Salı, 31 Ekim 2017 09:58

Köyde 29 Ekim Muhabbeti

Hafta sonu köy ziyaretindeyiz...

Kırk yıldan beri İstanbul'da yaşayan bir akrabamız da gezmeye gelmiş, köy kahvesinde eski günleri anıyor...

"Eski inekler, eski buğdaylar, eski fasulyeler, eski armutlar, eski ahırlar, eski gübreler, eski tereyağlar falanlar filanlar. Aaah nerede o günler... diye başladı nostaljiye.

Her şeyin tadı kaçmış. Etler, sütler, meyveler, sebzeler yapaylaşmış. Hattâ köy, köy olmaktan çıkmış.

Köy dediğin yerde, her evin altında ahır kokarmış, yollarda inek gübresinden ayak kayarmış, kışın çamura batarmışsın, yazın toz toprak yutarmışsın. Ne gübre kokusu, ne çamur ne de toz toprak kalmış.

Evler modernleşmiş, çatıları uydu antenleri ve güneş panelleri bürümüş... Göz zevki diye bir şey bilinmez olmuş.

Bir zamanlar ocakta çıralı kütük yakarmışsın, gaz lambasıyla aydınlanırmışsın, gece bitlerle pirelerle koyun koyuna yatarmışsın, sivrisinek ısırıklarıyla kaşınırmışsın, sabahları tilki çakal pavkırmasıyla, köpek havlamasıyla uyanırmışsın.

Eski sivrisinekler köyden göç etmiş, at sinekleri dağlara kaçmış, eşekler anırmaz, sıpalar tepişmez olmuş...

Artık her evin önünde inatçı karakaçan yerine bir traktör, huysuz katır yerine bir taksi varmış.

Herkesin gözünü rahat, lüks ve para hırsı bürümüş...

Eskiden öyle miymiş... kanaat ve sabır diye bir şey varmış. Doğallık ve sadelik varmış. Meselâ her yere yayan yapıldak gidilirmiş, atlara katırlara sap saman yüklenirmiş, kasabada satılırmış, naylon ayakkabı basma alıp gelinirmiş, şimdi hepsi yok olmuş. Erkekler tembelleşmiş, kadınlar sosyeteleşmiş.

Özellikle son on beş yıl zarfında hükümet dağları taşları satmaya, ormanı kesmeye, doğaya yol yapmaya, bina dikmeye başlamış. Köylüler de buna rağmen hâlâ onlara oy veriyormuş...

İstanbullu akraba anlattıkça anlattı...

Bir ihtiyar sabırla dinledi. "Bitti mi evlât" dedi...

"Evet dayı bitmeyecekti ama senin hatırın için bitti" dedi İstanbullu akrabamız.

İhtiyar lafı uzatmadan; "Bak evlât senin özlediğin eski günlere irezillik denir, kötülediğin şu günlere de medeniyet denir. Allah bu milleti bir daha o sefalet yıllarına döndürmesin. Bizlere bu nimetleri getiren devletimize hökümetimize Rabbim zeval vermesin... Devletimiz bir ağaç keserse yerine on ağaç dikiyor, yolumuzu, okulumuzu, sağlık ocağımızı yapıyor. Fakat sen illâki eskiyi yaşamak istersen aha dedeyin harabe evi, dön köyüne, tak ahırına iki tane yoz inek, akşama kadar güt, gece de sabaha kadar ahır kokusunda yat, anlattığın irezillikleri kendin sürdür... sana mani olan mı var?"  dedi.

İstanbullu akraba, ihtiyar dayının sözlerine "Ah dayı ah senin de gözünü rant bürümüş, bu hükümet seni de yoldan çıkarmış" diye karşılık verince, ihtiyar "Be Hey terbiyesiz! Senin keyfin için, göz zevkin için biz ebedî inek gübresinin içinde mi yuvarlanalım, hadi ordan işine" dedi ve kahveden kalktı gitti.

Okunma 465 defa Son Düzenlenme Salı, 31 Ekim 2017 10:03
Kemal Gökdoğan

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Yorum Ekle

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuza emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

asder logo

Adaleti Savunanlar Derneğinin ilkelerini benimsiyor ve her alanda "adalet"değerini temel alan kural ve uygulamaların gerçekleştirilmesi için mücadele çalışmalarına katılmanın gereğine inanıyorsanız; bizi takip edin...

E-Bülten

E-bültenimize üye olun. Haber ve duyurularımızı kaçırmayın.

Spam göndermiyoruz.

Bu sitede yer alan yazılar, makaleler, haberler yazarların sorumluluğundadır. © 2018 ASDER. All Rights Reserved.

Design & Development by JoomShaper