Pazartesi, 05 Eylül 2011 08:09

Eski Genelkurmay Başkanının Konuşmasında Gözden Kaçanlar…

TSK İç Hizmet Kanunu

“Madde 35 - Silahlı Kuvvetlerin vazifesi; Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyetini kollamak ve korumaktır.

Madde 36 - Silahlı Kuvvetler, harb sanatını öğrenmek ve öğretmekle vazifelidir. Bu vazifenin ifası için lazımgelen tesisler ve teşkiller kurulur ve tedbirler alınır.” Evet, böyle ifade edilmiş umumi vazifeler içinde.. 35’inci maddeden “-gerekli gördüğünde kimseye hesap vermeden darbe yapar.” Sonucunu çıkartıyoruz da, 36’ıncı madde ile birlikte baktığınızda nedir bu güneydoğudaki başarısızlığın sebebi? Bu hükümetlerin görevi değil mi?

Eski Gn. Kur. Bşk. ses kaydının kendisine ait olduğunu da kabul etti. Burada dedi ki “-35’inci maddeyi kaldıracaklarmış… Ne yaparlarsa yapsınlar! Bizim görevimiz bu..” Şimdi soruyoruz, bakıldığında 35’inci madde kimin görevi değil ki?

Peki, 36’ncı madde? Harp sanatını öğretmek.. Vazifeler vb. Bununla ilgili görevini TSK ne kadar yerine getirebiliyor? Görevini yapıp yapmadığını kim denetliyor?

Hükümet Kantin harcamalarını bile denetleyemiyor ki!

Türkiye’de hükümetler kantin harcamalarını bile denetleyemiyor. Asıl sorunda bu. Artık medya ve hükümet TSK ile ilgili bu rencide edici haberlere “DUR!” demeli ve ivedilikle gerekli yasal tedbirleri almalıdır.

Şimdi soruyoruz! Neden Cumhurbaşkanına ya da başbakana bağlı bir Denetleme Heyeti Askeri birliklerin Eğitim, Harbe Hazırlık durumunu denetleyemez? Aynı şekilde, Emniyet Teşkilatını, Milli Eğitim Bakanlığını.. Burada temel sorun TSK, Karayolları, Emniyet Genel Müdürlüğü, Demiryolları vb. birçok kuruluşun denetlenememesi, tepesinde politburo gibi üst yöneticilerin kamplarda vb. yerlerde kast sistemi gibi çöreklenmiş olmaları.. Hatırlayınız, MEB. İlk icraat olarak bakanlıktaki 3 ayrı yemekhaneyi birleştirdi. Birinde üst kademe, diğerinde orta kademe, son olarak en alt kademe yemekhanesi vardı. Bakan bu uygulamayı ayıpladı. Yemekhanelerin üst memurlar için olan iki tanesini kapattırdı. Sağ’olsun. En alt memurlarınkinde birleştirdi. Ekâbir takımı yemeğe gelmiyorlar. Aynı şey diğer kurumlarda da yapılabilmeli.

Özetle, seçilmiş hükümet ve TBMM’nin giremeyeceği hiçbir yer olmamalı. Geçmişte fail-i meçhulleri araştıran TBMM komisyonu birçok yere girememiş, birçok bilgi kendilerine verilmemiş ve ölümle tehdit edilmişlerdi. Hatta devrin hükümetinden, TBMM Susurluk Araştırma Komisyonu Sözcüsü ve Fazilet Partisi Gaziantep Milletvekili Mehmet Bedri İncetahtacı bir suikastla hayatını kaybetti, şehid edildi. Devrin hükümeti ve mirasını izleyen hiç kimse bu cinayetin peşine bile düşmedi, düşemedi. Tıpkı Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun şahadeti gibi… Bu manada o kadar karanlık nokta var ki? Ya da “-siz hani şu heronları başka bölgelere kaydırın!” diyen subayla aradığı subay hakkında ne işlem yapıldı? Biliyor musunuz? Peki, bir çatışmadan sonra, baskından sonra bölgeye giden askeri ya da sivil savcının bir soruşturma açtığını? Hayır! Tabii her şeyi mükemmel yapan tüm görevlerini kusursuz yerine getiren generallerimiz, tüm devlet ricalinin de kendileri gibi mükemmel! Atatürkçü! (içinde ne kadar Atatürk var, bilen yok.) olmalarını istiyorlar. Onlar üzerinde denetim, gözetim ve yargılama hakları olduğuna inanıyorlar. Hele de 28 Şubat sürecini ve BÇG faaliyetlerini bir düşünsenize.. Ne kötü günlerdi. Şimdi birileri çıkıp tüm bu sürecin hesabını sormalı. Hatta Emin Çölaşan’ın eşi, Tansel Çölaşan DANIŞTAY Baskınında ne demişti? “-Katil yüksek sesle tekbir getirdi.. ALLAH'IN ASKERLERİYİZ! diye bağırdı.”[1] Kendisi şimdi ADD Başkanı. Beklentileri neydi? 28 Şubattaki gibi ortalığı karıştırmak.. Amaç ne peki? Gelsin 28 Şubattaki gibi bir ihanet darbesi… İşte eski Gn. Kur. Bşk.’nın konuşmalarında gözden kaçan gerçek budur.

Çözüm acil Yeni, Modern, Çağdaş, Özgürlükçü ve Yerli Anayasa ve Yasal düzenlemelerdir.

Tüm hırçınlıklar iyi izlenmeli, toplumun gözünde de yalanları, saygısızlıkları, milletimizi ve değerlerimizi aşağılayan bu batıcı ekâbir zevatın hortlamasına karşı kalıcı tedbirler alınmalıdır. Sayın general darbeciliğini haklı görmekte, mahkemeyi ağır ceza ile yargılandığı davada bile tehdit edebilmektedir. Bu arada 28 Şubat Sürecinde kullandıkları Müslüm Gündüz ve avenesi yeniden ortaya çıkartılıyorlar.[2] Dolayısı ile artık, Ergenekoncuyla, kullandıkları masumları, Balyozda emir verenle, maişet kaygısı ya da bilgisizlikle emirlere itaat edenleri, samimi dindarlarla birilerinin maşası ve kullandığı taşeronları birbirinden ayıracak tedbirler alınmalıdır.

Sorun oluşabilecek tüm alanlarda seçilmişler; iktidarı, muhalefeti ile hep beraber tedbir almalıdırlar. Bu da yapılacak Yeni Anayasadan geçmektedir. Özetle 35’inci maddeyi kaldırmak yetmez.

Maalesef bu orduda Yavuz Selim Han gibi kahraman bir Devlet Başkanının çadırına mermi atan yeniçerinin dölü, Genç Osman’ı azledip, cesedine bile işkence eden zalimlerin kalıntıları, ordu içinde bile siyaset yapıp ülkeyi parçalayarak koca Devlet-i Aliye’yi yıkan kafasızların manevi mirasçıları da vardır. İvedilikle tedbir alınmalıdır. Adnan Menderes gibi etrafınızdaki kalabalıklara itimat etmeyiniz. Toplum hala yaşananların dehşetini kavrayabilmiş değildir.

Bizden uyarması…

 

Halil MERT http://www.facebook.com/81mert,  http://twitter.com/#!/merthalil

(E) Topçu Yarbay

Strateji Uluslararası İlişkiler ve Yönetim Uzmanı

Halil MERT

(E) Topçu Yarbay

Strateji ve Yönetim Uzmanı

https://www.youtube.com/user/81mert1 | Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

1 yorum

Yorum Ekle

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuza emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

asder logo

Adaleti Savunanlar Derneğinin ilkelerini benimsiyor ve her alanda "adalet"değerini temel alan kural ve uygulamaların gerçekleştirilmesi için mücadele çalışmalarına katılmanın gereğine inanıyorsanız; bizi takip edin...