GENELKURMAY BAŞKANINA KOMPLO MU KURULUYOR?
(İRTİCA İLE MÜCADELE EYLEM PLANI'NI KİM HAZIRLATTI?)
Taraf Gazetesi, 11 Haziran 2009 tarihli nüshasında, Genelkurmay Harekât Başkanlığı, 3. Bilgi Destek Şube Müdürlüğü tarafından hazırlandığı iddia edilen ve altında Dz. Kur. Alb. Dursun Çiçek'in isminin bulunduğu, “İrtica İle Mücadele Eylem Planı” adında dört sayfalık bir plan özetine yer verdi.
Planın amacı; “Laik ve demokratik düzeni yıkarak, şeriata dayalı bir İslam devleti kurma hayalinde bulunan AKP Hükümeti ve ona destek veren çeşitli gruplar ile Feşullah Gülen grubu başta olmak üzere radikal dinî oluşumlar hakkındaki gerçekleri gün yüzüne çıkarmak, kamuoyunun desteğini kırmak ve faaliyetlerine son vermek üzere bilgi destek faaliyetleri icra etmek” olarak açıklanmaktadır
Belge, eylem de içeren, bir psikolojik harekât planına benziyor.
Ortada bir metin var.
Metinde yazılanlar suç içeriyor.
Hedefinde Milletin oyları ile iktidarı üslenen AK Parti ile Yurt içi ve dışında etkin faaliyetleri ile, milletin çoğunluğunun gönlünde yer etmiş olan Feşullah Gülen Hoca Efendi ve cemaati yer almaktadır.
Söz konusu planın hazırlanma sorumluluğu bakımından üç ihtimalden söz edebiliriz.
Birinci ihtimal; “İrtica İle Mücadele Eylem Planı” Genelkurmay Başkanının emriyle, müsaadesiyle ve kontrolünde hazırlanmış olabilir.
Harekât Başkanlığı, Hükümet Direktifine göre Genelkurmay Başkanlığı düzeyinde Savunma Direktifleri hazırlayıp yayınlanmasında, harekat konseptlerinin belirlenmesinde, Askeri Stratejik konseptin hazırlanmasında, Kuvvet Komutanlıkları Harekat Planlarının koordine ve kontrol edilmesinde Genelkurmay Başkanlarına yardımcı olan Genelkurmay II. Başkanına bağlı, bir karargah ünitesidir.
Harekat planlarında; söz konusu harekâtın kimler tarafından, ne maksatla, nerede, ne zaman, nasıl ve ne şekilde yapacağı sorularına, sistemli bir şekilde cevap veren esasları açıklanır. Planlarda esas plan “Harekât Planı” dır.
Bu planın uygulanabilmesi için ihtiyaç duyulan muharebe ve hizmet destek hususları ise harekât planının kendileri ile ilgili eklerde belirlenir.
Her bir destek faaliyeti bir ek ve eke ilişik lahikalarla açıklanır. Esas harekat planının altında komutanın, eklerinin altında Başkanların, lahikaların altında da Şube Müdürü veya proje subaylarının imzası bulunur.
Sözü edilen “İrtica İle Mücadele Eylem Planı” altındaki imza dikkate alındığında, esas planın lahikasına benziyor.
Yani Harekât Başkanlığı, Genelkurmay Başkanının emri altında, onun beyni durumundaki bir ünitedir. Bu ünitede Genelkurmay Başkanının bilgisi dışında bir planlamanın olması düşünülmemelidir.
Yukardaki bilgiler dikkate alındığında, Genelkurmay Başkanının 14 Nisan 2009 tarihli Harp Akademileri konuşması bu ihtimali desteklemektedir.
O konuşmasının laiklik, din ve asker ilişkisi bölümünde;
“Siyasi ve kişisel amaç ve çıkarlar için; dinin ve dinî duyguların alet edilmesine ve araç olarak kullanılmasına karşı olduklarını; dinsel cemaatlerin kapalı ve içe dönük olduğunu; cemaate giriş ve çıkışların çok farklı dinamiklere bağlı olduğunu; dinsel cemaatlerin, hele çıkar çevresinde örgütlenmişse, sivil toplum hareketi olduğunu öne sürmenin çok güç olduğunu; kendilerinin güçlü bir konuma geldiğine inanan bazı din eksenli cemaatlerin hedeflerine ulaşmada kendileri için en büyük engel olarak Türk Silahlı Kuvvetlerini gördüklerini; her fırsattan istifade ederek, Türk Silahlı Kuvvetleri aleyhine faaliyetlerde bulunduklarını; bu yapılanlara karşı, hukuk devleti kapsamında Türk Silahlı Kuvvetlerinin tepkisiz ve etkisiz kalacağının düşünülmesinin ise büyük yanılgı olduğunu” ileri sürerek, hem mütedeyyin kadroları barındıran siyasî partileri; hem de cemaatleri ve özellikle Feşullah Gülen Cemaatini hedef göstermişti.
Bu beyanlarda tarif edilen parti ve cemaatler, Ülkemiz için tehdit olarak değerlendiriliyor ise, bu kuşku, kamu oyu ile paylaşılmakla kalmayıp, bertaraf edilmesi için böyle bir plan hazırlattırılmış olabilir. Eğer böyle ise durum vahimdir. Güven ortamı bozulmuştur. Meşru yoldan tedbir alınmalıdır.
İkinci ihtimal; Söz konusu plan, Genelkurmay Başkanının kontrolü ve bilgisi dışında, Genelkurmay Harekât Başkanlığına kadar ulaşan, bir oluşum tarafından hazırlanmış olabilir.
29 Nisan 2009 tarihli İletişim Toplantısında; Oramiral Özden Örnek'e ait olduğu iddia edilen günlüklerle ilgili olarak Genelkurmay Başkanlığı'nın bu konuda bir inceleme yapıp yapmadığı, ''darbe iddialarının'' Genelkurmay Askeri Savcılığının yetkileri çerçevesinde bir değerlendirmeye alınıp alınmadığı, ordu içinde ayrı bir çalışma olup olmadığına ilişkin sorular üzerine Genelkurmay Başkanı Orgeneral Sn. İlker Başbuğ;
''Türk Silahlı Kuvvetleri olarak biz demokrasiye, demokratik rejime, hukuk devletine bağlıyız ve saygılıyız. Dolayısıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinin bünyesinde farklı düşüncede olan kimse barınamaz, buna müsaade etmeyiz, böyle bir durum söz konusu değil. Dolayısıyla bu konulara ilişkin olarak şu anda Türk Silahlı Kuvvetlerinin kendi bünyesinde böyle bir sorun yoktur. Ve bu soruna yönelik herhangi bir araştırma inceleme ihtiyacı da yoktur.'' cevabını vermişti.
Biz o zaman Genelkurmay Başkanının bu tavrını, Ergenekon soruşturmasının TSK içine girmesini engellemeye çalışan bir tavır olarak algılamıştık. Çünkü bir ihtilal örgütü varsa, bunun gövdesini askerlerin oluşturmaması mümkün değildir. Bu örgütünün içindeki askerlerin omurgasını da muvazzaf askerlerin oluşturacağı düşünülmelidir.
Bu gerçeklere rağmen, bir kısım muvazzaf askerlerin de yargı önüne getirildiği, günlükleri ile, eylemleri ile önemli bir ihtilal girişimi davasında, örgütlenmenin TSK içinde bulunamayacağını beyanla, işi geçiştirip, soruşturmamak, en iyimser düşünce ile, başını kuma sokmak anlamına gelmektedir.
E. Oramiral Sn. Özden Örnek'in günlüklerindeki bilgilerin Genelkurmay arşivlerinde olmadığını ileri sürerek, iddiaları soruşturmamak da ipe un sermek demektir.
Genelkurmay Başkanlığının iddiaları sulandırmaya hakkı yoktur. İddiaların üzerine ciddi olarak gitmesi gerekmektedir. Aksi takdirde insiyatif dışı gelişmeler olabilir ve benzeri planlar geliştirilebilir.
Birinci ihtimal vahim, bu ihtimal ondan da vahimdir.
Üçüncü ihtimal; Özellikle yargı önüne çıkarılan Ergenekon sanığı emekli askerlerin Genelkurmay Başkanına karşı geliştirdikleri bir KOMPLO olabilir.
Ergenekon davası süratle ilerlemektedir.
Birinci iddianamede adı geçen sanıkların yargılanması sürmekte, ikinci iddianame mahkemeye verilmiş, üçüncü iddianame de hazırlık safhasındadır.
Üst kademe asker ve bürokratlar, ceza evinden bir şekilde kurtulmuş, daha üst kademelere ise henüz ulaşılamamıştır.
Tutuklu bulunanların, başlangıçta var olan kurtarılacaklarına dair ümitleri kaybolmaya başlamıştır.
Genelkurmay Başkanlığının kendilerine sahip çıkmadıkları ve hatta, yargıya yardımcı olunduğuna dair endişeleri artmakta ve sahipsiz kalındığına inanmaya başlamaktadırlar.
Genelkurmay Başkanı, yayınlanan planda belirtilen eylemleri doğrulayan açıklamaları Nisan ayındaki bilgilendirme toplantılarında dile getirmiştir.
Bu bilgilere dayanılarak “İrtica ile Mücadele Eylem Planı” isminde bir belge akademik kariyeri bulunan her asker tarafından hazırlanabilir ve kolay ortaya çıkması için de tutuklanma ihtimali yüksek bulunan emekli askerlerin bürolarında muhafaza edilebilir.
Bu yolla, bir taraftan Genelkurmay Başkanı kamu oyu önünde zor duruma düşürülerek intikam alınmış olur, diğer taraftan da bir baskı unsuru olarak etkisinden yararlanılabilir.
Sonuç olarak;
Yayınlanan belgenin Genelkurmay Başkanına karşı geliştirilmiş bir komplo olması ihtimali daha yüksek ve daha gerçekçidir.
Genelkurmay Başkanlığında hazırlanmış, çok önemli ve çok gizli olması gereken bir planın ilgisiz ve terör örgütü üyesi olarak yargılanan bir kişin avukatının bürosunda bulunması da pek normal değildir.
Ama, gelişmeler, diğer ihtimallerin de imkan dahilinde olduğunu göstermektedir.
Mesele mutlaka aydınlatılmalıdır.
Birinci ihtimalin üzerine, sivil toplum, Hükümet, Yargı ve TBMM'i,
İkinci ve üçüncü ihtimalin üzerine de, askerî ve sivil Yargı ile Genelkurmay Başkanlığı gitmelidir.
Genelkurmay, Ergenekon soruşturmasının Silahlı Kuvvetlerin içinde derinleştirilmesini engelleyen kalkan görevini yapmaktan vazgeçip, yardımcı olma konumuna geçmelidir.
13 Haziran 2009
Adnan TANRIVERDİ
Emekli Tuğgeneral
ASDER Gnl. Bşk.
ASKERİN AÇIKLAMALARI ( * )
Olayın üzerinden üç gün geçtikten sonra (15 Haziran 2009), Genelkurmay Başkanlığı ve Genelkurmay Askerî Savcılığı, konu ile ilgili açıklama yapmıştır.
Genelkurmay Askerî Mahkemesinin yasak koyması, yazılı ve sözlü basında meselenin tartışılmasını engelleyemedi. Geç de olsa, sorulara yeterli cevap niteliği taşımasa da Genelkurmay Başkanlığı ve Askerî Savcılık bir açıklama yapma zorunda kalmıştır.
Açıklamalar zihinlerdeki sorulara açıklık getirmemiştir.
Harekât Başkanlığı Genelkurmay Başkanı emir ve kuruluşunda bir karargah birimidir. Genelkurmay Başkanının emri olmadan, özellikle böyle ciddi bir konuda plan geliştiremez. Genelkurmay açıklamasında en azından Komuta katının böyle bir emir vermediği, böyle bir planın hazırlanması için bir inisiyatif tanımadığı hususu yer almalıydı.
Meseleyi yargıya havale ettik demek, yeterli değildir.
Silahlı Kuvvetler, bünyesi içerisindeki suç oluşum veya ihbarları karşısında, bir taraftan adli tahkikat başlatırken, diğer taraftan, işin uzmanlarından oluşturduğu bir heyet tarafından da idarî tahkikat yaptırır. Bu sayede, uzun sürecek askeri adlî tahkikat sonuçlanıncaya kadar, söz konu olay hakkında komuta katının bir kanaate sahip olması sağlanır.
Bu meselede bu yöntemin seçilmediği anlaşılmaktadır.
Böyle olunca, Askerî Mahkemenin yayın yasağının, sanki TSK'den bir açıklama yapılmaması için konulduğu gibi bir kanaat hasıl oluyor. Çünkü bu yasağa sadece Silahlı Kuvvetler uydu. O da ancak iki gün sürdü.
Genelkurmay Başkanlığının yargıya vurgu yapması memnuniyet verici. Ancak, yargıyı devre dışı bırakarak inançlı insanların tasfiyesi için, idarî bir organ olan, Yüksek Askerî Şûra Kararlarını kullandığı hatırlanırsa, bu mesele için idarî tahkikat başlatmamış olmasının sebebi kuşku ile karşılanır.
Meselenin aslına yönelmek gerekirken, planı ortaya çıkaran Taraf Gazetesi hakkında da suç duyurusu yapması ayrı bir garipliktir.
Genelkurmay Başkanlığına komplo kurulması ihtimali ağır basmakla beraber, Genelkurmay Başkanını istifaya veya emekliye sevk etmeye götürecek ciddiyette bir olayla karşı karşıyayız.
Meseleyi Askerî Yargının araştırması yetmez.
TBMM de konuyu araştırmalıdır. 15 Haziran 2009
Adnan Tanrıverdi
Emekli Tuğgeneral
ASDER Gnl. Bşk.
( * ) Mesele "Genelkurmay Başkanına Komplo mu Kuruluyor" başlıklı yazımızda ayrıntılı olarak incelenmiştir.

