Pazar, 31 Ocak 2010 13:38

Disiplinsiz paşalar kışla işgal etmemeli

Disiplinsiz paşalar kışla işgal etmemeli

Prof. Nevzat Tarhan
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. 

Bir General ezan sesi veya başörtüsü gibi dini simgelerden rahatsız olabilir.

Bir General İlahi okuyan çocuklardan, Hz. Peygamberin doğum haftası aktivitesinden rahatsız olabilir.

Bir General Türk olmayan unsurlardan, Ermeni veya Kürtlerden rahatsız olabilir.

Bir General siyasi iktidarın icraatlarından rahatsız olabilir,

Bir General toplumun dindarlaşmasından rahatsız olabilir,

Bir General bu rahatsızlığını bir vatandaş olarak dile getirebilir.

Ancak şunları yaparsa siyaseti kışlaya sokma disiplinsizliğini yapmış olur

Bu General bu rahatsızlığını askeri kıyafetini çıkarmadan açıklayamaz.

Bu General bu rahatsızlığını görevinin bir parçası olarak göremez.

Bu General laikliği sivil din gibi tanımlayıp propaganda yapamaz.

Son tartışmalardan görüyoruz ki şu generaller disiplinsizdir;

General Çevik Bir‘in “Siyasete balans ayarı yaptık” demesi

General İsmail Hakkı Karadayı’nın “Nizamiyeden döndük” demesi

General Yaşar Büyükanıt’ın “Muhtırayı ellerimle yazdım” demesi

General Çetin Doğan -Anayasa hukukçusu Osman Can’ın benzetmesiyle-  ‘Güler yüzlü  Frankomuz’ kafasına göre iç tehdit değerlendirmesi yapıp savaş oyunu oynaması ve hatta  Başbakanı fırçalaması ve hatta basını karşısına alıp onlara siyasi  psikolojik savaş propagandası yapması gibi disiplinsiz davranışlar doğal kabul ediliyor.

 

Planın orijinali gösterilemediğine göre cunta planının gerçekliğine inanmamız gerekir. Herhalde NATO’daki sureti sızdırılmış olmalı ki Genelkurmay net konuşamıyor.

 Millet ibretle seyrediyor. Siyasetin reaktif ve zayıf kalması, proaktif olamaması disiplinsiz Generallere hiç bir şey yapmaması hayretle inceleniyor. Benim siyasetin dışında bir kimse olarak gördüğüm bu gidişle 22 Temmuz 2007 seçimlerinde %10-20 lik tepki oylarının Saadet Partisi’ne kayacağı şeklindedir. Ömer Vehbi Hatipoğlu’nun Ruhat Mengi programında ki yaklaşımı, öz ve çarpıcı konuşması bu görüşü destekledi.

Kışlaya siyaseti sokan bir General örneği Doğu Silahçıoğlu

Aşağıda vicdanlı bir okuyucumun bana yazdığı askerlik hatırasını size aktarıyorum.

“Zaman, 2000 yılı Temmuz ayı. Yer, 2000-7. dönem tertip bedelli askerlerin silahaltına alındığı Samsun'daki Sıhhiye Taburu. O sırada Garnizon komutanı Türkiye'nin 28 Şubat sürecinden de tanıdığı Gen. Doğu Silahçıoğlu.

Kendisinin düşünce ve duruşunu bilenler zaten biliyordu, ama bilmeyenler bu süre içinde iyice öğrendi. İlk günlerden birinde bölükleri denetlemeye geldiğinde, önce her komutan gibi askerin yanaşık düzendeki duruşunu, komutlara yüksek sesle cevap verilmesi gibi konuları vurguladı. Tam o sırada öğle ezanı okunmaya başladı.

Ve kendisi "bakın, duyuyor musunuz, ses nasıl buraya kadar geliyor, bu sesi bastıracak kadar bağıracaksınız!". Dediğim gibi, bilenler bildiği için bu sürpriz bir söz değildi, ama biraz hoşgörülü bir yaklaşımla "espri yapıyor canım" ile de geçiştirenler olmuştur. Ama o dönem askerlik yapanların bu şahsın esas yüzünü görmeleri için ilerleyen günlerde sıhhiye okulunun konferans salonunda yapacağı konuşmayı dinlemeleri gerekecekti.

Oldukça sıcak ve boğucu bir gün herkes, Gen. Silahçoğlu'nun konuşma yapacağı gerekçesi ile okulun konferans salonuna götürüldü. Merkezine bu milletin İslam gerçeğinin reddiyesini ve Atatürkçülüğü aldığı konuşmasında Silahçıoğlu, Kur'an ve Sünneti açıkça ve hakaretamiz ifadelerle yalanlamış, Kutsal Kitaptaki ifadeleri sözüm ona çürütmeye çalışmış, İslam'a ait ne kadar kavram varsa aşağılamıştır. Ülkedeki sorunların kaynağını din olgusuna bağlayan konuşmacı adeta din, tarih, siyaset, sosyoloji, psikoloji, linguistik konularında uzmanmışçasına hüküm beyan etmiştir.

Dini reddeden bu yaklaşımında sorunun Atatürkçülükten uzaklaşmaktan kaynaklığını ve çözümün Atatürkçülükte olduğunu söylerken aslında Atatürkçülüğü bir din olarak ihdas ettiğini fark etmemiştir. Bu duygularını konuşmasının sonunda adeta bir tanrıya övgü, bir peygambere na't gibi kaleme aldığı Atatürk' hitaben bir "şiir" ile de ifşa etmiştir.

Konuşması sırasında dinleyiciler arasında ciddi rahatsızlık duyulmuş, ancak askeri düzende tepki vermenin mümkün olmaması nedeni ile insanlar kutsal değerlerine yönelmiş bu cahilce ve hakaret dolu ifadelere sabretmek zorunda kalmıştır. Nihayet bazı dinleyiciler sıcak gerekçesiyle salondan ayrılmaya başlamışsa da ayrılanların sayısı artınca Silahçıoğlu çıkışları yasaklamıştır.

Hadise, belki sizin şahit olduğunuz veya size anlatılmış onlarca olaydan biridir. Ama dediğim gibi bunu paylaşmayı vicdani bir sorumluluk olarak gördüğümden size anlattım.”

Stratejik hedef için Atatürk’ün Selanikteki evini bombalayan stratejik hedef için Başbakan ve iki bakanı idam eden ve subaylarının yarısını 27 Mayıs’ta tasfiye eden,

Stratejik hedef için 1980’de askeri darbenin olgunlaşmasını bekleyip 2000 üzerinde daha gencin ölmesini sağlayan ve 17 yaşındaki çocuğun yaşını büyütüp idam eden,

Stratejik hedef için Ali Kalkancı ve Fadime Şahin üzerinden irtica tehdit algısı oluşturma propagandası yapan, insanların sokağa dökülmesi ve katliam yapma planı yapan,

Stratejik hedef için siyasi talebi olmayan dindar 2000 e yakın subayı 28 Şubat döneminde disiplinsiz suçlaması ile yargısız infaz eden,

Stratejik hedef için Koç müzesinde çocukları havaya uçurmayı planlayan

Disiplinsiz ve zalim bir kısım generallerden cami bombalama vicdansızlığını beklemek çok akla yakın duruyor.

Bu disiplinsiz generalleri temizlemek çok kolay askeri birliklerin akaryakıt ödemeleri takip edilse kamu harcaması denetlense neler çıkar görürüz.

Genelkurmay Başkanlığı kurum içinde cuntacılık yapanları cunta planlarını sızdıranlar kadar arama ve inceleme çabası içinde olmazsa TSK yıpranmaya devam edecektir. Bu disiplinsiz generaller Orduyu yıpratıyorlar bugünkü siyaset temizlemese gelecek siyaset temizleyecek. Cunta bilgilerini sızdıran subayın yaptığı disiplinsizlik ise cunta planını yapanın yaptığı bin misli disiplinsizlik değil mi?

9 yaşındaki Gizem’in yırtık bota isyanı kadar özgürlüğümüzü kısıtlayanlara ve laikliği sivil din olarak sunanlara demokratik tepki vermezsek bu cuntacı subaylar hiç bir şey olmamış gibi eylemlerine devam ederler ve toplumun değerlerini düşman olarak görmekten vazgeçmezler.

Vicdan sahipleri yukarıdaki örnek gibi bildiklerini anlatmazlarsa yarın ‘Tarih vicdanı’ ve  ‘İlahi vicdan’ önünde ne diyeceklerini şimdiden düşünsünler diyorum.

Prof. Nevzat Tarhan - Haber 7
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. 

 

Son Düzenlenme Pazartesi, 01 Şubat 2010 13:39
Prof.Dr. Nevzat Tarhan

Yönetim Kurulu Başkanı

www.nevzattarhan.com | Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

2 yorum

  • Yorum Linki salih özgür Çarşamba, 03 Şubat 2010 13:37 yazan salih özgür

    hocam güzel yazınız için tebrik ederim efendim.ben askerde onbaşı olarak dönemin genel kurmay başkn şikayete gittimiştim.o da bir memur sonuçta işini iyi yapmalı askerine iyi bakmalı yapmazsa insanlar hesap sormalı değilmi.

    Raporla
  • Yorum Linki ŞAHİN AKDOĞAN Pazartesi, 01 Şubat 2010 20:11 yazan ŞAHİN AKDOĞAN

    BAŞKANM BİRDE BU KONYU YETKİLİ SORUMLULAR ANLASA VE GEREĞİNİ YAPSA SORUN KALMAYACAK SAYGILARIMLA.

    Raporla

Yorum Ekle

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuza emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

asder logo

Adaleti Savunanlar Derneğinin ilkelerini benimsiyor ve her alanda "adalet"değerini temel alan kural ve uygulamaların gerçekleştirilmesi için mücadele çalışmalarına katılmanın gereğine inanıyorsanız; bizi takip edin...