Malumunuz ağır hasta olanlar, kan kaybedenler vb. sebeplerle insanlar bazen şuurlarını yani bilinçlerini kaybederler. Bu sebeple, ŞUUR /BİLİNÇKAYBI: Beynin normal faaliyetlerindeki aksama nedeni ile uyku halinden başlayarak bir uyarıya kısmen ya da tamamen cevap vermeme haline deniyor.
Peki, şuuru yerinde bir insanın olan bitene Duyarsız, NEMELAZIMCI davranmasını biz nasıl açıklayacağız? İşte buna da İDRAKSİZLİK denir.
İDRAK ise; Kişinin kendisi veya dış dünyayla ilgili durum ve GERÇEKLERİN FARKINA VARARAK onların bilgisini elde etmesine imkân veren DUYUM ve ALGILAMA faaliyetidir.
Bu girizgâhı niçin yaptım?
Bir kişide ya da, bir toplumda sorumluluk şuuru yoksa o kişi veya toplumun sadece nefsi için yaşayan, yiyip içen, üreyen ve ölen HAYVANDAN ne farkı vardır?
Sorumluluk şuuru, Kişinin dini sorumluluğunun ötesinde, her şeyden önce İNSAN olmanın bir gereği, bir şartıdır. Medeni olmanın, örgütlü toplum olmanın bir gereğidir. Hayvanları küçümser gibi olduk ama bazı hayvanlar bile AVLANMA ve SAVUNMADA, MÜCADELEDE örgütlü davranır, belli bir strateji izler, taktikler geliştirirler. Malumunuz bazıları da hemcinslerine yapılan saldırıyı seyrederler. Hayvanlarda ki bu iç dürtünün sebeplerine girmeyeceğim ancak, insanlardaki duyarsızlığın, NEMELAZIMCILIĞIN sebebinin şuursuzluk olduğu açıktır. Bunun sebebi de İDRAKSİZLİKTİR.
Hâsılı, İdrakten yoksun birinden sorumluluk şuuru, sorumluluk şuurunda yoksun birinden de ferasetli, basiretli, cesaretli davranmayı bırakın bir davaya sahiplenme ve o dava da mücadele kararlılığı da göremezsiniz.
Onlar zaten KORKAKTIR. Kendisi için yaşarlar. Riske girmeyi düşünmez, asla göze almazlar. Öz güvenini kazanamamış, benliğini yitirmiş fertler ve toplumlardır.
Ama ne gariptir ki, bu insanlar çok konuşur, her şeyden şikayetlenirler. Konuşunca mangalda kül bırakmaz, genelde de hep yol gösterirler. Yani idrakleri yerindedir. Ancak, mücadele noktasında en önde Kılıç sallamayı bırakın, haydi şunun ucundan sen de tut. Şu faaliyet konusunda maddi, manevi desteğine ihtiyacımız var dediğin zaman bu tipler kuyruğunu apış arasına alıp sıvışırlar.
Aslında, hiç kimse kusura kalmasın bu bir KARAKTER sorunudur.
İnsanı insan yapan, onu şerefli kılan KARAKTERİDİR. Asla malı mülkü, makamı, rütbesi ve parası değildir. Bu sebeple, gücünü makamından, rütbesinden, parasından alanlar bunları kaybettiğinde de ŞEREFLERİNİ de kaybederler.
Yani, Hz. Alinin dediği gibi: Kim ki haksızlığa uğrar da, hakkını aramaz ise HAKKI İLE BİRLİKTE ŞEREFİNİ DE KAYBEDER.
Kim olursan, ne olursan ol.
Çünkü ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR. Temelinde Adalet olmayan mülk yıkılır. Yok olur. Bu ister, devlet, ister toplum, ister fert olsun sonuç değişmez.
Karakterli bir İnsanın da sorumluluk şuuru olur, bir davası, bir hedefi olur. Bunlar için yaşar ve bunlar için ölür insan. Daha İNSAN olma vasfına ulaşamamış böyle insanlardan(!) bizim bir şeyler beklememiz ham hayalden öteye gitmez.
Maalesef bazı insanlara ne idrak, ne sorumluluk şuuru anlatamadığınız gibi, enjekte de edemez siniz. Bunlara ne anlatsanız boştur. Zaman kaybıdır.
Onları kendi haline bırakın. Çünkü herkes ektiğini biçecek mutlaka.
Hâsılı, dava adamı olmadan önce ADAM olmak gerekiyor.
Ve İnsanların karakteri, yüreğinin kaç okkalık olduğu zor zamanda belli olur.
Hülasa, Bu DAVA KİMSESİZ, bu DAVA HOR!
Ne yapalım, Allah yardımcımız olsun. Geriye dönüp baktığında, yalnız kalan, hak dava için yürüyenlere Selam olsun.
Selam ve dua ile...
Mesut Yücetürk

