Pazartesi, 22 Temmuz 2013 16:54

Sıra geldi, Gezi Parkı’nın faturasını tahsile!

Adaleti Savunanlar Derneği üyeleri, önceki gün suç duyurusunda bulundular.
Gezi Parkı olayları sebebiyle ortaya çıkan maddi zararın, eylemcilerden ve destekçilerinden karşılanması için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusu dilekçesini verdiler.

Dilekçeye aslında gerek yok ama..
Devlete böyle hatırlatmalar, bazen zorunlu oluyor.
O dilekçede talep edilenler, zaten devletin asli görevi.
Devletin görevi de…

Malum kesim, o davalar açıldığında, hemen atağa geçeceklerinden emin olabilirsiniz...
Yine sokağa dökülecekler: “Faşizm bu.. diktatörlük.. Sokak gösterilerindeki olaylar sebebi ile, zararların tazmin ettirilmesi de nerden çıktı? Cama vuranı bulabiliyorsan git ondan al.. Tahrikçi diye, başkasından ne istiyorsunuz?” diyecekler...
Camı çerçeveyi indirenlerin çoğu maskeli ya... Nasıl olsa onlar bulunamaz.
Medyadaki tahrikçilerin de, zaten bir sorumluluğu yok. Onlar kırmadı ya, cam-çerçeveyi..
Mantık bu..
Mantık bu ama..
Sakat mantık bu..
Kanundaki düzenlemeye göre de sakat..
Uygulamaya göre de sakat…
Önce Borçlar Kanunu’ndaki metni, sonra Yargıtay emsal kararını vereyim.
“2. Müteselsil sorumluluk
a. Dış ilişkide

MADDE 61- Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.
b. İç ilişkide
MADDE 62- Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur.”
Bu maddelerin anlamı ne?

Kamu ve şahıs mallarına verilen zararlardan dolayı, eylemleri tahrik edenlerin yanında, fiilen zararı oluşturanlar birlikte sorumludurlar...
Eylemin kıvılcımını çakan A. Hakan Coşkun da.. Sırrı Süreyya Önder de... Cem Boyner de... Ve diğerleri de.

Yaptıkları tahrik ve teşvik sebebi ile, en azından göstericileri cesaretlendirir eylemleri sebebi ile, yaşanan gösterilerde verilen zararların tümünden sorumludurlar…
Hatta eylemler sürerken onları savunanlar bile...
M. Yakup Yılmaz da.. Ertuğrul Özkök de...
Emin Çölaşan da, Bekir Coşkun da...
Sözcü gazetesi de...
Cumhuriyet gazetesi de...
İnanmıyor musunuz?
Muhataplarımız, “Olur mu ya, biz ne yaptık ki” mi diyorlar...
Buyrun Yargıtay kararını okuyalım:

“Karşıt görüşlü kimselerin ev ve işyerlerinin tahrip edilmesinin toplu bir eylemle gerçekleştiği ceza kararında tartışılmayacak biçimde anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalıların da bu eyleme katıldıkları kabul edilirse; birlikte gerçekleştirilen zarardan söz edilebilir. Davalıların eylem içinde müşevvik (ayartan-kışkırtan ve önayak olan) asıl fail ve fer’an medhali (ikinci derecede karışma) durumunda bulunmaları yeterlidir. O halde davalılar olayda belirli zararın asıl faili olmasalar bile olayda kışkırtan, önayak olarak (müşevvik) etkinliği bulunan veya başkasının haksız eylemini (kasten veya ihmal ile) kolaylaştıran, yardım ederek zararın gerçekleşmesinde ikinci derecede rol oynayan (fer’an medhali) kimse durumunda iseler sorumlulukları Borçlar Kanunu’nun 50. maddesine göre kabul edilmelidir.
O halde mahkemenin, somut olayda Borçlar Kanunu’nun 50. maddesinde düzenlenen müteselsil sorumluluğun unsurlarını tartışmadan davayı reddetmesi bozma nedenidir. (4. HD. 13.9.1993 T. 13180 E. 10556 K.)”
Evet, Yargıtay böyle diyor.
Daha onlarca benzeri karar var...

Böylesi toplu olaylarda, sadece camı-çerçeveyi indirenlerin değil..
Onlarla birlikte, eylemi teşvik eden, eylemi kolaylaştıran.. Hatta ihmali ile zararın doğmasına sebebiyet verenlerin hepsinin, müteselsilen zarardan sorumlu olacakları, Yargıtay kararlarında açıkça belirtiliyor.
Demek ki, Gezi Parkı eylemlerinde de...

Eylemlere fiilen katılanlar.. Parkta masum gösteri yapılıyormuş gibi, çadırda yatarak illegal gösteri yapan.. Sonra da, “çadırda yatanlara destek veriyoruz” diyenlerin, Dolmabahçe’de araçları yakmasına zemin hazırlayanlar.. Taksim’e gidip “Çapulcuyum” afişi tutanlar. Köşelerinde “Ne var canım, bu masum bir gösteri” diyerek, olayların devam etmesini, kamu mallarının zarar görmesini fiili destekleri ile tahrik edenler..
Hep birlikte, 200 milyonu ödemeye mecbur kalacaklar...
Tabii devlet, devletliğini yaparsa...

Kanunlar uygulanırsa…
Bugüne kadar onlarca olayda verilen Yargıtay kararlarından dönülmezse…

Okunma 702 defa Son Düzenlenme Pazartesi, 22 Temmuz 2013 17:14
Ali Karahasanoğlu

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.
Bu kategoriden diğerleri: « Orucun Ruhu İşte size Türkiye modeli »

Yorum Ekle

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuza emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

asder logo

Adaleti Savunanlar Derneğinin ilkelerini benimsiyor ve her alanda "adalet"değerini temel alan kural ve uygulamaların gerçekleştirilmesi için mücadele çalışmalarına katılmanın gereğine inanıyorsanız; bizi takip edin...

E-Bülten

E-bültenimize üye olun. Haber ve duyurularımızı kaçırmayın.

Spam göndermiyoruz.

Bu sitede yer alan yazılar, makaleler, haberler yazarların sorumluluğundadır. © 2018 ASDER. All Rights Reserved.

Design & Development by JoomShaper