Türkiye'nin 2. Dünya Savaşı bitiyor mu?
Prof. Nevzat TARHAN Haber 7
Kürt Açılımı’ adı ile başlayan sonra ‘Demokratik Açılım’ adı ile resmileşen son tartışmalar hepimizi öz eleştiri yapmaya sevk etmeli.
Geçtiğimiz yıllarda kadın konulu psikiyatri kongresinde Prof. Vamık Volkan bir konuşma yapıyordu. Bildiğiniz gibi Sayın Volkan bu açılım için düşüncesi alınan bir bilim adamıdır. Konuşmada “Türkiye’de bir sessizlik var bu sessizlik beni rahatsız ediyor” diyordu ve haklıydı. Kadın haklarını tartışmak istiyordu.
Ben zihinsel kışkırtıcı bir soru sordum. Konuşmanın konusu ile ilgiyi kurarak sorduğum soru şuydu:
“Siz Kıbrıslısınız, Sayın Denktaş Kıbrıs Türklüğü için mücadele etmiş bir insandır. Fakat torunu Rum vatandaşı olmak için müracaat etti. Türk milliyetçiliğinin adada zayıflamasını bazı değerlerin öğretilmemesine ve İngiliz kültürüne oluşan hayranlığa bağlıyor musunuz?”
Sayın Volkan soruma cevabı geçiştirdi oda şikâyet ettiği sessizler kervanına katıldı.
Muhabbetsiz bir milliyet kolayca ırkçılığa dönüşür
Osmanlının son dönemlerinde toplumda karşılığı olan bir hareket vardı. O tarihlerde Jön Türkler’in başlattığı, Fransız İhtilalinden esinlenen “Hürriyet, Müsavat, Adalet, Uhuvvet” hareketi idi. Abdülhamid’in sözde istibdatına karşı idi.
Jön Türkler bu kavramlara “Muhabbet” ekleyemediler çünkü dinden uzak durmayı modernlik kabul etmişlerdi. Muhabbetsiz bir Milliyet kolayca ırkçılığa dönüşüyordu.
O nasıl bir istibdatsa o koca güçlü padişah Abdülhamit 30 yıllık iktidarını meclisin kararı ile terk ediyordu. Çoğu Cumhurbaşkanımızdan daha demokrat bir insanmış ki halkın rıza ve onayına teslim olmuştu.
Kürtçe konuşmayı yasaklamak ırkçılık değil mi?
Jön Türkler’in başlattığı Türk ırkçılığı hareketine Araplar ırkçılıkla karşılık vererek imparatorluğu parçaladılar. Aynı dönemde Kürt aydınlar bizde kavmiyetçilik yok diyerek Misak-ı Milli sınırlarını kabul ettiler. Daha sonra Kürt’lere yönelik baskılar başladı ve Kürtçe konuşmayı yasaklayan Cumhuriyet rejimi kavmiyetçilik yapmıştı.
Almanya’da iki milyon Türk var Alman okullarda resmi dil Almanca ama Türkçe yardımcı dil durumunda. Türkiye’de Kürtçenin yardımcı dil olmasına karşı çıkanlar Bulgaristan’da, Almanya’da Türkçeyi yasaklamak isteyenlere nasıl cevap verecekler?
Milli kibir hastalığı
Lütfen objektif olalım. Türklüğümüzle övünelim ama milli kibir hastalığına yakalanmayalım. Milli kibiri olan insan kendi ırkını üstün görür, etnik ayrımcılığı ve imtiyazı hakkı gibi kabul eder.
Sevgisizdir ve sevgi nesnesi olarak sadece kendi egosunu görür. Ayrıcalık beklentisi yüksek olan, övgüyle beslenen, kendi ırkını üstün ve özel gören, vazgeçilmez duygusu yaşayan ırkçıların üstünlük duyguları ve beğenilme arzuları zedeleniyor. Sevgisiz oldukları için empati yapamıyorlar ve acı çekiyorlar. Acı çeken her canlı gibi savunma saldırganlığına yöneliyorlar.
Bir doktor “Ben kırolara bakmam” diyorsa ve “Nişantaşı kıro doldu” diyorsa o doktor ırkçıdır. Maalesef böyle düşünen insanlar demokratik açılıma en çok tepki veren insanlardır.
Demokrasiyi keşfetmek
Avrupa iki dünya savaşı ile 30 milyon insanı kurban ederek ırkçı ayrımcılığın kötü sonuçlarını yaşayarak öğrendi. Demokrasiyi keşfetti. Çoğulculuk, özgürlükçülük, katılımcılık ilkeleri ile birlikte yaşama bilincini oluşturdu. Bunun için Alman ırkçı fanatik dazlaklar Almanya’da marjnal kalıyorlar.
Bizde 25 yıllık terörle 30 bin insanımızı kaybederek ırkçılığın kötü sonuçlarını yaşadık. Alman dazlakların Türkiye’deki karşılıkları olacaktır. Onların sevgisiz milliyetçiliği, Türk soyunun ve Oğuz boyunun asaletine uymaz ve de yakışmaz.
Ortak tarihi miras, birlikte yaşama arzusu ve ortak idealleri olan Kürt kardeşimize muhabbet beslemiyorsak zalimlik yapıyoruz demektir.
Türk ırkçı fanatiklerin ‘kardeş ırkı’ sevmeyi, yaşamaları için sessiz kalmak değil anlamaya çalışmak gerekir.
Nevzat Tarhan - Haber 7
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

