Salı, 01 Şubat 2022 13:03

Anglosakson ve Asya savaşlarına hazırlıklı olalım

Soğuk savaş sonrası yenidünya denklemi yeniden şekilleniyor. Yeni oluşacak düzende Türkiye açısından can alıcı bir denklem manzarasıyla karşı karşıyayız. 

Türk dünyasının uzun zamandır beklediği can simidiyse, Rusya’nın dağılması sonrasında umut verici bir gelişme olarak ortaya çıkmıştır.

Ancak geçen zaman diliminde yıllarca heder edilen Türk dünyasının iletişim ve ilişki kopukluğu, denklemde olmasını istemediğimiz manzaraları da karşımıza çıkarmıştır.

Doğru bir planlama yapılmaması, Türkiye açısından da zaman kaybı olarak yorumlanabilir.

Buna karşılık 1990’lü yıllarda Batılı bazı devletler Türkiye’yi masanın dışında tutmaya çalışmış ve Türki cumhuriyetlerle bağ kurmaması için birçok yönteme başvurmuştur. Bu yöntemlerden biri de hiç şüphesiz FETÖ’dür.

FETÖ yoluyla Türkiye’yi kullanan ABD ve müttefikleri, eksik parçalar üzerinden yol alırken, bu ifadelerimin yakın zaman diliminde dengelerin ne denli hızlı değiştiğine ışık tutacağını da belirtmek isterim.

 

Batı dünyasının değişim ve dönüşüm süreciyle birlikte sömürgeci güç merkezi konumuna yükselmesi, Anglosakson geleneğine aykırı bir şekilde yükselmekte idi. Kraliçe merkezli Anglosakson geleneğinde dünyanın ticari dengesi kendi ellerinde olmalıdır.

Sömürgeci yumuşak gücün merkezi olması gereken(!) Anglosakson geleneği, yönetilmekten ziyade yönetmeyi benimser. Üst akıl olarak kendini konumlandırır. 

İngiltere merkezli düşünce kuruluşları, birçok aydın ve yazar tehlike çanları, İngiltere’nin geleceği için çaldığını itiraf ettiğini görmekteyiz. İngiltere’nin Avrupa Birliği’nde uzun süre başat rol üstlendiğini ve AB siyasetine tolerans göstererek güç merkezi konumundan yararlandığını biliyoruz. 

Zamanla Batı’daki gücü Fransa ve Almanya’nın kapmasıyla da tehlikenin büyüdüğünü gören İngiltere, karar alma mekanizması olmaktan çıkmıştır. 

 

Savunmadan ağır sanayiye kadar üreticiden çok tüketici konumuna geçen İngiltere, Anglosakson geleneğinden uzaklaştığını fark ettiği an harekete geçmiş ve yeni çözümler üretmiştir. 

AB ile ilişkilerinde çıkmaza girmesiyle sorunu kökünden çözmek adına AB’den ayrılmıştır. Asıl sorun ise burada başlamaktadır. Çok yönlü çalışan Anglosakson kafası, yenidünya denkleminde kendi otoritesini oluşturmak istiyor. 

İngiltere’nin tarihi hafızasıyla oluşturulacak yeni bir denklem varsa, Türkiye bu denklemde pozisyonunu mutlaka ön görmelidir. 

İngilizlerin bu geleneğine bağlı ülkeler arasında bulunan pek çok güçlü devlet vardır. Kanada, Avusturalya, ABD, Malezya, Hindistan, Güney Afrika… Birçok ülkede bu geleneğin hakimiyeti ve stratejisi vardır. Aynı zamanda İsrail’i de bu gelenekte ve hatta geleneğin başında görmekte bir sakınca bulunmamaktadır.  

Bu yapılanmanın hedeflediği çalışma, yakın zaman diliminde Batı’da gelişen NATO benzeri ittifaklar üzerinden sıcak sahalar oluşturmaktır. 

Sıcak savaş alanlarının test edilmesine neden olacak bu anlayışa Rusya ile Ukrayna arasında çıkan gerginlikleri örnek gösterebiliriz. Kontrolü Anglosakson gelenekçilerinin elinde olan gerginliğin altından malum gerçeklerin çok gecikmeden çıkacağına inanıyorum. 

 

Büyüyen Çin merkezli gücü 2000’li yılların başlarında küçümseyen İngiltere, yeni uyanmaya başlamış ve durumun vahametini geç kavramıştır. Çin ve Rusya, Asya merkezli bir ittifak anlayışı içinde gözükse de Anglosakson oyununa erken düşmüştür.

Stratejik ve konum itibariyle İngiltere’ye Çin’den daha yakın konumda bulunan Rusya, Anglosaksonların hedefi olmuştur. Aynı zamanda bu ittifak görünümünün pek de sağlıklı olmadığını bölge çıkarlarına bakarak yorumlamak mümkündür.

Çin’in her geçen gün büyüyen teknolojik üstünlüğü, geniş hacimli insan gücü, durdurulamayan savunma sanayii, Anglosaksonlardan çok Rusya’ya tehdit içeriyor. Bu tehdidi iyi analiz eden kraliyet yönetimi ve aklı ise kontrollü bir savaş senaryosuyla olaya dahil olmak istiyor.

Tam da bu noktada Türkiye, bütün stratejik dehasını olup biten oyunlara ve hamlelere harcamalı, kurban vermemelidir. Anglosakson aklı, Asya merkezli Çin-Rusya savaşı için sıcak sahalar oluşturarak Pasifik’te yeni savaş bölgelerini test ediyor. Bu oyunlara karşı başta Kazakistan ve Türk cumhuriyetlerini uyarmak ve süreci yönetme konusunda ciddi gayret göstermesi zorunludur ve Türkiye’nin görevidir.

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasının asıl sebebine bakacak olursak kontrollü bir savaş alanı manzarasıyla karşılaşıyoruz. Sonuç kısmı üzerindense, Anglosakson dünyasına hizmet edeceği gerçeği ortaya çıkıyor. 

Ukrayna’nın işgali sonrası yapılacak hamleyle, Çin’in bazı bölgeleri işgal edilebilir. Çin, artık ihtiyacı olan enerjiyi üretmek için yeni alanlara ihtiyaç duyarken, dünya ticaret koridorları adeta bir nimet olarak göze çarpmaktadır.

Afrika ve Arap coğrafyasına büyük yatırımlar yapan Çin’in, İngiltere’nin Asya merkezli kontrol çabalarına karşı yeni ittifaklar araması gayet doğal karşılanmalıdır. 

İngiltere’nin yakın zamanda görmek istediği Asya merkezli savaşa karşın Çin’in dizginlenmesi talebi, bölgedeki gelişmeleri kısa süre içerisinde daha da derinleştirecektir. Çıkarları uğruna tüm dünyayı kendine kurban seçebilecek olan Anglosakson geleneği, Rusya tarafından da iyi yorumlanamıyor.

Çin’in bünyesindeki enerjiyi bir şekilde yeni nükleer savaş alanlarına kadar sıçratma riskini fark eden ABD ve İngiltere, bu enerjiyi farklı alanlarda tüketmek istemektedir. Çin, yakın zamanda Rusya’nın karşısında da yer alabileceği gibi, Asya’da Anglosakson geleneğinin izleri, yavaş yavaş etkisini göstermeye başladı. Vesselam…

Sabri BALAMAN

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Yorum Ekle

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuza emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

asder logo

Adaleti Savunanlar Derneğinin ilkelerini benimsiyor ve her alanda "adalet"değerini temel alan kural ve uygulamaların gerçekleştirilmesi için mücadele çalışmalarına katılmanın gereğine inanıyorsanız; bizi takip edin...