Cuma, 16 Şubat 2018 18:04

FETÖ’cü savcılar, 28 Şubat’çılara hakkıyla dava açsaydı, bunlar yaşanır mıydı?

28 Şubat’çı generaller hakkında açılan ceza davasında savcılık müebbet hapiscezası istemişti.

Dün başlayan son savunmalarda, ağırlıkla dile getirilen itiraz şu: “Bu davayı, FETÖ’cü savcılar hazırladı.. O savcılar şu an ya cezaevinde ya da yurtdışında kaçak..”

28 Şubat’çı generallerin bu savunmaları yerden göğe kadar haklı..

Ama bu noktadan sonra söylediklerine ben katılmıyorum.

Onlar diyorlar ki..

“Bizim hakkımızda bu iddianameyi hazırlayan savcılar tutuklandığına göre, artık bizi beraat ettirmeniz lazım.”

Ben ise tam aksini söylüyorum..

FETÖ’cü savcıların iddianameyi hazırlamış olmaları, 28 Şubat’ın darbeci generallerin beraat etmelerini gerektirmez..

Çünkü FETÖ’cü savcılar, o iddianameyi zaten 28 Şubat’çıları cezalandırmak için değil, yasak savma babından hazırlamışlardı..

Göstermelik hazırladıkları için de, suçun tüm delillerini, tüm sanıklarıiddianameye almamışlardı..

Niyetleri şu idi:

Kamuoyundaki “Tüm darbecilere dava açıldı. 12 Eylül darbecisine bile soruşturma açıldı. Ama 28 Şubat sorgulanmıyor. Niye ki? Fetullah Gülen’in,‘Okulların anahtarlarını size verebilirim’ şeklindeki Çevik Bir’e hitaben yazdığı mektupta açığa çıkan kirli ilişkilerin 28 Şubat’çılara dava açılmamasında bir etkisi var mı?” itirazlarını dindirmek için, usûlen bir iddianame hazırlandı..

Ama 28 Şubat darbesinin sanıkların tümünü davanın içine almayarak, bir tilkiliğe imza attılar..

O tilkilik sayesinde, şimdi darbeci generaller çıkmışlar karşımıza, “Bizim bir suçumuz yok. Biz hükümete baskı uygulamadık. Biz darbe yapmadık. Hükümet kendi kendine istifa etti. Biz ne yapabiliriz ki?” diyorlar..

Böylece FETÖ’cü savcılar sayesinde, o savcıların tüm darbe sanıklarını iddianameye almamaları sayesinde, suçlarının tam ispatlanamadığını zannedip, beraat edeceklerini sanıyorlar..

Bu arada da, konjonktürel klasik savunmayı tekrarlıyorlar: “İddianameyi hazırlayan savcılar cezaevinde. Beraat isteriz.”

İyi de..

FETÖ’cü savcıların şu an cezaevinde olmaları, 28 Şubat’çılara haksızlık ettikleri tezini tek başına ispatlamaz ki..

Kimbilir belki de suçlarının birisi de, 28 Şubat’çıların tümünü mahkum edecek iddianameyi hazırlamamalarıdır..

Biraz daha açalım..

Dün mahkemede son savunmasını yapan emekli Orgeneral Çetin Doğan’ı dinlediğinizde..

Ağzından dökülen bal damlalarını gördüğünüzde..

O günleri gerçekten yaşamamış iseniz..

Gerçekten acıyorsunuz.

“Bu adamcağızı kim getirmiş de bu iddianamenin içine koymuş? Vay hainler”diyorsunuz..

Ama 28 Şubat’ı yaşamış iseniz.

Bırakın “Adamcağız” falan demeyi..

Sanık sandalyesinde gidip, boğazına yapışasınız geliyor..

Niye?

Çünkü o günleri yaşadık..

“Gerekirse silah kullanırız” manşetinin atıldığı günleri bire bir yaşadık..

Başbakan Necmettin Erbakan için Erzurum’da bir generalin “Adam olan gidip o kralın misafiri olmaz” diyerek, “Başbakan değil, istersen bilmem ne bakanı ol..” diyerek.. “13 sene ben PKK ile mücadele ettiysem, bunlarla da mücadele ederim” diyerek.. Bir de araya, başkasına söylüyormuş gibi yaparak “Pezevenk”küfrünü karıştırdığına şahit olduk.

Ardından da gazete manşetlerinden, “Daha ağır sözler gelecek” müjdeleri(!) yapıldığını gördük.

“Bir ümit” diyerek, Cumhurbaşkanı’nın ağzına baktığımızda..

Süleyman Demirel’in de, “Boşalma hakkını kullanmış” dediğini duyduk.

Dönemin Genelkurmay Bşakanı’nın da, “Ne yapalım, adamın ağzına fermuar mı çekelim!” dediğini duyduk..

Şimdi Çetin Doğan diyor ki.. “Biz meşru hükümete bir şey yapmadık. Onlar kendi kendilerine istifa kararı aldılar. Bakın bu da istifa kararının metni.”

Ulan hokkabaz! O istifa mektubunun arkasında ne tehditler vardı..

O istifa mektubunun arkasında, “İstifa etmezseniz, ülke iç savaşa gider. Kan gövdeyi götürür.” tehditleri vardı..

O istifa mektubunun öncesinde, Erbakan’ı sever gözüken darbecilerin adamlarının “Erbakan hocam. Siz vatanperver bir insansınız.. Asker kesinlikle bu hükümetin bitmesini istiyor. Yoksa, kötü şeyler olacak.. Siz vatanınızı kendinizden de, koltuğunuzdan da, partinizden de çok seversiniz. Bunu biliyoruz. Lütfen, siz istifa edin.. Yoksa akacak kan, sizin vicdanınız yaralar. Ama bu vicdansızların nezdinde, o akıtacakları kanın hiçbir değeri yoktur”tehditleri yapıldı..

Bunların hepsini unutursak..

Tabi ki Çetin Doğan’ın.. Çevik Bir’in, Erol Özkasnak’ın..

Kravatlı takım elbise içinde, “Biz ne yaptık ki” savunmalarına bakınca..

“He ya, bunlar ne yapmışlar ki? FETÖ’cü savcılar, bunlara iftira etmiş” deriz..

FETÖ’cü savcılar, bunlara iftira etmedi, bunları kolladı..

Darbecilerin işbirliği içinde hareket ettiği gazete patronlarını iddianameye almayarak, 28 Şubat generallerini korudular..

O gazete patronları da iddianameye alınmış olsaydı, hem tüm sorumlular için yargılama yapılmış olacaktı.

Hem de, daha önemlisi, böyle şaklabanca savunmalar dinlemeyecektik..

Çetin Doğan, “Biz bir şey yapmadık” mı diyor.

Çağırılacaktı diğer sanık Aydın Doğan..

“Söyle Aydın.. ‘Gerekirse silah kullanırız’ diyen alçak kimdi?”

Ne diyecekti Aydın Doğan?

“Biz işkembemizden uydurduk. Kimse böyle bir şey dememişti” mi diyecekti?

Tabii ki işbirliği içinde olduğu genralleri söyleyip, kendisini kurtarmaya çalışacaktı:

“Ahan işe şu kravatlı, takım elbiseli demişti.. Ama şimdi inkar ediyor. Hatta daha fazlasını söylemişti ama.. Biz ne olur ne olmaz diyerek, o kadarını yazmamıştık.. Bütün suç bunlarda hakim bey” 

Ardından tekrar darbeci generale dönsek de..

Ona sorsak da..

Onda cevap verecek hal kalmayacaktı..

“Haklısınız hakim bey.. Biz bu ülkeye hainlik ettik. Suçumuz ne ise razıyız.. Yazıklar olsun bizlere..” diyeceklerdi.

FETÖ’cü savcıların, 28 Şubat’çı generallere kıyağı, işte bu kadar açık.

Bu kadar net..

Gazete patronları sanık olmayınca..

Nasıl olsa kendileri bir ceza almayacak diye..

Kimi geldi “Ben bir şey hatırlamıyorum” dedi.

Kimisi ise, “Ha o haberler mi? Valla ben bilmem.. Bizim çocuklar bilir” dedi.. Kapattı konuyu..

Onun için diyorum ki.

28 Şubat’çılar, FETÖ’cü savcılar sayesinde, bu kadar uzun yargılama ile hâlâ kendilerini savunuyorlar.

Yaşananlar iddianameye yazılsa idi.. Tek celsede mahkumiyeti alıp, kuzu kuzu kodese giriverirlerdi..
Okunma 371 defa Son Düzenlenme Cuma, 16 Şubat 2018 18:09
Ali Karahasanoğlu

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Yorum Ekle

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuza emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

asder logo

Adaleti Savunanlar Derneğinin ilkelerini benimsiyor ve her alanda "adalet"değerini temel alan kural ve uygulamaların gerçekleştirilmesi için mücadele çalışmalarına katılmanın gereğine inanıyorsanız; bizi takip edin...

E-Bülten

E-bültenimize üye olun. Haber ve duyurularımızı kaçırmayın.

Spam göndermiyoruz.

Bu sitede yer alan yazılar, makaleler, haberler yazarların sorumluluğundadır. © 2018 ASDER. All Rights Reserved.

Design & Development by JoomShaper