Salı, 15 Mayıs 2018 16:56

İsrail’in esiri olmuş aşağılık Batı dünyası

Geçtiğimiz günlerde Fransız siyasetçiler ve aydınlar, haddini aşan açıklama ve beyanlarda bulundular. 300 soytarı ve zibidi bilmedikleri bir dini, okuyamadıkları bir kitabı, Kur’an-ı Kerim’i çağın şartlarını bahane ederek rencide edici sözlerle aşağıladılar. Kur’an-ı Kerim’de geçen bazı ayetlerin Yahudilere karşı şiddete teşvik ettiği gerekçesiyle çıkarılmasını istediklerini kamuoyu ile paylaştılar. Böyle hadsiz ve çapsızlar, İslam dininin barış dini olduğunu, insanlığa hizmet dini olduğunu bilmedikleri gibi kendi dinlerini bile bilmezler.

Kur’an-ı Kerim, Yahudilerin Hristiyanlara yaptığı zulmü anlatmıştır. Kendi milletinden başka tüm insanların haklarını hiçe sayan düşünce yapısı Siyonist kafasına aittir. Siyonist kafasına sahip olabilmek için ille de Yahudi olmak gerekmez. Kaldı ki Siyon kafasında bir insanın insanlığa hizmet etmesi de mümkün değildir. Yahudilik eşittir kötülük demiyoruz ancak Siyonist Yahudilerin 70 yıldır Filistinlilere yaptığı zulmü anlatmak insanlığın borcudur. İslam tarihinde hiçbir zaman Müslümanlar Yahudilere eziyet etmediği gibi düşmanlık da yapmamıştır. Batının, Yahudileri bir maşa olarak İslam dünyası üzerinde kullanması ise tesadüf değildir.  

Vatikan ve İsrail’in işbirliği içerisinde İslam dünyası üzerinde uyguladığı bu kirli plan bugün Sarkozy veya Fransız aydınların yüz bulmasına fırsat tanımıştır. Arap dünyasının tüm bu haksızlıklara, karışıklıklara rağmen kör ve sağırı oynaması, Batıya karşı sesiz kalmasıysa dilsiz şeytan suskunluğundandır.

İsrail Devleti’nin Siyonizm politikası sayesinde Batı dünyasında güçlendiği açık bir şekilde görülmektedir ancak Batı, Ortadoğu üzerinden çıkarlarını korumak için var gücü ile İsrail’i öne sürmektedir. “Bugün İsrail’in nükleer güç sahibi olması, İslam dünyasını tehdit etmesi, bölgeyi kan revan içinde bırakması…” Bunların tamamının bir İsrail politikası olduğunu Şam’daki şeytan bile biliyor. Hollanda’daki İslam karşıtlığı görüşünün, Alman dergilerindeki Kur’an karşıtlığının, Avusturya’da İslamofobinin, tüm bunların bir merkez tarafından organize edildiğini açıkça söylemek gerek. 

Batı’nın uşaklığını yapan İsrail’in Orta Doğu’daki katliamlarına devam etmesi ve dünya kamuoyunu hiçe sayarak, Batının tetikçiliğini yapmasının hesabı elbette bir gün Siyonist Yahudilerden sorulacaktır. 

Batılı aydınların her platformda İslam’ı hor, gerici, yobaz ve marjinal düzeye çekmesine karşılık İslam dünyasının bu alçaklığa karşı sessizliğini koruması, üzülerek söylüyorum ki içimizdeki acıyı arttırıyor. Bizdeki İslam aydınları(!) mezheplerle, cemaatlerle uğraşarak gün geçtikçe düşmanlarımızı, düşmanlığımızı nasıl arttırırız derdine düşüyor…

İsrail her gün Filistinli kardeşlerimizi katlederken bu haberleri duymak artık bize sıradan haberler gibi geliyor. Merhametin ve asıl kardeşlik kavramının tam anlamıyla ne manaya geldiğini, hak yolunda cihadın ne olduğunu unuttuk. Peygamber sevgisini sıradan sevgiye dönüştürdük. 

Bugün İsrail mallarını boykot edelim dediğimizde en çok Müslümanlar rahatsız olacak… Çünkü giyimden gıdaya, endüstriden sanayiye bütün günlük ihtiyaç malzemelerini tüketenler bizleriz. Bakıyorum da marka meraklısı, gösteriş hastası Müslümanlar olmuşuz. İsrail ve Batının ürettiği mallara müptela olan bizler nasıl esaretten kurtulacağız? Ne yazık ki bunu fırsat bilen bir Batı aklı var ve bu akıl her zaman bizleri kullanmaya çalışacaktır.

Sonuç olarak Kur’an-ı Kerim ayetlerini İsrail için tehdit olarak gören bir grup hadsiz, zavallı Batılı, İsrail’i insanlığa davet etmekten çok caniliklerine destek olmaya devam edeceklerdir. Buna karşın İslam dünyasının hızlı bir şekilde kendisine çeki düzen vermesi zorunlu olduğu gibi kendisini sorgulamalıdır da.

Kur’an-ı Kerim’in dayanak noktası kuvvet ile Hak’tır. Bunun gereği de eşitlik ve adâlettir. İslam’ın hedefi çıkarcılık değil, iyilik, insanlığa hizmettir. Bunun gereği de sevgi ve yakınlaşmadır. 

İslam dini ırkçılık ve faşizm değil; ümmet kardeşliğidir. Bunun gereği de barış, kardeşlik ve dış saldırılara karşı savunmadır. İslam’ın hayat ilkesi kavga ve çatışma değil, yardımlaşmadır. Bunun gereği de birlik ve dayanışmadır. Bir Müslüman nefse veya batıla tapmaz, ilahi Hakk’a iman eder. Bunun gereği de insanî yükseliş ve ruhsal olgunlaşmadır.

Böyle bir medeniyeti içeren ve doğru insan olmayı emreden Kur’an sizi ürkütmemeli ve korkutmamalıdır. Eğer Kur’an medeniyetini kabul etmezseniz; faşist, kapitalist, kateşist, komünist ve sosyalist medeniyette aradığını bulamamış olan sizler, hangi medeniyeti kabul edeceksiniz? Kaldı mı girebileceğiniz başka bir medeniyet? O halde hiç vakit kaybetmemelisiniz!

İslam’ın kırmızıçizgisini kanla boyayan katil İsrail’in açtığı ateş sonucunda şehit olan tüm Filistinli kardeşlerimizin ruhu şad, mekânı cennet olsun.

Vesselam…

Okunma 343 defa
Sabri BALAMAN

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Yorum Ekle

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuza emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

asder logo

Adaleti Savunanlar Derneğinin ilkelerini benimsiyor ve her alanda "adalet"değerini temel alan kural ve uygulamaların gerçekleştirilmesi için mücadele çalışmalarına katılmanın gereğine inanıyorsanız; bizi takip edin...

E-Bülten

E-bültenimize üye olun. Haber ve duyurularımızı kaçırmayın.

Spam göndermiyoruz.

Bu sitede yer alan yazılar, makaleler, haberler yazarların sorumluluğundadır. © 2018 ASDER. All Rights Reserved.

Design & Development by JoomShaper