Perşembe, 25 Ocak 2018 16:15

İslam’ın Gür Sesi Türkiye

ABD, Rusya ve Emperyalist Batı ülkelerine karşı yürütülen mücadele birçok alanda devam ediyor. Afrin harekâtı bunlardan sadece bir tanesidir. Bu işin sadece askeri boyutudur. Bundan başka ekonomik, sosyal ve kültürel anlamda yapılması gereken birçok iş vardır. Allah’ın izni ile son 15 yılda atılan adımlar dostlara hayranlık ve güven; düşmanlara ise korku ve karamsarlık vermektedir.

PKK ve DAEŞ gibi terör örgütlerini İslam âleminin başına bela etmek için binlerce TIR ile verdikleri silahların hiçbir işe yaramadığını Afrin harekâtı ile gördüler. PKK’lı teröristler arkalarına bakmadan kaçıyorlar. İşin daha güzel olanı ise ABD ve Rusya gibi dünyanın en büyük güçleri Türkiye’yi daha fazla kızdırmamak için süngüsü düşmüş bir biçimde utangaç bir tavır sergilemek zorunda kalıyorlar.

Son olarak Fransa BM Güvenlik Konseyini toplantıya çağırdı ve Türkiye’ye gözdağı vermek istedi. Fakat tez zamanda yediği fırça ile birlikte “mültecilere yardım edilmesi” konusunda toplantı istediğini mahcup bir eda ile söylemek zorunda kaldı.

Suriye’de yapılan operasyonların en önemli yönlerinden bir tanesi ise % 70-75 oranında yerli teknoloji ve silahların kullanılmasıdır. Bu konuda geldiğimiz nokta müthiştir. Dünyanın en önemli ve güçlü silahlarını başarı ile kullanıyoruz. ABD ve Rusya’da dahi bulunmayan teknolojiyi kullanıyoruz.

Öyle ki araştırma kuruluşlarımız ve bilim adamlarımız sayesinde bütün dünyayı kıskandıran silah sistemlerini üretme kabiliyetine kavuştuk. Emeği geçenlerden Allah razı olsun. Onların bu çalışmaları son 200 yılda İslam’a karşı yürütülen savaşın başarısız kalması için en önemli çalışmalardan birisi olmuştur. Bundan böyle İslam ülkelerine karşı yapılan operasyonlarda karşılarında Türkiye’yi görüp geri adım atmak zorunda kalacaklardır.

Diğer taraftan bu üretilen silah sistemleri ve araç gereçler çok büyük bir gelir meydana getirecektir. Unutmamak gerekir ki bir savaş uçağının maliyeti yüz vagonluk hammadde yüklü bir tren dolusu malı satmaktan daha pahalıdır. Keza bir gemi dolusu meyve sebzeyi iyi fiyattan satsanız dahi bu para ile bir güdümlü mermi alamazsınız. Emperyalist Batı ülkelerinin canımızı yakan en kötü tarafı bu husustur. Artık verme konusunda çok cimri oldukları bu silah teknolojisini üretip hatta geliştirerek satma seviyesine gelmiş bulunuyoruz.

Elbette yapacak daha çok işimiz var. Öncelikle ekonomi ve teknolojide gösterilen bu başarıların sosyal ve siyasi alanda da devamı gereklidir. Bunların başında da kırk yamalı bohçaya çevrilen faşist darbeci Evren’in dayattığı 1982 Anayasasının değiştirilmesi gelmektedir.

Bu faşist anayasa ülkemize yakışmamakta düşmanlarımızın bizimle alay etmesine yol açmaktadır. Eğer dünyanın en güçlü devletlerinden biri olmak ve İslam’ın gür sesini bu ülkeden bütün cihana anlatmak istiyor isek bu anayasayı ülkemiz ihtiyaçlarına göre yeniden yapmalı; özgürlük ve hürriyetlerin hakim olduğu insanımıza değer veren bir anayasayı ortaya koymak mecburiyetindeyiz.

Evet, bu faşist anayasa halk tarafından büyük oranda kabul edilmiştir zira darbecilerden bir an önce kurtulup serbest siyasetin yapılacağı bir döneme geçilmek istenmiştir. Zaten bu anayasanın alternatifi de yoktu. “Kırk katır mı, kırk satır mı” hesabı, mecburen halkımız bu faşist metni kabul etti. Bu sayede sıkıyönetiminden kurtularak normal siyasi rejime kavuşmuş olduk.

Daha ilk seçimde darbecilerin adayı Emekli General Turgut Sunalp, onca desteğe rağmen büyük bir yenilgiye uğradı. Evren ve darbeciler siyasi hayatımızdan diğer faşistlerle beraber hep birlikte defolup gittiler. Rahmetli Özal bunlara haddini bildirerek tankla, topla, sopayla devletin idare edilemeyeceğini gösterdi. Geriye milletimize çektirmiş olduğu acılar ve bir de bu faşist askeri vesayet anayasası kaldı.

Bu öyle bir anayasa ki Cumhurbaşkanı’na faşistlerde dahi olmayan olağanüstü yetkiler vermişti.  Yetmedi, karın ağrısına çarelerden futbol maçları kurallarına kadar her şeyi anayasaya doldurmuşlardı. Fakat bir 4. Madde vardı ki (halen de var ve devam ediyor) evlere şenlikti. Bu madde der ki; Anayasa’nın ilk 3 maddesi değiştirilemez hatta değiştirilmesi teklif dahi edilemez.

Utanmadan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu bu faşist metni savunup meydan okuyor. Hadi değiştirin bakalım, diye diktatörlüğe ebedi olarak mahkum imişiz gibi demeçler veriyor. Bir tane aklı başında adam çıkıp da “yahu bu ne biçim bir söz, bu akıl dışı ve faşist metni nasıl kabul edersin” diyemiyor. Hala “Atatürk’ün ordusuyuz” diyerek şahıslara tapınmayı ve diktatörlüğü müdafaa edip savunuyor.  

Ne bu yahu! Haşa! Allah’ın emri mi ki değiştirilemesin. Aldıkaçtı denilen hürriyet katili bir hukukçunun yazdığı faşist bir metindir, eni boyu... Millet bunu kabul etmeyip de ne yapacaktı? Netekim Paşa’nın zevzekçe konuşmalarına daha ne kadar tahammül edecekti? Defolup gitsin diye bu faşist metinlerle dolu anayasaya “evet” deyip darbecilerden biran önce kurtulma yolunu seçti.

Eğer darbenin azmettiricisi Amerikalılara kalsaydı onlar ülkede bir iç savaş çıkmasını daha çok isterlerdi. Sonuçta sevad-ı azama ittiba edildi ve tuzaklar boşa çıkarıldı. Kısa zamanda Özal sayesinde toparlanan ülkemiz yeniden bölgemizin güçlü bir ülkesi haline geldi.

1980 darbecileri, özellikle 1960 faşist Anayasasında mevcut askeri vesayet maddelerini tekrar koymuştu. Maksat özgürlükleri boğmak idi. Olur ki halk yönetimde söz sahibi olur endişesi ile ne kadar askeri vesayet maddeleri var ise hepsi bulup buluşturulup 1982 anayasasına dâhil ettiler. Yetmedi 1936 yılında CHP ilkeleri de buna dâhil edilerek halkın ihtiyaçlarından uzak bir anayasa icat edildi. Yahu bir partinin ilkeleri hiç anayasa maddesi olur mu?

Milletimiz “icat çıkarma” der ya işte bu yüzden. Yoksa bu sözün manası “yeni teknolojik buluşlar yapma” anlamında değildir. Yeniliklere ve teknolojiye en çabuk ayak uyduran toplumlardan birisi olduğumuzda şüphe yoktur…

“Kurucu ilkeler” adı altında istemezükçüler her türlü özgürlüğün karşısında yer almaktadır. Bunlar verilen ulufeyi (padişah ikramiyesini) beğenmeyip kazan kaldıran yeniçerilerden pek de farklı değiller. İlla ki darbeci askerlerin yazdırdığı ilkeleri savunacaklar. Yahu insanlar Mars’a, göktaşlarına gidiyor siz hala ulufecilikten kurtulamayıp kazan kaldırmayı düşünüyorsunuz. Bu ne haldir?

Eğer gerçekten “kurucu ilkeler” adı altında Cumhuriyetimizin temellerine sahip çıkmak istiyor iseniz, amenna… Bu konuda herkesten daha istekliyim. Cumhuriyetimiz kurulduğunda nasıl ki şanlı ecdadımın yazdığı “kanuni esasi” esas alınmış devlet bu anayasa ile Yunan’ı mağlup etmişti. İşte buna kimse itiraz etmez. Hemen bu işlem yapılsın. Anayasamızın ikinci maddesi olan “Türkiye Cumhuriyetinin dini İslam’dır” maddesi tekrar konulsun. Bunu 1928 yılında kaldırmışlardı. Halka danışmadan keyfi bir icraatla…

Kimseyi balık hafızalı bellemesinler. Halkımız da her şeyi çok iyi biliyor. İslam’dan öcü gibi korkan, Batı’dan gelen her şeyi “bize uyar mı?” demeden körü körüne alıp şanlı ecdadımızdan miras kalan her şeyi reddeden yöneticilerden kurtulduk artık.

Her seçimde bunların boyunun ölçüsü alınıyor. Kim değerlerimize sahip çıkmış ise seçimleri kazanıp halkın gönlünde taht kuruyor. Kim değerlerimize yabancılaşıp reddetmiş ise seçimlerde ağır bir yenilgi alıp kös kös oturuyor. Yeniden darbe hesapları yapıyorlar…

Bu durum yıllardan beri değişmedi ve değişmeyecek. Onlar ancak Feto ve Amerikan köpeklerinin darbe yapmasına umut bağlayabilirler. Fakat bundan sonra tarihin kırılma anını yaşadığımız bu günlerde İslam’ın en güçlü ve gür sesi Türkiye’yi artık kimse durduramayacaktır. 15 Temmuz’da vurduğumuz tokadın acısı çıkmadan Fırat Kalkanı ve Afrin harekâtı ile öyle bir tokat vurduk ki yüzyıllar geçse dahi acısını suratlarında hissedecekler, vesselam…  

Okunma 363 defa
Dr.Vehbi KARA

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Yorum Ekle

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuza emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

asder logo

Adaleti Savunanlar Derneğinin ilkelerini benimsiyor ve her alanda "adalet"değerini temel alan kural ve uygulamaların gerçekleştirilmesi için mücadele çalışmalarına katılmanın gereğine inanıyorsanız; bizi takip edin...

E-Bülten

E-bültenimize üye olun. Haber ve duyurularımızı kaçırmayın.

Spam göndermiyoruz.

Bu sitede yer alan yazılar, makaleler, haberler yazarların sorumluluğundadır. © 2018 ASDER. All Rights Reserved.

Design & Development by JoomShaper