Marksist yapılanmaya girmeye çalışan Kürtler şunu unutmasınlar; tarih ile yüzleşmek için zamanın bile olmayabilir. Bu yüzden kızıl elmayı iyi bilmek gerekir ve kızıl elmanın içinde insanlığa hizmet etmiş milletler vardır; Türkler, Kürtler, Araplar… Hangi ırktan olursa olsun, ümmete hizmet edecek her millet başımın tacıdır. Afrin operasyonu ne ilk ne de son olacaktır. Ümmet milletleri insanlığa, insanlık bizleri meydanlara davet edecektir.

Veselam

Okunma 223 defa
Sabri BALAMAN

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Yorum Ekle

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuza emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

asder logo

Adaleti Savunanlar Derneğinin ilkelerini benimsiyor ve her alanda "adalet"değerini temel alan kural ve uygulamaların gerçekleştirilmesi için mücadele çalışmalarına katılmanın gereğine inanıyorsanız; bizi takip edin...

E-Bülten

E-bültenimize üye olun. Haber ve duyurularımızı kaçırmayın.

Spam göndermiyoruz.

Bu sitede yer alan yazılar, makaleler, haberler yazarların sorumluluğundadır. © 2018 ASDER. All Rights Reserved.

Design & Development by JoomShaper