Cuma, 22 Mart 2013 10:50

TERÖR MESELESİ VE ÇÖZÜM SÜRECİ

Ülkemizin, barış huzur ve ittifakını bozan terör meselesinin çözümüne yönelik hükümetimiz büyük risk alarak bir süreç başlatmıştır.

Bu gayretlerin ülkemizde yaşayan Müslüman kavimlerin ittifakına ve kardeşliğine vesile olacağı kadar bir buçuk milyar İslamın barışına ve insanlığın huzurunun teminine de bir başlangıç olacağı ümidindeyiz.

Bilindiği gibi ırkçılık fikri, tarihte ilk olarak Emeviler zamanında Müslümanlara büyük zararlar vermiş, bugün bile etkileri devam eden bölünmelere sebep olmuştur. Bizde de İkinci Meşrutiyetin ilanından sonra, o günkü hürriyet havasını fırsat bilen ve Osmanlıyı parçalayıp yıkmak için fırsat kollayan ecnebiler, yüzlerce yıldır barış ve huzur içinde birlikte yaşadığımız kavimleri tahrik ederek ırkçılık düşüncelerini körüklemiş ve sonuçta devletin bölünme ve çöküşünü hızlandırmışlardır.

Ardından gelen Birinci Dünya savaşında gene ırkçılığın kullanılması ile hem insanlık âlemi büyük zararlar görmüş, hem de beş yüz yıldır kardeşçe yaşadığımız Arap kavmi, kardeşleri olan Türklere karşı isyan ettirilerek, İslam kardeşliği düşüncesine büyük zararlar verilmiştir. Bu ayaklanmalar sonunda Müslüman topluluklar ecnebi devletlerin sömürgesi durumuna düşmüşler, hala da kendilerine gelememişlerdir. Bugün Filistin’de, Afrika’da ve daha birçok yerde, karmaşa, sefalet, zulüm devam etmektedir. Hâlbuki birlik ve beraberlik halinde güçlü olduğumuz dönemlerde Osmanlı Devleti bu milletleri yüzyıllarca korumuş, bekçiliğini yapmıştır. Bu sayede Onlar da huzur ve sükûn içinde yaşamışlardır.

Şimdi de batılı güçler ırkçılık fikrini kullanarak İslam kardeşliği düşüncesini önlemeye çalışmakta, Müslüman toplulukların birbirlerine yaklaşmasını engelleyerek, kolay sömürülebilir zayıf devletler haline getirmeye çalışmaktadırlar. Maalesef büyük ölçüde de bunu başarmışlardır.

Bilindiği gibi ırkçılık düşüncesinin kültürel genlerinde başkasının zararıyla beslenmek anlayışı bulunduğundan, batılı süper güçler Müslümanları birbirine düşürerek bu karışıklıktan rant elde etmeye çalışmışlardır.

Bunun sonucu olarak;

* Ülkemizde 30 yıldır devam eden terör hadisesi neticesinde otuz bin vatan evladı hayatını kaybetmiştir.

* Bu milletin yüz milyarlarca liralık kaynakları heba edilmiştir.

* Sosyal dengeler altüst olmuş, terör korkusundan bölge halkı köyünü, yaylasını terk etmiş, büyük şehirlere göç etmiş, orada da işsizlik ve daha birçok sorunla karşılaşmışlardır.

 * Binlerce genç insanımız şehit olmuş, bu şehitlerin anaları gözü yaşlı, eşleri dul, çocukları yetim kalmıştır.

* Asırlardır aynı inancı, aynı coğrafyayı ve kaderi paylaştığımız, vatanımızı düşmanlarımıza karşı omuz omuza müdafaa ettiğimiz din kardeşlerimizle aramıza kin ve düşmanlık tohumları ekilmiştir.

Her türlü riski göze alarak, bu kangren olmaya yüz tutmuş sorunu çözme iradesini cesaretle ortaya koyan Başbakanımızı ve Hükümetimizi ve çözüm sürecinde atacağı olumlu adımları desteklemeliyiz. Bu gayretlerin milli vicdanı tatmin edecek ve her türlü oyunu bozacak şekilde sonuçlanmasını ve hayırlara vesile olmasını temenni ediyoruz. 

Bilindiği gibi ırkçılık düşüncesini besleyen sebeplerden biri de; devletimizin resmi ideolojisinin de ırkçılık üzerine kurulmasıdır. Devlet eliyle telkin edilen bu ırkçılık anlayışı, mukabil ırkçı düşüncelerin de uyanmasına ve tahrik edilmesine sebep olmuştur. Aklında, fikrinde ırkçılık düşüncesi olmayan Kürt asıllı gençlere okullarda telkin edilen Türkçü düşünce ve söylemler, Kürtçülük düşüncesinin uyanmasına ve beslenmesine sebep olmuştur. Yine devletimizin resmi kurumları tarafından Kürtlerin çoğunlukta olduğu bölgelerde dağa taşa yazılan ırkçı sloganlar bölge insanını rahatsız etmiş, terör örgütü de bunları fırsat bilmiş, propaganda vesilesi olarak kullanmıştır.

Ayrıca bölge halkının dini geleneklere saygılı olduğu da bilinen bir gerçektir. O bölgede devleti temsil eden kişi ve kurumların, katı laikçi tutum ve söylemleri de bölge insanının devlete küsmesine ve ırkçılıktan beslenen terör örgütüne taraftar olmasına sebep olmuştur.

Bugün bu söylem ve uygulamaların yanlışlığının, en üst düzeyden Sayın Başbakanımızın ağzından ifade edildiğini görmekte ve bundan memnunluk duymaktayız.

Bu çalışmaların kalıcı olması için de köklü tedbirlerin alınması gerektiğini düşünüyoruz. Bilindiği gibi insanlık tarihinde en fazla peygamberin doğuda gelmesi, kaderin bir cilvesidir ki, doğu milletlerini canlandıracak ve birbirine bağlayacak yegâne unsur din hissidir. Bu hissi güçlendirecek, bölge halkının cehaletten, fakirlikten ve bunların sonucu olan tefrikalardan kurtulmasını sağlayacak eğitim yatırımlarına ağırlık verilmeli, sivil toplum kuruluşlarının yöre halkının eğitimine yönelik çalışmaları desteklenmelidir.

Bu sürecin kısa zamanda sonuçlanmasını temenni eder, hükümetimize çalışmalarında başarılar dileriz. 

Okunma 1594 defa
Selahattin Arslan

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

1 yorum

  • Yorum Linki EYÜP Cuma, 22 Mart 2013 23:23 yazan EYÜP

    S.A SELAHADDİN ABİ ELİNE DİLİNE SAĞLIK GAYET GÜZEL BİR YAZI OLMUŞ ÇOK YERİNDE VE ZAMANINDA DİLE GETİRİLMİŞ SELAMLAR...

    Raporla

Yorum Ekle

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuza emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

asder logo

Adaleti Savunanlar Derneğinin ilkelerini benimsiyor ve her alanda "adalet"değerini temel alan kural ve uygulamaların gerçekleştirilmesi için mücadele çalışmalarına katılmanın gereğine inanıyorsanız; bizi takip edin...

E-Bülten

E-bültenimize üye olun. Haber ve duyurularımızı kaçırmayın.

Spam göndermiyoruz.

Bu sitede yer alan yazılar, makaleler, haberler yazarların sorumluluğundadır. © 2018 ASDER. All Rights Reserved.

Design & Development by JoomShaper