| TSK’DEN ÇIKARILMA ÇOK AĞIR BİR CEZADIR |
TSK’DEN ÇIKARILMA ÇOK AĞIR BİR CEZADIR Genelkurmay Askeri Mahkemesi, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral r gelişme olarak değerlendirilmelidir. Öte yandan mahkeme sonucu; toplumumuzu habis bir hastalık gibi saran yolsuzluk, haksız kazanç sağlama ve keyfi idare musibetlerinin, Devletimizin en düzenli kurumu olarak kabul edilen, Silahlı Kuvvetlerimizin Kuvvet Komutanlığı makamına kadar sıçramış olduğunun görülmesi, gerçekten kaygı verici bir olay olarak görülmelidir. Gelişmede Basının ve Genelkurmay Başkanımızın Katkısı Var: Gelişmeyi iki şeye borçluyuz. Birisi basında ve internet ortamında yolsuzlukların ve kanunsuzlukların üzerine bilgi ve belge destekli olarak gidilmesidir. Diğeri ise, Genelkurmay askerî savcısına eski bir kuvvet komutanı hakkında soruşturma açma yetkisini ancak Genelkurmay Başkanı verebilirdi. Sn. Genelkurmay Başkanımızın, Nisan 2005’de Harp Akademileri Komutanlığında yapmış olduğu yıllık Askerî-Politik Durum değerlendirmesinde, ortaya koyduğu iç tehditlerden biri de yolsuzluktu. Değerlendirmeleri ile uygulamaları paralellik gösterdiğinden, Sn Genelkurmay Başkanımız takdirle karşılanmalıdır. Diğer taraftan suçun işlendiği devrin Genelkurmay Başkanı Sn. Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun bu konuları fark edememesini de bir eksiklik olarak kabul etmek gerekir. TSK’den Çıkarılma Çok Ağır Bir Cezadır: Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Emekli Oramiral İlhami Erdil’i, kararın açıklanmasından sonra basın açıklaması yaparken, televizyon ekranlarında gördük. Hakkında verilen hükümlerden, kaynağını açıklayamadığı İstanbul’daki iki evine zorla el konulması ile aldığı 2 yıl 6 ay mahkumiyet cezasının kendisini fazla etkilemediği; ancak yıkılmasına, perişan olmasına sebep olan ve kabullenemediği hükmün, Silahlı Kuvvetlerden Çıkarılma ve dolayısıyla rütbe ve makamının geri alınması cezası olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü sahip olduğu amirallik makamının kendisinden alınamayacağını ifade ederken ağlamaklı olmuştur. TSK’den çıkarılma cezasının ne kadar ağır bir ceza olduğunu en iyi mensubu bulunduğumuz “Adaleti Savunanlar Derneği” (ASDER)’in sayın üyeleri bilirler. Son 12 yıl içerisinde, sorgusuz sualsiz, kendilerine yasada yazılı bir suç isnat edilmeden, yargılanmadan, savunmaları dahi alınmadan, irtica sendromu içinde, şartlanmış şahıslarca hazırlanmış karalama raporlarını dayanak yapan Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) kararları ile; 1250 subay ve astsubay, rütbesi, ünvanı ve sıfatları bir anda, derisi yüzülür gibi üzerinden çıkarılarak Silahlı Kuvvetlerin dışına bırakılmışlardır. Halen de bırakılmaya devam edilmektedir. Hem de başka sivil-resmi-yarı resmi hiçbir kurumda çalışma imkanı bırakılmadan. Biz bu arkadaşlarımızın, bu tür cezalandırmalardan ne kadar muzdarip olduklarını, her gün dinlediğimiz yeni hatıralarla tekrar tekrar yaşadığımız için SİLAHLI KUVVETLERDEN ÇIKARILMA CEZASININ NE KADAR AĞIR BİR CEZA OLDUĞUNU EN İYİ BİLENLERDENİZ. Kötü durumlarda söylenen bir söz vardır. Allah (cc) düşmanıma vermesin deriz. İşte bu ceza o tür bir cezadır. İşin ilginç ve düşündürücü bir diğer yönü de İlhami Erdil Amiralimizin Donanma Komutanlığı ve Kuvvet Komutanlığı yaptığı 1997-2001 yılları arasında 4 yıl süre ile YAŞ üyeliği de yapmış olmasıdır. Bu dönemde TSK’den inançlarını yaşamlarına uyguladıkları için, “disiplinsizlik” suçu kisvesi altında en yoğun tasfiye harekâtı uygulanmıştır. 215’i subay, 461’i astsubay olmak üzere toplam 676 kişi Silahlı Kuvvetlerden çıkarılmıştır. Sn Erdil’in bu şahıslar hakkındaki YAŞ kararları altında imzaları bulunmaktadır. Ayrıca hem Donanma ve hem de Kuvvet Komutanlığı yaptığı dönemlerde bizzat Sn Erdil tarafından YAŞ’a sevk edilen onlarca dosya bulunmaktadır. Yaraya tuz basmak gibi bir düşünce içinde olmamız mümkün değildir. Ancak bu kadarını da hatırlatmadan geçemeyiz. Maddi cezalar bir tarafa da, hayatınızı hasrettiğiniz Silahlı Kuvvetlerden çıkartılmak çok acı geliyor değil mi, İlhami Erdil Amiralim. Bir de, yasal bir suç isnat edilmeden ve de yargılanmadan olursa, varın siz düşünün, bu duruma düşenlerin hallerini. YAŞ Mağdurlarının Hukukunu Koruyunuz: Üyemiz olsun olmasın,Türkiye’nin her tarafından; Yaş Kararı ile silahlı Kuvvetlerden çıkarılmış veya çıkarma tehdidi altında olduğu için, bir yanlışlığa kurban olmamak için kendi isteği ile emekli olmuş çok sayıda arkadaştan, E.Ora. İlhami Erdil’in yargılanma sonucunun kendi durumları ile ilişkilendirilmesini isteyen tepkiler alıyoruz. Bu yazımızda mağdur arkadaşlarımızın, durumlarını ifade ederek bir nebze de olsa ıstıraplarını hafifletmek amaçlanmıştır. Zaten bu dernekte aktif görevi de, tertemiz olduklarına ve mağdur edildiklerine inandığım insanların oluşturduğu bir hak arama kurumu olarak gördüğüm için kabul ettim. Söz buraya gelmişken, kanayan bu yarayı durdurabilecek, Devletimizin tepesindeki dört büyüğümüze seslenmek istiyorum. Sn. Cumhurbaşkanı, TBMM Başkanı, Başbakan ve Genelkurmay Başkanı, yeni mağduriyetler olmasın ve eski mağdurların da hukukunu koruyun. İrtica ve benzeri iç tehdit değerlendirmeleri, konjektürel nitelikli suç değerlendirmeleridir. Bu devirde baş tacı olanlar başka zamandan amansız tehdit olarak görülebilir. Milletin ortak inancına ve değerlerine sahip insanlar Devlete tehdit olmaz. Onlar ancak Devletin fedaileri olur. Yarın Silahlı Kuvvetlere başka bir ideoloji hakim olsa bu defa kimler tehdit olarak değerlendirilir ve kıyıma tabi tutulur acaba? Bakınız şimdi üst kademelere getirilecek şahısların, inanç ve ırk kökenlerine bakılmaya ve araştırılmaya başlandı. Buna sebep, Devletimizin güvenliğini tehdit eden unsurların; dışarıda aramak gerekirken, içeride, Milletin içinde, inanç ve kimlik olarak farklı olanların arasında aranmaya başlanmasıdır. Kanayan yaranın sarılması için çözüme dönelim. Devlet, inancını yaşayan insanları, kendisi için tehdit olarak görmekten vazgeçmelidir. YAŞ Kararı ile mağdur edilenlerden hizmeti yeterli olanlar, re’sen emekli edilmeden önceki rütbe ve ünvanları ile emekli Sb./Astsb. Olarak; hizmet süresi yeterli olmayanlar da müstafi Sb./Astsb. Olarak kabul edilsin ve sosyal hakları tanınsın. Hizmet süreleri, emeklilikleri için yeterli olmayanlardan isteyenler, emeklilik haklarını kazanıncaya kadar, kamu kurum kuruluşlarında istihdam edilsin. Bu hususlar toplumsal barışın temellerini oluşturur. Bu hakları verecek anlayış, Milletimizi yumak gibi birlik ve beraberlik içine sokacak, huzur ve istikrarı temin yolunu açacak ve Devletimizi bölge gücü haline getirecektir. Yetkilileri aklı selime davet ediyorum. Bu musibetten hayırlı sonuçlar çıkar inşaallah. 10 Şubat 2006 Adnan Tanrıverdi Emekli Tuğgeneral ASDER Gnl. Bşk.
|
Rıza Paşam,
Silahlı Kuvvetlerimizin başını çektiği bir kısım Anayasal Kurum ve bazı siyasî partiler; islâmî inancını yaşamına uygulama gayreti içinde bulunun insanlarımızın, devlet kadrolarında görev almalarını, inancı nedeniyle örtünen kızlarımızın yüksek öğrenim görmelerini, Devletimizin ve rejimimizin geleceği için tehdit olarak görmektedirler.
Yüksek yönetiminizde TESUD'un, gerçek bir dernek hüviyetine kavuştuğunu ve bir seri aktif etkinlikler icra ettiğini uzaktan da olsa takip ediyorum.
Yüksek öğrenimde, başörtüsünün serbest olması için başlatılan Anayasa değişikliği çalışmasına ve Cumhurbaşkanının TBMM tarafından seçilmesi gayretlerine TESUD olarak siz de karşı çıktınız.
Tabii ki siyaset yapmak ve bir siyasi programa destek vermek gibi bir amacım yortur. Böyle bir niyetim olsaydı, herhalde şimdiye kadar aktif olarak bir siyasi partinin içinde yer almış olurdum.
Ülkemin meselelerine beni iten, inancım ile milletime ve devletime olan muhabbetimdir.
Bu açıdan bakınca, milletin manevî değerlerinin bir devletin bekası için tehdit olabileceği düşüncesinin, ciddi olarak yeniden değerlendirilmesi gereken bir anlayış olduğu kanaatindeyim. Milletin maneviyatı, inancı ve dindarlığı devleti için tehdit olabilir mi? Devletin, vatandaşının icancını yaşayabilmesi için üstüne şemsiye olması gerekirken, kısıtlama ve yasaklar getirmesi anlaşılabilir tutum olarak görülmüyor.
Son, başörtüsüne yüksek öğretimde özgürlük girişimi de bu türden bir olay. EK'teki belgede de görüleceği gibi, başörtüsü müslüman kadın için dinin bir emridir. Bunu görmezden gelmek, bu vatandaşları devletin karşısına almak demektir. Yasaklara karşı vatandaşların talebinin siyasetle zerre kadar ilişkisi yoktur. İlşikisi, haklarını savunanlardan yana olmaktan ileri gidemez. Bütün kurumlar ve siyasi partiler yasakların karşısında olsalar, siyasi yelpazenin hemen değiştiğini görürsünüz. Ne yapsınlar, devlet ile inançları arasında sıkışmış insanlar, inançlarına engel koyan güçlere aferim mi desinler.
Silahlı Kuvvetlerimiz, milletimizi ve değerlerini iyi tahlil edemiyor. Bu nedenle de milletin değerleri ile Silahlı Kuvvetlerimizin savunduğu değerler arasındaki açı gün geçtikçe açılıyor.
Rıza Paşam,
Anlaşılabilir gibi değil ama, muvazzaf kadrolarımızın tutumları, içlerinde bulundukları ortam nedeni ile kısmen hoş görülebilir. Ama, emeklilerin yanlışları savunmaya devam etmelerini anlayamıyorum.
Bence emekliler Silahlı Kuvvetlerle millet arasında köprü olacaksa; Muvazzafların dayatmalarını millete karşı savunan değil de, milletin duygu ve değerlerini Silahlı Kuvvetlere aktaran bir köprü olmalıdır. İlişki daha sağlıklı hale döner.
Akranlarımızın tabutları cami önlerine gelmeye başladı. Artık, ahireti ve hesap gününü daha fazla düşünme devresine çoktan girdik. Dini değerlerle mücadele etmek insanın hayrına olmaz. Hayat bitici ölüm muhakkak. Yaptıklarımızdan ve yapmadıklarımızdan hesap vermek de kesin.
Rıza Paşam,
Dernek yönetimindeki çok arkadaşı tanıyorum. Farhat Altaş, Nazım Er daha yakından tanıdığım arkadaşlarım. Sizinle de hukukumuz var, sevdiğim ve saydığım bir ağabeyimsiniz. Hepiniz dini bütün insanlarsınız. Ne olur yanlış yapmayın. Dinine sarılan insanlardan bu devlete ancak hizmet gelir, fedakarlık gelir. Onlara karşı davranışların içinde olmayın.
Haddimi aştımsa, hakkınızı helal edin. İnanın sizin iyiliğinizi düşünüyorum. O gülen yüzünüz bizi size yaklaştıran temizliğinizin işaretidir.
Selam ve saygılarımla.
Adnan Tanrıverdi
Kategori
Yazarlarımızın Makaleleri
Adnan Tanrıverdi
Emekli Tuğgeneral
www.adnantanriverdi.com | Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.Son Ekledikleri: Adnan Tanrıverdi
- Ordular Dindar Olmalıdır
- Filistin Sorunu Nasıl Çözülür ? (1)
- Darbeyi tarihe karıştıracak güç: Millet ve istikrar
- Milli Seferberlik Zamanı
- ASKERİ VESAYETİN ÖNLENMESİ İÇİN MEVZUAT DEĞİŞİKLİKLERİ
- İslam Dünyası İç Sorunlarını Kendi Gücüne Dayanarak Çözebilir
- PKK VE ULUSLARASI GÜÇLER
- RUSYA ABARTILIYOR
- Oyun Kurucu Amerika !
- FETHULLAH GÜLEN VE GÜLENİZM
Yorum Ekle
(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuza emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

