Perşembe, 05 Mart 2009 03:26

Analitik Bakış haber sitesinin 28 Şubat la ilgili yaptığı söyleşi

28 ŞUBATIN 12 NCİ YILINDA BİR SÖYLEŞİ 

Analitik Bakış - 28 Şubat post modern darbesini diğer darbelerden ayıran yönler nelerdir? Bu darbeyi gerçekleştiren askerin hedefinin ne olduğunu düşünüyorsunuz?

Adnan TANRIVERDİ - 28 Şubat; Cumhurbaşkanı ve Genelkurmay Başkanının işbirliği ile, iyi planlanmış, önceden hazırlanmış, psikolojik harekat ile toplum sindirildikten sonra, talepleri 28 şubatta açıklanan, uygulaması aşama aşama geniş zamana dağıtılan, yasal kılıfla kamufle edilmiş bir MİLLİ GÜVENLİK KURULU (MKG) DARBESİDİR. Hazırlanmasında ve özellikle de uygulama safhasında, kontrol ve koordine edici güç olarak Silahlı Kuvvetler ve Jandarma Genel Komutanlığı; uygulayıcı güç olarak da, Cumhurbaşkanları, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Yüksek Öğretim Kurumu, Mecliste temsil edilen muhalefet Partileri (CHP, ANAP, DSP), Sivil Toplum Kuruluşları olarakTOBB,TİSK, TÜRK-İŞ, DİSK, KESK ve sorumsuz bir kısım medya aktif rol almışlardır.

Darbenin hedefinde; milletin manevi değerleri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında görev almış islâmî inancını hayat tarzı olarak yaşayan şahıslar vardı. 28 Şubat, İslâmi inanca sahip personeli Devletten tasfiye ve yeniden devlette görev alma imkanını önleme hareketidir.

Analitik Bakış - Sizce 28 Şubat sürecinde özellikle Refah Partisi tarafından demokratik düzene yönelik bir tehdit söz konusu muydu? Bu darbenin sebeplerinin ne olduğunu düşünüyorsunuz?

 Adnan TANRIVERDİ - 28 Şubat süreci, Merhum 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın vefatı ve 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in Cumhurbaşkanı olması ile başlamıştır. 28 Şubat'ın Askerî lideri İsmail Hakkı Karaday'nın Genelkurmay Başkanı olması mümkün değildi. 17 Nisan 1993 tarihinde Merhum Turgut Özal vefat etti. 16 Mayıs 1993'de Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı oldu. 27 Temmuz 1993 tarihinde Genelkurmay Başkanı Doğan Güreşin gören süresi bir yıl uzatıldı. 30 Ağustos 1993 tarihinde, görev süresi dolacak Doğan Güreşin Emekli olması ile Genekurmay Başkanı olması gereken Kara Kuvvetleri Komutanı Muhittin Fisunoğlu, Doğan Güreşin görev süresi uzatılınca emekliye sevkedildi. Bu şekilde, İsmail Hakkı Karadayı, önce KKK'ı. Bir yıl sonra da Genelkurmay Başkanı oldu. Yani 28 Şubat süreci Süleyman Demirel'in Cumhurbaşkanı olması ile başladı. İsmail Hakkı Karadayı'nın Genelkurmay Başkanı olmasıyla da aktivite kazandı.

28 Şubat'a hazırlık olmak üzere, Silahlı Kuvvetlerdeki inançlı subay ve astsubayların durumları, Aralık 1994 Şurasında görüşüldü. Ağustos ve Aralık 1995 Şûrasında TSK'dan tasfiyeler başladı.

REFAHYOL Hükümeti 28 Haziran 1996 tarihinde kuruldu. Yani Refah Parti Hükümet olmadan süreç başlatılmıştı. Refah Partinin tabanını tamin etmek için, Taksim'e Cami gibi, yaptığı bazı açıklamalar, ülkenin menfaati için İran ve Libya'ya yapılan dış geziler, D-8 toplantısı demokratik düzene tehdit kabul edilemez.

Bunları her biri ve başka provokasyonlar, yukarıda belirttiğimiz anayasal kurumlar tarafından abartılarak, koro halinde gündeme taşınarak, yapılacak tasfiyenin gerekçesi olarak kullanılmıştır.

Darbenin gerçek sebebi, ÖZAL DÖNEMİ diyebileceğimiz, 1983-1993 döneminde toplumda yükselen İslâmi değerlerin ve yetişen inançlı kadroların Devlet'ten tasfiyesi, eğitim müesselerinin kapılarının inançlı gençlere kapatılması, toplumun bilinçlenmesini sağlayan kurumların faaliyetlerinin engellenmesi ve REFAH benzeri partilerin oy tabanın cezalandırılmasıdır diyebiliriz.

28 Şubat Darbesi ile siyasiler mağdur olmuştur. Ama esas mağdur olanlar Kamuda çalışan inançlı insanlar ile toplumun inançlı kesimidir. Ceza onlara kesilmiştir.

Analitik Bakış - Özellikle dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya tarafından organize edilen Batı Çalışma Grubu’nun fişleme çalışmaları o dönemde sivil ve asker birçok görevliyi sıkıntıyı soktu. Sizin başında bulunduğunuz ASDER’de de bu şekilde mağdur olmuş isimler bulunuyor. 28 Şubat darbesinden olumsuz etkilenen ve mesleklerinden olan askerlerin hayatları nasıl etkilendi?

Adnan TANRIVERDİ - Bu süreç ile birlikte, 1300 civarında subay ve astsubay, yasal bir suç isnat edilmede, bir yargı önünde savunma hakkı verilmeden, yargılanmadan, yargıya başvurma hakkı da ellerinden alınarak, birkaç gün içinde Silahlı Kuvvetler ile ilişikleri kesilerek tasfiyeye tabi tutulmuşlardır. Bütün kazanım ve özlük haklarını kaybetmişlerdir. Bu yetmiyormuş gibi, 28 Şubat Kararları gereğince Belediyeler dahil Hiçbir kamu kurum kuruluşunda görev alamaları için de tedbirler alınmıştır. Toplum üzerinde kurulan yoğun baskı nedeniyle, özel şirketlerde dahi iş bulma imkanları dahi engellenmiştir. Bunun dışında başlangıçta, yakınları dahi, bu arkadaşlara kuşku ile yaklaşmışlardır. 1996 yılından itibaren mağdur edilmiş bu askerlerin toplantılarına katıldım. Onların içine itidikleri çaresizliğin derecesini anlatamam. Kendileri ayrı, eşleri ayrı, çocukları ayrı eziyet çekmişlerdir.

Bugün büyük sıkıntılarını atlatmış olarak, birikimleri ile Ülkelerine faydalı olma yollarını aramaktadırlar. Gasp edilen haklarının da bir gün kendilerine teslim edileceğini ümit ediyorlar.

 Analitik Bakış - Askerin o dönem siyasetin içine hatta merkezine oturmasının Türk Silahlı Kuvvetlere olumsuz bir etkisi olmuş mudur? Son Ergenekon operasyonuyla birlikte ortaya çıkan yapılanmalarla da ilişkili olarak TSK’da 28 Şubat’tan bu yana çeşitli illegal yapılanmaların sürekli olarak bir darbe beklentisi içinde örgütlendiği söylenebilir mi? Bu bağlamda daha sonra ortaya çıkan Ayışığı ve Sarıkız gibi gerçekleştirilemeyen darbe girişimlerini nasıl değerlendirmek gerekir?

Adnan TANRIVERDİ - O gün, memleketi badireye sokmuş olanların marifetleri bu gün ortadadır. En güvenilir kurum olarak kabul edilen Silahlı Kuvvetlerimizi, 28 Şubat süreci, sıradan kurumlar arasına sokmuştur.

12 yıldır, İnançlı personelin tasfiyesi, yeni alınanlarda dini eğitim almamış olması hususundaki hassasiyet, Silahlı Kuvvetleri 28 Şubat 1997 tarihinden daha yoğun bir ideolojik kadrolaşma içine itmiştir. Milletin manevî değerlerine zıt bir ideolojik kadrolaşma.. Bu kadro milli irade karşıtı bir potansiyel yaratır.

Darbelerin üç ana dayanağı bulunmaktadır.

·         Anayasa ve Yaslarlarda imkan veren hükümler,

·         Milli İradeye zıt ideolojik kadrolaşma,

·         Kaos ortamı ve istikrarsızlık.

Bu üçü birlikte oluşunca askeri müdahaleler gündeme gelmektedir.

Silahlı Kuvvetlerde ideolojik kadrolaşmanın önlenmesinin ilk şartı, hukuk dışı tasfiyelerin durdurulmasıdır. Bunun için de YAŞ Kararlarını yargı denetimine açmak gerekmektedir.

 Analitik Bakış - Son olarak sizin söylemek istedikleriniz nelerdir?

 Adnan TANRIVERDİ - 1982 Anayasası, Siyasi İradenin dışındaki Anayasal Kurumlara fazla yetki vermiştir. TBMM'ini hakim duruma getirecek bir ANAYASA değişikliği geciktirilmeden yapılmalıdır.

Mevcut Cumhurbaşkanı ve yeni Cumhurbaşkalarının Millet tarafından seçilecek olması darbecilerin önünde büyük engeldir. İdeolojik kadrolaşmaları kıracak önemli bir gelişmedir. Ancak, ülkenin geleceğini riske atmamak için, Anayasal Kurumların milli iradenin konntrolüne sokacak yeni Anayasanın, yeterli meclis çoğunluğu varken yapılmalıdır

 

Adnan Tanrıverdi

Emekli Tuğgeneral

www.adnantanriverdi.com | Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Yorum Ekle

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuza emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

asder logo

Adaleti Savunanlar Derneğinin ilkelerini benimsiyor ve her alanda "adalet"değerini temel alan kural ve uygulamaların gerçekleştirilmesi için mücadele çalışmalarına katılmanın gereğine inanıyorsanız; bizi takip edin...