Osmanlı’nın gayrimüslim kahramanları
Osmanlı devletinin her döneminde gayrimüslim unsurlarından askerleri olmuştur. Kuruluş yıllarında Anadolu Rumlarından daha sonra da Sırplardan ve Macar askerlerinden istifade edilmiştir. Çok eski tarihlere uzaması nedeni ile gerekli araştırmaları uzmanlarına bırakıp yakın tarihteki gayrimüslim askerlere değinmek istiyorum.
Belki birçok insan şimdi okudukları için şaşıracak lakin Osmanlı devlet yapısını ve insan ilişkilerini incelemiş olanlara pek de yabancı gelmeyecek kahramanlardan bahsedeceğim. Bazılarının gayrimüslimlere bakış açısını değiştireceğini umduğum kahramanlardan ilki Osmanlı yedek subaylarından bir Ermeni Arşak’tır. Bu zabit I. Dünya Savaşında çok yararlı hizmetlerde bulunmuştur. Arşak’ın hikayesi şöyledir.
Filistin Cephesinde İngilizler ile kıyasıya bir savaş devam ediyordu. Komutanlar, İngiliz cephesinin durumunu merak ediyor fakat gerekli istihbaratı elde edemiyorlardı. İngilizlerin durumunu öğrenmek için bir baskın müfrezesi teşkil edilmişti. 30 Kişilik bu müfrezenin başına da Teğmen Arşak getirilmişti. Bu zabit daha önceki savaşlarda birçok başarılara imza atmıştı ve Türk askerler tarafından çok seviliyordu.
Arşak, emrindeki askerlerle İngiliz Karakolunu bastı. Hiçbir zayiat vermeden 12 Hintli askerle birlikte geri dönmüştü. Bu esirler sayesinde İngiliz cephesinin durumu ortaya çıkmıştı. 1. ve 2. Gazze Savaşlarının kazanılmasında bu askeri istihbaratın çok büyük rolü olmuştu.
Osmanlılar, Ermeniler için “sadık tebaa” adını vermişlerdi. Zira Ermeniler Türkçe konuştukları gibi diğer azınlıklardan farklı olarak çeşitli sanat kollarında pek mahir ustalar yetiştirmişlerdi. Özellikle Bağdat ve Medine demiryollarının inşasında Ermeni ustalarının çok büyük katkısı olmuştu. Aşılması çok güç olan Toros tünelleri neredeyse tamamı Ermeni olan ustalar tarafından inşa edilmişti.
Tanzimat’tan itibaren Osmanlı ordusuna katılan Ermenilerden çeşitli memurlar olduğu gibi savaşta askerlik yapanlar da vardı. İşte Teğmen Arşak bunlardan sadece bir tanesiydi.
İngiliz baskınından sonra Arşak, Türk askerleri ile birlikte savaşmaya devam etti. Asırlardır birlikte huzur ile yaşadığı Osmanlıya vefa borcunu ödüyordu.
3. Gazze Savaşı esnasında Teğmen Arşak takımı ile birlikte İngiliz Ordusu üzerine taarruza katıldı. O gün taarruza katılan askerlerden hiçbiri geri dönmemişti. Bu vesile ile şehit olan tüm askerlerimizi rahmetle anmayı bir borç olarak görüyorum.
I. Dünya Savaşında yenilgiye uğradığımız yegâne cephe olan Filistin Cephesi ile ilgili yeterince çalışma yapılmamıştır. Çünkü burada komutan olarak görevli birçok subay daha sonra kurulan yeni Türk devletinde çok önemli mevkilere gelmişlerdi ve başarısızlığın kötü sonuçlarını üzerlerine almak istemiyorlardı. Hâlbuki yapılan yanlışların ortaya çıkması ordumuzun tekrar aynı yanlışları yapmaması için gerekliydi. Lakin “galibiyetler ağaya, paşaya ve mağlubiyetler millete verildiği” için birçok savaş belgesi ortadan kaldırıldı. İşte elde kalan bazı belgelerden böyle ezber bozucu olayları anlatma imkânı bulabiliyoruz.
Filistin’de yenilgiye sebep olan komutanların en büyük yanlışı şuydu. Devlet yönetimindeki “İttihatçı paşaları” birer sergüzeşt yani maceracı olarak düşünüyorlardı. Türk askerinin Arap çöllerinde, Yemen’de ne işi vardı. Onlar için kurtuluş yolu Batı’daki devletler gibi tek unsura dayalı bir devlet kurmaktı. Hani şimdilerde “ulusalcılık” akımı var ya o düşünceye paralel bir devlet kurma hayalleri vardı. Bunun için ta Toros Dağlarına kadar çekilmek gerekiyordu. Nitekim bu çekilme ordumuz için tam bir felaket oldu. Savaşta yenildiğimiz yetmiyormuş gibi tam üç orduyu (4. 7. ve 8. Orduları) kaybettik. Ateşkes anlaşması ne yazık ki bu yenilginin sonunda imzalandı.
Filistin Cephesi ile ilgili yazacak çok şey var lakin yerimiz kalmadı. Gondos Müfrezesinin harekâtını da bir başka yazıya saklayalım. Kalın sağlıcakla…
Vehbi HORASANLI

