Salı, 03 Nisan 2018 10:24

Sözde Müttefik Görünen, Yılandan Daha Aşağılık Dost…

Türkiye’deki terör örgütlerinin tarihi ve geçmişi hiçbir zaman raflara kaldırılamadı. Atlantik yapılanması; bugünkü ismi ile NATO denen oluşum 1950 yılından beri irili ufaklı 76 örgütün oluşumunu sağlayarak dost görünen yüzünün altında yılan gibi zehirleyen bir müttefiktir. Bazen satır aralarında bu örgütler üzerinden Türkiye’yi doğrudan tehdit ediyorlar. Atlantik denilince bütün NATO’yu kapsadığını düşünmeyelim. NATO; ABD ve İNGİLTERE’den ibarettir. Türkiye’yi iyi bilen batılı analistler, ABD’nin birçok örgütü organize ettiğini ve bunların başında ABD’nin en önemli istihbarat yapılanmasının FETÖ olduğunu belirtiyor. Bu örgüt, bünyesindeki polis, savcı ve istihbarat mensuplarıyla adeta bir ağ sistemi kurdu ve bu ağ sahada görmezden gelindi. Bu satılmış vatan hainleri AK Parti dönemine fatura edilmeye çalışılıyor fakat 40 senelik bu derin yapılanmayı, 1993’te 33 askerimizin şehit edildiği Bingöl’de görmek yine mümkün… 

Bugün ABD her ne kadar PKK ve YPG düşmanı olduğunu söylese de asıl fikrin ve oluşumun babasının ABD olduğu aşikârdır. Kral çıplak desek daha doğru… ABD’nin Suriye üzerinden oynadığı oyunun güç zehirlenmesi olarak karşımıza çıktığını görmekteyiz. Bugün ABD’nin desteği ile Suriye’deki kamplarda MLKP-DHKP/C-YPG gibi terör örgütü saflarında her türlü eğitimi alan, bu örgütlerin içinde bulunan teröristler silahlı eğitim, psikolojik harp eğitimi, bomba yapımı ve kirli propaganda eğitimi aldıkları görülmektedir. Bu gücü ve eğitimi batının sağladığını unutmayalım.

Türkiye’de mevcut durumda aktif olarak eylemlerini sürdüren PKK-KCK yapılanmasının eylemlerine devam ettiği süreçte diğer terör örgütlerinin derin bir nefes alma durumunda olduğu görülmekte. Hücre sistemini ve derin örgütlenmeyi iyi yapabilen DHKP-C ne zaman derin nefes alsa, nefesini bıraktığı anda karşımıza Çağlayan Adliyesindeki gibi çıkıyor. Savcı Mehmet Selim Kiraz’ı şehit edip bir anda bomba etkisi yaratarak gündeme nasıl düştüklerini unutmadık. Kamuoyunun kafasında soru işaretleri oluşuyor; “Bu denli şiddetli bir terör eylemini nasıl yapabildiler?”. Savcımızı şehit eden Şafak Yayla ve Bahtiyar Doğruyol’un hukuk fakültesi öğrencileri olduğu bilinmekte. İşte tam da burada DHKP/C-MLKP gibi örgütleri derinlemesine incelememiz gerektiğini düşünüyorum. 

DHKP-C dediğimiz örgüt Türkiye’de bomba etkisi yaratacak eylemlere başvurdu. Sabancı suikastı ve Hiram Abbas gibi suikastlar gündeme adeta şimşekler çaktı. Bu tarz terör eylemleri gerçekleştirerek ülkenin kan, savaş ve çığlıklar içinde devrime koşmasının hayallerini kuran ufak çaplı bir terör örgütü değildir DHKP-C... Maalesef ki PKK’dan çok daha tehlikeli bir örgüttür. Bünyesinde sözde aydınlar, doktorlar, hukukçular ve siyasetçiler barındıran yapılanmayı çok üst düzeyde yönetebilen ve lojistik destek elde eden DHKP-C’nin bu yapılanması hali hazırda ülkemizde duruyor. Fakat bunun bir de milis kuvvetleri mevcut. Suriye’de pratik bir şekilde eğitim alıp sahada eylemlerine devam ediyorlar. İşte burada MİT’in bu örgütleri derin bir şekilde takibe alması gereklidir. 

Suriye savaşında karşımıza çıkan bir diğer terör örgütü MLKP’nin üst düzey yöneticileri bir araya gelerek gerçekleştirdiği toplantıda etkisiz hale getirildi. Burada örgüte büyük çaplı darbe indirildi. Uzun süredir sesi soluğu çıkmamış olsa da derin yapılanmaya sahip olduklarını kuzey Suriye ve çevresinde karşımıza çıkmış olmalarından anlayabiliyoruz. 

MLKP’nin intikam duygusunun bulunduğunu da unutmamak gerek. İsmi Kızıldere’de geçen ve İbrahim Kaypakkaya’nın yaralı olarak ele geçirildiği operasyonları yöneten ve zamanında yüz ameliyatı olarak, yeni kimlik verilen emekli Albay Fehmi Altınbilek’e yıllar sonra yapılan silahlı saldırıda görmekteyiz. Bu eylemlerin mesajı açık ve nettir. Bu tarz eylemlerle TSK, Emniyet veya MİT elamanlarının bilgilerini, birilerinin bu kapalı hücre örgütlerine bilgi servisi yaptığı aşikârdır. Demek ki içimizdeki vatan hainleri korku projesi olarak başka ülke servislerine çalışıyor. Devletin azimli ve mücadeleci yapısını kırmak için küresel güçlerin desteği ile devlet kurumlarını zayıflatacak zafiyet alanını belirleyerek örgütleri güçlendirmek Türkiye’yi yönetmektir.

Kolluk kuvvetleri elindeki bilgiler ve istihbarat ışığında şanlı görevini yerine getirmeye devam edecektir. Bu örgütlerin bünyesinde bulunan terör unsurları bir gün Habur sınır kapısından içeri giremediklerinde başka bir yerden girecekler. İşte o zaman karşımızdaki tehlikeyle yüzleşme günümüzdür. “Derin Takip Operasyonu” o zaman devreye girmelidir. Türkiye’den Suriye’ye savaşmaya giden sözde militarist ve kendini enternasyonal savaşçılar olarak nitelendiren T.C vatandaşlarımızın tespit edilmesi gereklidir. 

Suriye’deki savaş, 7 yıl olmasına rağmen kirli çıkarlar doğrultusunda hâlâ devam etmekte. Bu savaş ancak bölgedeki güç unsurlarının manevra ve stratejik planlamalarının son bulmasıyla sonlanacak.

Vesselam…

Okunma 335 defa
Sabri BALAMAN

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Yorum Ekle

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuza emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

asder logo

Adaleti Savunanlar Derneğinin ilkelerini benimsiyor ve her alanda "adalet"değerini temel alan kural ve uygulamaların gerçekleştirilmesi için mücadele çalışmalarına katılmanın gereğine inanıyorsanız; bizi takip edin...

E-Bülten

E-bültenimize üye olun. Haber ve duyurularımızı kaçırmayın.

Spam göndermiyoruz.

Bu sitede yer alan yazılar, makaleler, haberler yazarların sorumluluğundadır. © 2018 ASDER. All Rights Reserved.

Design & Development by JoomShaper