Pazar, 22 Ağustos 2010 13:52

Genelkurmay'da suçluluk psikolojisi!

Genelkurmay'da suçluluk psikolojisi!

Siz hiç bir askeri yetkilinin “hata yaptık” dediğini duydunuz mu?

Duymadınız çünkü otoriter,monist birden çok düşünceye tahammül edemeyen zihin yapısı  kusurlu bir olayı hep kendisi dışında bir nedene bağlar.

Duymadınız çünkü kendi mesleğine aşırı coşku ile ve ölçüsüzce Harbiyeli tabiri ile “ibadet aşkı ile” bağlıdır. Kendi davasına bağlılığı o noktadadır ki bağnazlık sınırındadır. Bağnaz insan kendini sorgulamayı aklının ucundan bile geçirmez.

Duymadınız çünkü kendi değerlerine körü körüne bağlıdır bu nedenle eleştiriye tahammülsüzdür. Eleştireni resmi olarak çok duyduğumuz tanımla “maksatlı ve kötü niyetli” olarak tanımlar.

Duymadınız çünkü askeri fanatizm dünyayı sadece kendi ölçüleri içinde algılar ve beğenmediği herşeyi değiştirmek ister. “Kahramanca ölür” ama değişmez. Çünkü kendi egosunu kutsallaştırmıştır.

Duymadınız çünkü askeri fanatizmin en çok nefret ettiği kelime uzlaşmadır. Fanatik kişinin gözünde uzlaşma arayışı içinde olanlar “ihanet” içindedirler. Bu yüzden de ünlü sosyal psikolog Amos Oz “hain” sözcüğünü, “değişmek istemeyenlerin değişenlere yakıştırdıkları bir sıfat” olarak tanımlıyor.

Duymadınız çünkü empati yeteneği gelişmemiştir. İnsan kendisine benzediğini düşündüğü insana empati yapar. Hantepe’de savaşan çocuğu kendi çocuğu gibi görememektedir. Eğer kendi çocuğu gibi görse helikopterler ne yapıp edip o bölgeye iner ve teröristlerin canına okurdu. Bordo bereli askerleri hemen oraya sevk eder gereğini yapardı. Orada bir orgeneralin oğlu askerlik yapsa aynı şeyler yaşanmazdı bence.

Duymadınız çünkü askeri fanatizm toplum yanlısı bir anlayışa sahip değildir. Toplumu kültürsüz kalabalık olarak görür.

Duymadınız çünkü kişisel gururu nedeniyle başarısız olmaktan korkmaktadır. Hata yaptığını itiraf etmektense kahramanca ölmeyi tercih eder.

Duymadınız çünkü kendi eylemlerinin sorumluluğundan kaçar. Otorite figürü kutsaldır yani “Genelkurmay cemaati”ni yeryüzü tanrısı gibi görür. “Asker hata yapmaz” öğretisi ile yetiştiği için hataları “olağan telefat, iş kazası” diye küçümserler.

Genelkurmay Başkanlığı Hantepe Karakol baskınından bir ay sonra açıklama yaptı.

Maalesef Kamuoyu tatmin olmadı.

1-Genelkurmay Başkanı’nın oğlu ile ilgili “PKK’lı arkadaşı var” yazısına o gün cevap verilirken 7 şehitli Hantepe baskınında kamuoyunun yoğun baskısı sonucu bir ay sonra cevap verilebildi.

2-Baskından iki gün önce resmi yazı ile emniyet tarafından uyarıldığı halde asker sayısında azaltmaya gidilmesinin gerekçesi açıklanmadı.

3-Baskın yiyen karakollarda hep komutanların izinli olmasının açıklanabilir bir tesadüf olmadığı sorusuna cevap verilemedi.

4-Uçakların baskından çok sonra sorti yapması termal kamerayla BBG evi gibi izlenen teröristler herşey bittikten sonra bombalanması nasıl bir askeri yetenek ve beceridir cevap alamadık.

5-Heron görüntüleri neden silindi neden görevlilerin evine “kim sızdırdı” baskını yapıldı? Kimim sızdırdığının kimin suçlu olduğundan daha önemli olması bir suçluluk psikolojisinin tepki davranışı mı anlayamadık.

6-Genelkurmayın açıklamasında baskından 46 dk sonrasının görüntülerinden söz ediliyor. Heronlar 24 saat iş takvimi olan araçlardır, seyyar radarlardır. Radarlar 7/24 hesabına göre çalışır. Bağımsız dış denetçilere bunun hesabını verebilecek misiniz?

Maalesef Koskoca Genelkurmayın, “suç işledikten sonra elinde suç aleti olduğu halde inkar eden şüpheli” gibi açığa çıkmasına ve acemi bir asker gibi davranmasına artık tahammül edemiyoruz.

Ordumuz kamuoyu önünde bu derece kötü duruma düşmemelidir. Siyasete dalmış darbe planı yapmaktan rutin işini yapamayan bir ordu görüntüsü kanımıza dokunuyor.

Nevzat Tarhan - Haber 7
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

Son Düzenlenme Pazartesi, 23 Ağustos 2010 13:52
Prof.Dr. Nevzat Tarhan

Yönetim Kurulu Başkanı

www.nevzattarhan.com | Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
Bu kategoriden diğerleri: « NEDEN EVET DİYECEĞİM Çin de Ramazan »

1 yorum

  • Yorum Linki Mehmet ERDİL Salı, 24 Ağustos 2010 03:24 yazan Mehmet ERDİL

    Elin oğlunda olsaydı hoca'yı başlarına taç yaparlardı. Hoca T.S.K nın ve tüm kurumların kısaca bu milletin Karşılıksız Dostudur, Bu yüzden "Dost acı söyler fakat doğru söyler" Atasözü Hoca'nın şiarı olmalıdır. İyiki varsınız Büyük insan.

    Raporla

Yorum Ekle

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuza emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

asder logo

Adaleti Savunanlar Derneğinin ilkelerini benimsiyor ve her alanda "adalet"değerini temel alan kural ve uygulamaların gerçekleştirilmesi için mücadele çalışmalarına katılmanın gereğine inanıyorsanız; bizi takip edin...