Salı, 21 Kasım 2017 16:33

Feto ve Nato

Hz. Âli (R.A.) "Açık kalpli, mert düşman, içinden pazarlıklı dosttan iyidir" buyurmuştur.

NATO'yu kuran ve hükmünü istediği gibi yürüten batılı devletler ve ABD bizim için "açık kalpli mert düşman"dır ve Hz. Ali'nin tanımına bire bir uymaktadır.

Hak Düzen’in ve Türk-İslam âleminin asırlardan beri düşmanı olan batı ve ABD nasıl “açık kalpli mert düşman” olabilir diye itiraz ettiğinizi duyuyorum...

Peki şöyle bir kaç soru sorayım...

Tilki'nin doğası hîle ile avlanmak iken tilkinin hilekârlığı bize ap açık değil mi?

Tilki, ne kadar “hile yapmayacağım” dese de verdiği söz dahi hilesinin gereği değil mi?

Tilki ile dost olan kümesinin kapısını ilk açık bıraktığı gece tavuklarının çalınacağını en baştan kabul etmiş olmaz mı?

Bu gerçeği görmeden tilkiyle dost olanın kümesi yağmalandığında tilkiyi suçlama hakkı var mıdır?

Akrebin doğası sokup zehir akıtmak iken akrebin bu doğası bize ap açık değil mi? Akrep ile dost olan doğasının gereğini de kabul etmiş olmaz mı? Ve ilk fırsatta sokulacağını bilmez mi?

Akrebin dostluğuna güvenenin bir gün sokulduğunda akrebi suçlama hakkı var mı?

Rahmetli, şehit Başbakanımız Adnan MENDERES 1950’de NATO'ya girmek için KORE'ye asker gönderiyor iken NATO'da hükmünü yürüten devletlerin binlerce yıllık "MASON, SİYON ve HAÇLI" ittifakıyla yeni bir dünya düzenine hazırlandıklarını pek âlâ biliyordu.

Aynı ittifakın kuzeyimizde KOMÜNİZM düzmecesini oluşturup dünyayı KAPİTALİZM ve KOMÜNİZM kamplarına böldüğünü ve güçsüz devletlerin iki seçenekten birisini kabule zorladıklarını da biliyordu. Fakat, o dönemde yapabileceği hiç bir şey yoktu. Bilmesi dahi onun idamını getirdi.

Menderes için o düzmecenin KAPİTALİST ABD ve uluslararası kuruluşlarına katılmak şıkkı hem zorunluydu hem de KOMÜNİST sisteme göre ehven-i şer idi. Demokrat Parti ve MENDERES hükumetinin... tabii ki asıl söz sahibi TSK vesayetinin o dönemdeki NATO tercihinin arkasındaki zorunluluk ve gerçek bundan ibarettir.

Yüzyıllardan beri yan gelip yatan Türk-İslâm âlemi olarak bizim MASON, SİYON ve HAÇLI ittifakının askerî, ekonomik ve kültürel kurumlarına ve hakkımızdaki projelerine karşı dırdırlanma ve yakınma hakkımız yoktur. Çünkü onlar doğalarının gereğini açıkça yapıyorlar. Şer için çalışıyorlar ve kazanıyorlar.

Bizim boşu boşuna dırdırlanmak yerine yapmamız gereken aynı askeri blokta, aynı ekonomik boyutta ve kültürel anlaşmalarda MASON, SİYON ve HAÇLI ittifakının doğasını olduğu gibi görmemiz, olduğu gibi bilmemiz, binlerce yıl geçse de bizimle gerçek dost olamayacakları gerçeğini kabul etmemiz ve birlikteliğimizi bu esaslara göre tedbirli sürdürmemizdir.

Tedbir nedir?

Uyanık olmaktır.

Her alanda güçlenmektir. Ve...

Dost görünen düşmanı gücümüz ile dizginlemek ve “MUTLAK ADALET” (*) ilkesiyle işbirliğine zorlamaktır.

(*) Mutlak adalet; gücünü zorbalıkta kullananın uydurduğu evrensel adalet masalı değildir... Mutlak Adalet; zayıfın, mazlumun, mâsumun haklı olduğu Hak ve Hakikat’in asla değişmeyen İlâhî Düzenidir...

Şunu da bilmeliyiz ki güçlendikçe daha çok uyanık olmaya ve daha çok güçlenmeye ihtiyacımız olacaktır. Çünkü bizim güçlenmemiz dost görünen düşmanın da hakkımızdaki kötü plan ve projelerini de güçlendirmesi demektir.

NATO’yu oluşturan asıl güçleri böylece tanıdıktan sonra şimdi kendimize şu soruyu soralım: “NATO KÖTÜ DE TÜRKİYE'NİN HİÇ Mİ SUÇU YOK?”

Olmaz mı? Var...

Yarım asırdan beri koynumuzda besleyip büyüttüğümüz “içinden pazarlıklı” bir akrebe ve yavrularına “PEYGAMBER OCAĞI”mızı, Adliyemizi, Emniyet Teşkilatımızı, Talim Terbiyemizi, Tıbbiyemizi, Mülkiyemizi, Dâhiliyemizi, Hariciyemizi, Neşriyatımızı, Haberleşmemizi ve daha nice kurumlarımızı teslim ettik.

Yarım asırdan beri koynumuzda besleyip büyüttüğümüz “içinden pazarlıklı” hilekâr bir tilkinin ve sinsi yavrularının devletimizin, milletimizin, vatanımızın, inancımızın... kısaca namus ve şerefimiz adına ne varsa hepsinin en derin kılcal damarlarına kadar sızmasına izin verdik.

Zehirli Akrep ve zehirli yavrularını, hilekâr tilki ve sinsi yavrularını bizim koynumuza yerleştiren, bize besletip bize büyüttüren MASON, SİYON ve HAÇLI ittifakı, emirlerindeki bu zararlı mahlûkattan bazılarını NATO’ya yerleştirmesinin ve yerleştirdiği kölelerinden birilerini de “Devlet Kurucu”muza ve “Cumhurbaşkanı”mıza çemkirtmesinin neresi tuhaf?

Asıl tuhaf olan... “HABİL ve KABİL”den beri sürüp giden “NÛRUN ve ZULMETİN” bitmeyen doğal mücadelesini idrak edememektir.

Asıl tuhaf olan... zulmetin ap açık emellerini unutarak tüm suçu kurdukları NATO’ya yüklemek ve kendimizi sütten çıkmış ak kaşık sanmaktır.

Asıl tuhaf olan... tüm suçu NATO’ya yükleyerek, FETÖ’den hiç bahsetmeyerek NATO’daki FETO’yu gizlemeye çalışanların oyununa gelmeye devam etmektir.

Asıl tuhaf olan... gerçekten FETÖ kumpasına gelen çok az sayıdaki mağdur kitleyi çok fazla göstererek iktidarı ve iktidar partisi için FETÖ’ye gizli destek veriyor algısını oluşturan kripto akrep ve kripto tilkilerin peşine takılmaktır.

Asıl tuhaf olan... haini ve ihanetini sulandırmak amacıyla akrep yavrularını, tilki yavrularını; "kardeşim, komşum, arkadaşım" diye aklayıp, "şafakta baskın yapılıyor, bunlar FETÖCÜ diye içeri tıkılıyor, asıl FETÖCÜLER dışarıda geziyor, Cumhurbaşkanı bunu görmüyor, AK PARTİ adaletsizlik yapıyor" diyen gâfilleri uyandıramamaktır.

Okunma 410 defa
Kemal Gökdoğan

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Yorum Ekle

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuza emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

asder logo

Adaleti Savunanlar Derneğinin ilkelerini benimsiyor ve her alanda "adalet"değerini temel alan kural ve uygulamaların gerçekleştirilmesi için mücadele çalışmalarına katılmanın gereğine inanıyorsanız; bizi takip edin...

E-Bülten

E-bültenimize üye olun. Haber ve duyurularımızı kaçırmayın.

Spam göndermiyoruz.

Bu sitede yer alan yazılar, makaleler, haberler yazarların sorumluluğundadır. © 2018 ASDER. All Rights Reserved.

Design & Development by JoomShaper