Önce kendilerinden başka milletlerle yaşamaya alışamadılar, ülkeden kovdular,
Sonra kendilerininkinden başka parti kurulmasına alışamadılar, kapattılar.
Kendi istediklerinden başkasının başbakan, bakan olmasına alışamadılar, astılar.
Kendi giydiklerinden başkasını giyenlere alışamadılar, yasakladılar.
Kendi dillerinden başkasını konuşana alışamadılar, susturdular.
Kendi tekkelerinden başkasında ibadete alışamadılar, kapattılar.
Kendi dünyalık saltanatlarına itaat etmeyen başta Bediüzzaman Hz.leri olmak üzere
alimleri sürgün ettiler, mezarlarını bile kabullenemediler.
Birinci sivil cumhurbaşkanının sivilliğine alışamadılar, yerden yere vurdular.
Başörtülü ilk milletvekiline alışamadılar, “hanıma haddini bildirdiler”
Silahlı kuvvetlerin gözbebeği dindar subay ve astsubayları hazmedemediler attılar
Eşi başörtülü ilk başbakana alışamadılar, kıyameti kopardılar.
İkinci sivil cumhurbaşkanının hem sivilliğine hem de eşinin başörtüsüne alışamadılar,
elini sıkmamak için kendilerinden uzun hanımı görmemezlikten gelmek için kıvrandılar,
Üçüncüsünün hem kendisine hem eşine alışamıyorlar, bakar mısınız yüzsüzlüklerine
ümmetin dava treninden inen; eski cumhurbaşkanına, başbakana, bakana gaz vererek
özgürlüklerden dem vurarak gaz veriyorlar. hiç boşuna artık boş yere debelenmeyin…
Hiç kusura bakmayın…..! Biz de size alışamadık.
Kendimiz olmaya devam ettik; Kendimiz gibi birilerini biz başımıza getirdik.
Bizim gibi giyinen, davranan, konuşan; Bizi düşünene oy verdik.
*Rizeli bir kaptanın oğlunu başbakan, şimdi cumhurbaşkanı yaptık
***Bakın buna hiç alışamayacaksınız.
Yani sizin o “orantısız zekanız” ona pek sökmeyecek
Ama siz yine alışamayacaksınız, Çünkü bununda eşi başörtülü….
Çünkü o “Etliye, sütlüye, araba, çoraba bulaşmayalım” politikasını izlemiyor.
Dünya’ya bakınca ırk haritaları görmüyor, ufka doğru geniş bir medeniyet tasavvur
ediyor, SENA tepesinden istikbaldeki Osmanlı haritasını çizen atası gibi plan yapıyor.
Siyonizm kaynaklı Arap ülkelerini bölme ve bize düşmanlık hissi uyandırma engeline
takılmasaydı bu dönemde Antalya’dan kalkan bir meyve tırı hiçbir gümrükle
karşılaşmadan Endonezya’ya ulaşacak veya Çin’den yüklediği malı taşıyan gemi liman
kontrolü olmaksızın İSTANBUL’a varacaktı ki; bu mesafe AB’ni bir uçtan bir uca iki
kere kat eder, ama olsun tır olmadı ama tren oldu ve şimdi Kafkasları aşarak Çin’e
kadar mal taşımaya başladı bile…
Ama sizin ırkçı kafanız o mesafeleri aşamaz.
Aşamadı, yıllarca gümrük duvarları yetmedi mayın tarlaları döşediniz.
“Sıfır sorun, sıfır komşu politikasına döndü, Ortadoğu’da itibarımız kalmadı” diye alay
ettiniz. Oysa Mısır’da darbeci Sisi’nin, Suriye’de katil Esad’ın, Irak’ta Şiilerin, İsrail’de
Siyonist Gazze katili Netenyahu’nun gözünde itibarımızın kalmaması bir kayıp değil,
kazançtır, şereftir. Çünkü o halkların gözünde itibarımız doruktadır.
Bu arada bizim muhalefete de bir tavsiyem var;18 yıllık iktidarda bu ülke nerden
nereye geldi bizim başarı hikayesini bir okuyun da bilgi dağarcığınızı güncelleyin..
Hem şahsi derinliği hem de dünya görüşünün genişliği ile ender bulunabilecek bir
insan; sayın cumhurbaşkanımızı siz ve sizin ağalarınıza yedirmeyiz. Ne oyun
oynarsanız oynayın…her fitnenin farkındayız. GEZİ OLAYLARI AĞAÇ meselesi
olmadığı gibi kışkırtılmak istenen Boğaziçi Üniversitesi provakasyonu da öğrencilere
özgürlük hareketi değildir.. Bu sebeple bize ve bizi biz yapan değerlere alışamayanlar
ya alışacak, ya da bu vatandan savuşacak…

