Perşembe, 25 Şubat 2010 15:36

DARBE VE ÖLÇÜ

DARBE VE ÖLÇÜ

yada

DARBECİLERE İTAAT EDENLERİN HEPSİ ERGENEKONCU

            Balyoz kapsamında bir çok emekli ve muvazzaf subay göz altına alındı. Peki bunların hepsi suçlu mu? Ya da hepsi camiye bomba atacak kadar vicdansız mı? Ya da hepsi ortamın bir darbeye hazırlanmasını bekleyecek kadar ve darbe ortamını oluşturacak kadar kanın akmasını seyredecek kadar gaddar mı?

            Tabi ki hayır! Bir ölçü ise namaz kılmak –zahir bir ibadettir.- Ergenekon sanığı subay emeklilerinden namazlarını hiç aksatmayanlar var. Bir ölçüyse kapalı ve mesture hanımla evlilik? Böyle bir hanımla evlenmek için emekliliği bekleyecek kadar samimi dindar insan var aralarında..

            Peki sorun nerede?

            Yüce Milletimizin Ordu-Millet duruşunun ve terbiyesinin birilerince istismar edilmesinden başka bir şey değil bu. Her doğan oğul ya asker olacaktır ya da polis. Genetiğimize işlemiş. Tabii “VATANSEVERLİK” bir ordu mensubu için ortak paydadır. Bu duyguyla ve askerliğin temeli de itaat olduğu için subay komutanına koşulsuz itaat eder. Bu bir boyut.

            Başka!

            Başka, olayların içine yarım bilgilerle görev diye sokulur subay. Sadece faaliyetlerin bir parçasındadır. Bütünü ona anlatılmaz. O sorgulamaz emirleri. Öylede olmalıdır. Askerlikteki itaat körü körüne olmalıdır. Ama akıl da rafa kaldırılmamalıdır tabii. Şunu düşünelim! 28 Şubat sürecinde siviller, siyasiler, herkes esas duruşa geçmedi mi? Basın, medya… Şemdinli savcısının yargısız infazını seyredenler, Yüksek Askeri Şura kararları ile atılan suçsuz subayların atılmasına göz yuman hükümetler, Başbakanlar, siyasiler… İstifaları ile hükümet yıkan DYP milletvekilleri. Bunların tamamı Ergenekon suçlusudur o zaman.

            Beklentimiz akla karanın ayıklanması, gerçek suçluların yargılanmasıdır. Bu manada general rütbelerinin altındakilere suç isnat etmek çok ta makul değil. Bu tarz stratejik planlarda alt kadrolar birer teknisyendir. Emredileni yaparlar sadece. İnisiyatif kullanamazlar.

            Bu manada son Balyoz Soruşturmasında bir sürü alt kadro içeriye alındı. Bakıyorsunuz… 2003 yılında Harp Akademisini yeni bitirip gelmiş Kurmay Yüzbaşı yada yeni Binbaşı. Tugay Komutanı Tugayın Harekat Şube Müdürü olarak adama emir vermiş. Tugay Komutanına da Kolordu Komutanı. O’na kim emir verdi? 1’inci Ordu Komutanı Org. Çetin DOĞAN… Onlar dışarıda, emre itaat eden genç subay içeride….

            Şimdi bu Kurmay Binbaşı Kurmay Albay olmuş. O zaman hangi emri yerine getirdiğini unutmuş. Başka bir birlikten alınıp tutuklanıyor. Cami bombacılarının içinde Anadolu’nun bir yerinden gelmiş Sakallı Hüsnü’[1]lerden birinin oğlu. Yazık değil mi?

            Peki 2003 yılında bu irtica ile mücadele eylem planlarının çıkış noktası neydi? Sıralı Bakanlar Kurullarının imzaladığı ki sonuncusu 2006 yılında imzalandı “Milli Güvenlik Siyaset Belgesi”. Buna bağlı Başbakanlıkça hazırlanıp Genel Kurmay dahil tüm ast kademelere emredilen “Topyekun Savuma Direktifi” Burada “irtica” iç tehdit.. Mesela fuhuş ve yozlaşma tehdit değil. O zaman hükümette Ergenekon’cu…

            Burada dayatanlarla mağdurları ayırmak lazım. Bu noktada Sayın Başbakan nasıl  masumsa O Kurmay Binbaşı çok fazlasıyla masum. 2006 yılında önüne konan Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’ni imzalarken Bakanlar Kurulu ve Başbakan amirdi, üstüydü o generallerin. Oysa O Kurmay Binbaşı afedersiniz ama Orgenerallerin yanında kumsalda bir kum tanesi bile değildi.

            Tüm bu arz ettiklerimi sayın yargının, hükümet üyelerinin, meclisin ve halkımın vicdanına arz ediyorum.

            Bu konularda E. General Adnan TANRIVERDİ’nin[2] ve ASDER’in[3] çalışmalarından yararlanılabilir.

            Burada; En önemli etken de ölçüdür aslında…

            Ölçü!...

            Nedir ne olmalıdır Türk Subayı için ölçü?

            Hani diyor ya Ahmet KABAKLI merhum.. Temellerin Duruşması’nda..

“İki temel vardır iki temel!

Selçuklu’yu kuranda,

Osmanlı’yı yayanda iki temel üç kıtada yedi asır boyunca

Sonrasında, evet sonrasında…

Kuvayı Milliye’yi yakıpta Anadolu’da

Ateş olup emperyalist batıyı kovan Asya’dan asırlarca

Ve… Haçlı’yı kovan bin yıl,

Ve Kurtuluş Savaşının temel kaynağı

İki kök.

Biri diğerinin emrinde iki kök.

Biri diğeri ile şeref bulmuş iki kök.

Birleşince kökler, devlet…

Devlet “EBED-MÜDDET” olmuş.

O kökler mi?

İlki Allah buyruğu; İslam…

Diğeri Türk’ün Töresi, edeb ve terbiyesi.

Bu iki kök ölçüdür.

Ölçünün göstergesi Kıble hassasiyeti,

Kur’anda zikredilir çerçevesi.

Kim ki ölçüyü kaybetti.

Yurdu, üç kıt’ayı kaybetti.

Kim ki sarılır o ipe,

Ferdiyle, Milletiyle, Ümmetiyle topyekün

Kavuşur hidayete…

            Ordu peygamber ocağıdır Sayın Generalim.

            Ordu Yüce Milletimizin imanının, töresinin ve edebinin bekçisidir.

            Ordu Milleti ile kavgalı olur mu hiç? Tabii yargı da öyle.

            Yargıç Yüce Milletimiz adına karar verdiğini söylüyor. Peki, Milletimizin yüzde 80 gibi bir çokluğu “-başörtülü üniversiteye gidilmeli, okula gidilmeli.” diyor. O’nun adına ve O’na hizmet için kurulmuş kurumlar da “-hayır! Sen bilmezsin.” mi diyor. Hiç böyle şey olur mu?

            Hükümet ise krizleri iyi kullanıyor. Ama…. Bu gerginlik ülkemizden, ordumuzdan çok şey götürüyor. Unutmayalım ki, Ordu Milletimizin ordusudur. O’nu “Ordu peygamber ocağı değil!”[4] diyen içindeki azlık bir kısım adamlar gibi daha fazla rencide etmemeliyiz. Hatta TSK bunu söyleyen adamlarla ilgili derhal işlem başlatmalı ve hukuk önünde mağduriyetinin telafisini istemelidir. Unutulmamalıdır ki; Fransa 2’nci Dünya savaşı’nda halkın gözünden düşürdüğü ordusunun cezasını işgal edilerek ödedi.

            Şunu da ifade etmeliyim ki hükümetin de hakkını yememek lazım. Bu sinir harbine dayanmak ta kolay değil aslında..

            Bu arada hükümete Saadet Partisi'nin çözüm önerisi olan YENİ, ÇAĞDAŞ, MODERN, SİVİL, GENİŞ KATILIMLI ANAYASA önerisini hatırlatıyorum. Geniş katılımlı kurucu bir meclis aracılığı ile yapılacak yeni bir anayasa…

            Darbe anayasasından kurtulmadıkça….           Hukukçu yada asker, darbecilerden kurtulamazsınız.

            Şu “işareti:adi, parolası:başbakan” olan emri yazanları da bu kadar küçüldükleri ve eratın gözünde ülkenin başbakanını küçük düşürerek devletimize duyulan güveni azalttıkları için esef ediyorum.

                                                                       Halil MERT

                                                                       (E) Topçu Yarbay

                                                                       Strateji Uluslararası İlişkiler ve Yönetim Uzmanı                                                                   www.halilmert.com.tr        

                                                                       www.halilmert.org  



[1] Milli Görüş Lideri Prof. Necmettin ERBAKAN’ın ülke sorunlarından habersiz saf, masum Anadolu insanı için kullandığı hoş bir benzetme.

[3] http://as-der.org.tr/index.php?option=com_content&task=category&sectionid=2&id=3&Itemid=48

[4] http://www.avrasyaaktuel.com/artikel.php?artikel_id=390

 

 

 

 

 

 

 

Son Düzenlenme Cumartesi, 27 Şubat 2010 12:04
Halil MERT

(E) Topçu Yarbay

Strateji ve Yönetim Uzmanı

https://www.youtube.com/user/81mert1 | Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Yorum Ekle

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuza emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

asder logo

Adaleti Savunanlar Derneğinin ilkelerini benimsiyor ve her alanda "adalet"değerini temel alan kural ve uygulamaların gerçekleştirilmesi için mücadele çalışmalarına katılmanın gereğine inanıyorsanız; bizi takip edin...