NEDEN EVET DİYECEĞİM
12 Eylül 2010 tarihinde yapılacak, milletimiz için hayati öneme haiz olan bu referandumda evet diyeceğim.
Çünkü bu referandum ile 1960 darbesinden bu güne kadar bir türlü yerleştirilememiş olan milletin egemenliğinin gerçekleştirilmesi için önemli bir dönemecin dönüleceğine inanıyorum.
Ne için evet diyeceğim?
Her şeyden önce hukuk için, adalet için, insan hak ve hürriyetleri için evet diyeceğim.
Dolayısıyla her türlü çeteleşmeye, kadrolaşmaya, insan onurunu ayaklar altına alan baskı ve zulme de hayır demiş olacağım.
Anayasamızda yazılı olduğu halde bir türlü gerçek manada uygulanamayan milletin egemenliğinin önündeki en büyük engel; bazı kurum ve kuruluşlardaki kadrolaşma ve tasfiyelerdir.
Çok iyi hatırlıyorum 28 Şubat günlerini...
Gökyüzünde kapkara bulutların toplanıp kentin üzerini kapladığı gibi bir araya gelerek, meclisin etrafını sarmışlar, şiddetli fırtına ve yağmur gibi yağarken, gök gürültüleri eşliğinde çakan şimşekler gibi çakmış, yıldırımlar yağdırmaya başlamışlardı. Hükümet darmadağın olmuş, halk şaşkın bir halde, medya şovları eşliğinde, kurgulanmış olayları izliyordu. Milletin seçtiği hükümeti al aşağıya edip, soytarılarını getirmişlerdi. Emir eri gibi kullandıkları yeni hükümetleriyle eğitim sistemini karıştırmış, bankaların içlerini boşaltmış, ekonomiyi perişan etmişlerdi. Milletin değerlerine bin yıl sürecek savaş açmışlardı.
Vakti zamanında Moğoltay ve Oktay’ın yerleştirdiği militanlarla brifinglerde ayakta birbirlerini alkışlamışlar, daha sonraki yıllarda da parlamentoyu kilitleyip, işlemez hale getirmişlerdi.
Bu 28 Şubat post modern darbesi sürecinde binlerce namuslu, şerefli, haysiyetli, mesleğini en güzel şekilde icra eden, vatansever memleket evlatlarını Y.A.Ş. kararları ile yalan ve iftiralar düzerek mesleklerinden etmişlerdi.
Ağabeyleri de, 12 Eylül darbesinde bir sağdan bir soldan, haklı haksız ayırımı yapmadan körpecik fidanları katletmiş, Diyarbakır zindanlarında icra edilen iğrenç işkencelerle adeta PKK kurulsun diye, hatta daha da ötesi Kürt halkını isyan ettirecek ne gerekiyorsa yapmışlardı.
Türk Silahlı Kuvvetlerindeki tasfiyeden sonra kadrolaşma neticesinde gelinen son noktayı ise bugünlerde Brezilya dizileri gibi, adeta arkası yarın izlercesine her akşam medyada izliyoruz. Onlarca darbe planı ve cunta yapılanması… Heronların görüntülerine ve ihbarlara işlem yapmayanlar, hatta onları imha etmek isteyenler… Baskına uğrayan Mehmetçiğin şehit edilmesini nöbetlerinde film gibi izleyip, kayıtsız kalanlar… Vatandaşlarını fişleyenler… Hatta hala Cumhurbaşkanının, Başbakanının eşini başörtüsü nedeniyle kurtarılmış bölgeleri olan orduevlerine sokmayanlar… Rezillikler saymakla bitecek gibi değil…
Darbe planlarını kâğıt parçası, Law silahını boru zanneden liyakatsiz insanların komuta kademesine gelmesi neticesinde şanlı tarihe sahip olan kahraman ordumuzun düşürüldüğü durum içimi sızlatıyor.
Bu nedenle;
Öncelikle ordumuzun; milletin değerlerine savaş açmak yerine onları sahiplenen, bünyesinde cuntacı yapılanmalara fırsat tanımayarak, çetecileri temizleyen, vatandaşına tepeden bakmayan, beyninde darbe virüsü taşımayan, demokrasiyi içine sindirmiş, halkın seçtiği hükümetin emrinde olan komutanlar tarafından yönetilmesi için EVET diyeceğim.
Vatandaşları arasında ayırım yapan zihniyetin, her türlü, fişlemeciliğin ve bölücülüğün bitmesi için EVET diyeceğim.
Hayali iç tehdit algılamasıyla değil gerçek dış tehdit ile meşgul olan bir ordu için EVET diyeceğim.
Arkadan haince hançerlenen binlerce arkadaşımın iadeyi itibarı için EVET diyeceğim.
Kurtarılmış bölgelerden kurtulmak için EVET diyeceğim.
Her türlü kadrolaşma ve tasfiyenin durması için EVET diyeceğim.
Güçlü Türkiye, Güçlü Ordu için EVET diyeceğim.
Onurlu, insanca bir yaşam için EVET diyeceğim.
İnancını yaşamak isteyen bütün insanlar için EVET diyeceğim.
Terörün bitmesi, kardeşkanının akmaması için EVET diyeceğim.
Vesayetçi zihniyetten kurtulmak ve insan hakları temelli demokrasinin yerleşmesi için EVET diyeceğim.
Kısaca Millet için, Milletin değerlerinin iktidarı için EVET diyeceğim.
18.08.2010 Gürcan ONAT

