Çarşamba, 21 Nisan 2010 13:33

Polis, bedelli, fişleme ve Genelkurmay tasavvuru&

Polis, bedelli, fişleme ve Genelkurmay tasavvuru

Şu ana kadar Genelkurmay tasavvurunun olmamasının sıkıntılarını yaşıyoruz. Milli Savunma Bakanlığı lağvedilip savunmadan sorumlu başbakan yardımcılığı ihdas edilmelidir.

1-Milli Savunma Bakanı Sayın Vecdi Gönül Genelkurmayın 48 bin polisi ilgilendiren askerlik konusunda çaresizlik itiraf eder gibi bir cevap yayınladı. Göründüğü kadarıyla polislerin askerliğini kısa yapamamalarından çok MSB’nının dolayısıyla hükümetin böyle aciz duruşu şaşkınlık uyandırdı. Genelkurmayın bütçesine de çok katkı sağlayacak çoluk çocuk sahibi polislerin er olarak askerlik yapması yerine er öğretmenler gibi er polis sistemine geçisin yapılamaması haklı ve mantıklı bir gerekçeye dayanmamaktadır.  Altta yatan görünmeyen neden polisleri kıtalarda er ve asteğmen psikolojisine tabi tutulup askeri vesayetin devamını sağlamaktır.

2-Basından öğrendiğimize göre Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bedelli askerlik konusunda ‘’Detayları görüşmemiz lazım. Detayları öğrenemeden bir değerlendirme yaparsam yanlış olur" diyerek açık kapı bırakması, binlerce yükümlü için yeni bir ışık oldu.

Ancak Genelkurmay Başkanlığı ASAL Daire Başkanlığı’nın projeksiyonları en az üç yıl daha bedelli askerlik uygulamasının gündeme gelmesinin mümkün olmayacağını ortaya koydu. Yapılan hesaplamalara göre bu yıl askere alınacak yükümlüler TSK’nın ihtiyacının yüzde 62’sini karşılıyor. 2011’de ise bu oranın yüzde 60’a düşeceği hesaplandı.  Yükümlü fazlası olmadığı için de bedelli askerlik düşünülmüyor.

ASAL’ın alelacele Başbakanı zor durumda bırakması hiç şık değildi. Aslında askeri vesayet demek olan “son sözü biz söyleriz” yaklaşımından başka bir anlamı yoktur.

3-Genelkurmay’ın özellikle Jandarmanın çok iyi yaptığı “fişleme” eylemlerinden bir tanesi daha basına yansıdı. Liselerde Milli Güvenlik Öğretmenlerinin muhbir olarak kullanılması utanç verici bir uygulamadır. Maalesef şu ana kadar bir yalanlama gelmedi. Böylece öğrenci ve öğretmenler üzerinde korku ve baskı oluşturup askeri vesayetin devamına imkan sağlanıyor.

Bu üç olay TSK’nın yeniden yapılanmasının zorunluluğunu gösteriyor. Silahlı kuvvetlerimiz sayı olarak büyük ancak donanım olarak yetersiz. Körfez savaşlarında, birinci körfez savaşında bile ABD askerleri ayaklı bilgisayar gibiydi. Nano teknolojili elbiseler, infrared kameralar, sensörlü silahlar çoğu askerde vardı. Bizim askerimiz G-3 le yetiniyor. Kelle hesabı güçlü gözüküyoruz. Fakat günümüzde savaşlar elektromanyetik savaşlara dönüştü. Allah yüzümüze bakıyor da nizami savaşmak zorunda kalmıyouz.

I- Statükonun birinci direnç nedeni; şu anda TSK’da iç siyasetle aşırı ilgilenme nedeni ile ciddi bir  ABD karşıtlığı var. Yardım almak istemiyorlar .ABD ile ortak projeler çok azaldı.

II-İkinci neden; birliklerin çoğu gereksiz, düşman konsepti değişti. Ege Ordusunun tamamen lağvedilmesi gerekir. Sovyet tehlikesi geçti, birçok füze üssü kapatıldı ama asker sayısı değişmedi. % 62 karşılanma sayısı reel değil. İhtiyacı belirleyenlerin bilimsel ölçütleri evrensel standartlar değil. Mısır ordusu ölçütleri uygulanıyor. Yanılgı büyük.

III-Üçüncü neden; dış tehdit değil iç tehdit esas alınmıştır. Korku Cumhuriyeti ve vesayet dinamikleri nedeniyle bütün enerji ve güç ve kaynaklar yeni şeyler yapmak yerine mevcudu korumaya göre planlanmıştır. Askeri vesayetin devamını yücelten ve gerçek askerlik ihtiyaçlarının önünde tutan zihinsel körlük mevcuttur.

Tıpkı Arnavutluk Başkanı Enver hoca ve Romanya Başkanı  Çavucesku  gibi, soğuk savaş öncesi rejim endişesi nedeniyle kaynakları yer altı sığınaklara ve askeri harcamalara yatırmıştı. Halkın yoksulluğunu görememişlerdi.

Zorunlu Askerliği ve Jandarma teşkilatını dünyada ilk keşfeden Fransa bu uygulamaları değiştirdi. Çünkü Fransız generaller bilimsel düşünceye “fransız” kalmadılar. Fakat Türk Generaller bilimsel ölçütlere “fransız” durumdalar. Askeri vesayeti çocuğun emziğini bırakmaması gibi bırakmak istemiyorlar.

IV-ABD ordusu Küresel güç olarak Türk ordusu ile karşılaştırıldığında nüfusa göre asker sayısında –yanılmıyorsam- beş misli bizden daha düşük oranda olduğu halde daha etkin fonksiyon icra ediyor.

Çözüm,
1-Toplumun demokratik tepkisi  daha da yükselmeli, Türkiye daha fazla bu yalanlarla yaşayamaz.
2-Milli Savunma Bakanlığının lağvedilip Savunmadan sorumlu Başbakan Yardımcılığı ihsas edilmeli.
Bu arada ihtilal sonralarında MSB’nın Genelkurmaya devredillmiş yetkilerinin tekrar bu başbakan yardımcılığına iadesi sağlanmış olur. Hem de NATO toplantılarında yaşanan protokol krizleri de bitmiş olur.
3-TBMM Milli Savunma komisyonunun daha aktif olarak devreye girmesi gerekir.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan - Haber 7
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

Son Düzenlenme Perşembe, 22 Nisan 2010 13:33
Prof.Dr. Nevzat Tarhan

Yönetim Kurulu Başkanı

www.nevzattarhan.com | Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Yorum Ekle

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuza emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

asder logo

Adaleti Savunanlar Derneğinin ilkelerini benimsiyor ve her alanda "adalet"değerini temel alan kural ve uygulamaların gerçekleştirilmesi için mücadele çalışmalarına katılmanın gereğine inanıyorsanız; bizi takip edin...