DURSUN ÇİÇEK PROFİLİ
Şu darbe muhabbetini bir türlü bitiremedik. Bu gidişle biteceğe de benzemiyor.
Fakat ne olursa olsun, önce mert olmak lazım. Doğru olmak lazım, dürüst olmak lazım…
Yıl 1978 veya 79. Yer Hava Harp Okulu. O zaman Yarbay rütbesinde olan Orhan Köse bir dersimize giriyordu. Sınıfta bize sürekli şu telkinde bulunurdu.
-“Çocuklar, önce dürüst olacaksınız”, “Bir Harbiyeli asla yalan söylemez, hile yapmaz. Her zaman, her yerde doğru olun, dürüst olun”
Hiç unutmuyorum. Hala ses tonu ve vurguları gözlerimin önünde durur. Hatta bize ne kadar güvendiğini göstermek için sınav kâğıtlarını dağıttıktan sonra, ABD Harp Okulunda yapıldığı gibi, sınıfı terk etmiş, bizi vicdanımızla baş başa bırakmıştı.
Eğitim Başkanlığında görevli iken bu şekilde mert, yiğit ve dürüstlükten asla taviz vermeyen Harbiyeliler yetiştirmek isteyen bu tarz komutanlarımız terfi ettikçe yapısından taviz vermeden makamlarını doldurmuşlardır. T.S.K.lerin de binlerce örneğini görebileceğiniz yalana asla tevessül etmeyen, yiğit komutanlar vatan, millet sevdalısı olarak, kanun ve yönetmeliklere uygun olarak görevlerini sürdürmektedirler.
Her ne kadar tek tip insan yetiştirilmeye çalışılsa da elbette TSK personeli tek düşünce, tek fikir ve tek inançtan müteşekkil değildir. Arada imalat hataları da çıkabilmektedir.
1950–60 yıllarında TSK mensuplarının bir kısmının beynine girmiş olan virüs ne yazık ki hala tam olarak temizlenememiştir.
“Devletin sahibi benim” psikolojisinden hareketle; sürekli durumdan vazife çıkartan bir takım komutanlar artık, yavaş yavaş olmaları gerektiği yeri anlamaya başlamışlardır.
Geçmiş yıllarda kapalı kapıların arkasında kalan “çok özel” görüşmeler, yüksek teknolojinin marifetiyle artık “youtube” vasıtasıyla Anadolu’nun en ücra köşesinde dahi dinlenilir oldu.
Tabii bu durum; dürüst vatan evlatları için hiçbir sakınca ifade etmemekle beraber, virüslü komutanlar için faciaya yol açtı. Ne kadar darbe planı varsa hepsi deşifre oldu. Fakat yelkenler henüz yeterince inmedi…
Albay Dursun Çiçek hadisesiyle ilginç gelişmeler yaşıyoruz. Planın deşifre olduğu günden bu güne kadar söylenilmedik bir şey kalmadı. İnkârlar, isyanlar, yalanlar, dolanlar…
Bugün askeri savcılık Dursun Çiçek’i suçlu gösterdi. Genelkurmay Başkanının “kâğıt parçası” dediği Genelkurmay Askeri Savcılığı tarafından belge olarak kabul edildi.
Nereden nereye…
Detaylarına girmeğe hiç gerek yok. Adeta milletçe soluksuz izliyoruz davaları. Geldiğimiz noktada hal nedir? Bunu anlamaya çalışalım.
Ne yapılmak isteniyor?
Dursun Çiçek kurtarılamadı, o halde diğerlerinin üzerini örtmek için bir kişi feda mı ediliyor?
Yoksa daha fazla ceza alması mı önlenmeye çalışılıyor?
Ya da büyüğünü kurtarmak için küçüğü mü veriliyor?
Bilemiyoruz!
Aslında sırrın detayları Albay Dursun Çiçek’te…
O halde biz de bu profil üzerinden sesleniyoruz.
Ey Dursun Çiçek’ler! Sizler de birer Harbiyelisiniz. Yakın dönemlerin mezunlarıyız. Eminim bize yapılan nasihatler sizlere de yapıldı.
Teğmenlik yıllarınızda dürüst, çalışkan ve idealist subaylardınız.
Bir şekilde bir davaya inandırılarak, vatan, millet adına size de bir takım hukuksuz işler yaptırılmış olabilir.
Bunları gerçekten vatan hizmeti olarak da görmüş olabilirsiniz.
Ancak kullanılmış olduğunuz artık ayan beyan belli oldu.
Gelin, özünüze dönün!
Milletinize dönün.
Kim sizi kullandıysa açıklayın. Korkmayın!
Hakikaten güzel günler bizi bekliyor. Memleket esenliğe doğru hızla ilerliyor. Dinozorlar, fosiller devri bitti.
Darbeler, cuntalar devri de bitti.
Artık millet kendi iktidarına sahip çıkıyor.
Halk kendi iradesine müdahale istemiyor.
Anayasa, hak, hukuk da bunu söylüyor.
Akıl, iz’an, anlayış da bunu söylüyor.
Açın gözünüzü; henüz çok geç değil.
Vatandaşlarınız sizi anlayacaktır. Bağrına basacaktır.
Anlatın gerçekleri.
Bekliyoruz milletçe… 15.07.2010
Gürcan ONAT

