Cumartesi, 30 Mayıs 2020 21:48

Evlerimizde Tefekkür Okumaları

Millet olarak yaşamakta olduğumuz şu sıkıntılı günlerde fırsat buldukça semtimizin sokaklarında  Hacıhanım ile yürürken gözüm ağaçları ve Büyükşehir Belediyemizle, Selçuklu Belediyemizin kavşak ve caddelerde yaptığı düzenlemeler sonucu o güzelim renk renk çiçekleri arar.

Beton yapılar arasında şükür ki çoğu yerde ağaç var, bir yanımız tabiat ile iç içe olmasa bir yanımız eksik kalır. Hatta büyük bir yanımız eksik kalır diyelim. Nerede bir yeşillik görsem bakar, azda olsa tefekkür etmeye çalışırım ”Laf aramızda bu tefekkür duygusunu tahrik eden ve bana bu konular da  ders veren bizim evin içişleri bakanı”…ve hatta evimizin salonu çiçeklerin hacı annesi’nin marifeti ile adeta çiçek cümbüşü… inanın gözümüz, gönlümüz ferahlanıyor…

Bilir misiniz ağaçlar hal dilleri ile çok şeyler anlatırlar, özellikle ilkbaharda  rengârenk olan ağaçlar. Şu zamanın hayat koşulları ve şehir içindeki yaşantımız hayata gaflet ve ülfet ile baktırıyor, şu âlemdeki değişimlere sıradanlık ile öylesine bakıyoruz, mevsimlerdeki değişimleri tefekkür ile okumuyoruz, böylelikle tefekküre dalma  ve hayret etme duygumuzu da kaybediyoruz.

Yazacaklarımız ağaç, ilkbahar ve yaprakları anlatıyoruz gibi görünse de asıl anlatmak istediklerimiz hakikat ve insandır; İnsan ağaç, yeşillik ve toprak görmese ve bunlardan giderek uzaklaşsa aslında kendinden uzaklaşıyor demektir. Sonuç: Türlü türlü huzursuzluklar baş gösteriyor. Belki de huzursuzluklarımızın ve gaflette olmamızın kaynağı beton yapılar arasında tefekkürden uzak bir hayat sürdürmemizdir

Konumuza dönecek olursak; Şehrin içindeki ağaçlardan bahsediyordum. Ağaçların hemen dibinde dalından düşmüş ve vazifeleri geçici olarak biten bir sürü kurumuş yaprak görüyorum. Geçici diyorum, çünkü kuruyup yok olmayacak ve toprağın maddesi olup tekrar kâinat tezgâhında istihdam edilecekler. Rabbim kâinatta hiç bir şeyi israf etmiyor, yok etmiyor. En’am Suresi 59. Ayet mealinde “Onun ilmi dışında bir yaprak dahi düşmez” Bu ayet bizleri tefekküre sevk etmelidir.

Ağaçların dibinde kurumuş yapraklar arasında ağaca bağlı ince bir dalda yeşil tek bir yaprak dikkatimi çekiyor. Kurumuş, sararmış yapraklar arasında tek yeşil yaprak. Çölün ortasında su görmek gibi dikkat çekiyor. Kuru ve yeşil bir arada. Bunların hepsi Allah’ın ayetlerini ilan ediyor. Kurumuş yapraklar arasında yalnız yeşil bir yaprak beni şu düşüncelere sevk etti: Modernizmin ve kapitalizmin çokça boy gösterdiği çağımızda, nefsanî, şeytani istek ve arzularla dolu bir çevrede imanına sahip çıkan, Rabbini anlatmaya gayretinde olan insanlar, aynen bu ahir zamanda kurumuş yapraklar arasında yeşil kalan tek yaprak misali gibi çevresinde yalnız kalabiliyorlar. Yalnız kalıyor kalmasına ama yemyeşil duruyor ve yaşadığı Kur’an ve Sünnet ahlakı ile dikkat çekiyor.

Tabi bu dikkat çekmeyi sadece Allah’ın rızasını kazanmak olarak anlayalım. Mektubatta Bediüzzaman (H.z)leri “Evvela rıza-yı ilahi ve iltifat-ı Rahmani ve kabul-ü Rabbani öyle bir makamdır ki, insan ların teveccühü ve istihsanı, ona nisbeten bir zerre hükmün dedir.” Diye bu hakikati net bir ifade ile açıklar. Sadece insanların dikkatini üzerine çekmek asıl maksadı geri planda bırakır. Asıl maksat rıza-i ilahiyi kazanmak olmalı. Tabiri yerindeyse, kurumuş yapraklar, gaflete dalmış ehli dünya insanları ve tek yeşil yaprak ise rıza-i ilahiyi kazanmaya çalışan ve insanları hakka çağıran insanlar olarak anlayabiliriz.

Tutunduğumuz dal iman olmalı. Ahir zamanın günahları içinde dalından düşmeyecek kadar iman dalına, gövdesi Kur’an ve Sünnet olan ağaca sağlam bir şekilde tutunmalı. Aksi halde hakikat dalından kopup şeytanın yolunda kuru odunlar haline gelir onun yoluna gider ebediyette hüsrana uğrayanlardan olabiliriz. Allah korusun. Kısa bir ömürde ebedi bir hayatı kazanmaya gönderildik. Hayatı israf etmeyelim.

Elhasıl; Şu âlemdeki mevcudatın binler dili vardır elbet, lisanı halleri bizlere çokça hakikatleri anlatıyorlar. Buna tefekkür okumaları diyebiliriz. Yeter ki Allah’ın adı ile şu âleme bakmasını bilelim ve Allah’tan bunu isteyelim. Rabbimizde bizlerden bunu istiyor. Şu âleme tefekkür ile bakmak ve okumak…Şu sıkıntılı günlerimizde evimizin salonunu,  teffekkür okuma salonu haline getirsek ne dersiniz.

Mehmet Kanmaz

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Yorum Ekle

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuza emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

asder logo

Adaleti Savunanlar Derneğinin ilkelerini benimsiyor ve her alanda "adalet"değerini temel alan kural ve uygulamaların gerçekleştirilmesi için mücadele çalışmalarına katılmanın gereğine inanıyorsanız; bizi takip edin...