Şile’de 2 Gün 2 Gece
Derneğimizin tertiplemiş olduğu çok güzel bir etkinliğe ailecek katıldık. Şile 4 Mevsim Oteli ve Tatil Köyünde gerçekleşen ve bütün katılımcıların çok memnun kaldığı bu etkinlikle ilgili izlenimlerimi aktarmak istiyorum.
Mevsim kış ve hava soğuk olmasına rağmen dostlarımızın sıcaklığı ve otel ekibinin içten karşılamaları bizlerde adeta bir yaz mevsimini yaşıyormuş izlenimi bıraktı. Belki de yıllarca unutamayacağımız güzel bir hafta sonu tatili geçirdik.
Bu güzel etkinliği birkaç satıra sığdırmak ve ifade edebilmek gerçekten güç lakin elimden geldiği kadar aktarmaya çalışacağım.
Reşat Beyin yapmış olduğu anketlerden de anlaşılacağı üzere bütün arkadaşlarımız çok memnun kalmış. Ben eşim ve çocuklar çok memnun bir şekilde eve döndük. Bütün aile fertleri ilk fırsatta benzer bir etkinliği aramaya başladılar.
Organizatör arkadaşlarımızdan 18–19 Mayıs tarihleri arasında yeni bir hafta sonu tatili olabileceğini söylediğim zaman bütün ev halkı adeta bayram etti. İnşallah bir aksilik olmaz da güzel bir hafta sonunu daha ihya ederiz.
Organizasyon tek kelime ile “mükemmeldi” diyebilirim. Zira Reşat Bey, hafta içi oteli ziyaret etmiş gerekli tüm hazırlıkları yapmış, bizler daha otele varmadan her şey hazırlanmıştı. Kalacağımız yerler belirlenmiş gelir gelmez istirahat edebilecek şekilde tanzim edilmişti.
4 Mevsim Oteli ve Tatil Köyü İstanbul’a çok yakın. Bizler Rumeli tarafında ikamet ediyor olmamıza rağmen yaklaşık bir saat içinde güle oynaya Şile’ye vardık.
Kalacağımız yeri merak ediyorduk. Acaba nasıl bir yerde kalacağız diye çocuklar tahminler yürütüyordu. Beklediğimizden çok güzel bir yerle karşılaşmıştık zira bütün Ailelere birer villa tahsis edilmişti.
Kaldığımız villa dubleksti ve çok zevkli bir şekilde döşenmişti. Her şey tertemizdi. Uydu kanallarını gösteren televizyonu ve her zaman sıcak suyu olan güzel bir banyosu vardı. Programımız o kadar güzel ve doluydu ki doğru dürüst televizyon seyrettiğimizi bile hatırlamıyorum. Sadece kısa bir haber programını seyretme imkânım oldu.
Cuma günü namazımızı kılmış yola çıkmıştık ikindi vaktinde de villamıza yerleşmiştik. Bizden önce gelen 3–4 aile vardı lakin akşam namazına kadar bütün dostlarımız gelmişti. Çok güzel bir akşam yemeği yedik. Otelin aşçısı gerçekten işini iyi biliyordu. Yemek servisi de gayet güzel bir şekilde yapıldı.
Yatsımızı kılıp çaylarımızı içtikten sonra seminer salonunda Sayın Mustafa Çalışan’ın “Empatik İletişim” konulu seminerine iştirak ettik. Çok faydalı ve istifadeli bir toplantı oldu. Mustafa Bey gerçekten de çok etkili bir hatip, zamanın nasıl geçtiğini anlamadan bir saatin dolduğunu gördük. Uzak yoldan gelen yorgun arkadaşlarımız bulunmasına rağmen onlar da zevkle takip ettiler.
Şile’de hava soğuk, burası şimal (kuzey) rüzgârlarına açık bu şirin ilçe, Karadeniz’in birçok özelliğini içinde barındırıyor. Fakat kaldığımız yerler gayet sıcaktı. O gece her halde temiz havadan olsa gerek gece temiz bir uyku çektik.
Ertesi gün sabah namazımızı mescit denilen genişçe bir yerde kıldık. Toplantımıza asıl mesleği imamlık olan değerli bir arkadaşımız da iştirak etmişti. Elbette namazlarımızı bu arkadaşımız kıldırıyordu. Sabah namazından sonra ise derneğimizin Onursal Başkanı Prof. Ahmet Alper Bey çok güzel bir dini sohbet yaptı.
Kahvaltıdan sonra spor etkinlikleri vardı. Fakat planlanan voleybol maçları yapılamadı. Zira herkes çocukları ile masa tenisi ve langırt oynuyordu. Biz ise ailecek dere kenarındaki kayık ve yunusa bindik. Otelin bir cephesi Karadeniz’e kadar uzanan bir dere ile çevrilmişti. Kış olmasına rağmen hava ve dere çok güzeldi. Yıllar sonra ilk defa kayık sefası yapmıştık.
Öğle namazından sonra kek ve çay servisi yapıldı. Bu arada Dernek başkanımız Adnan Tanrıverdi Bey’in sohbet ve açıklamaları oldu. Bir çok arkadaşımız başkanımızın yanında kaldı. Hanımlar da kendi aralarında toplanıp sohbet ettiler. Çocuklar ise top oynadılar ve eğlence araçları ile kendi aralarında maçlar yaptılar.
Ahmet Alper Bey’in Ankara’da yapılan faaliyetlerini dinledikten sonra İstanbul Şube Başkanımız Nevzat Tarhan Bey’in “Aile içi Eğitim” konulu seminerine iştirak ettik. Aile içinde yaşanan birçok olayı tatlı biçimde anlatan ve en makul çözümleri birlikte sunan Tarhan’ın konuşmaları çok istifadeli oldu. Zamanın nasıl geçtiğini bilemedik. Bir baktık ki akşam vakti girmiş. İster istemez bu güzel konuşma sona ermiş oldu.
Akşam yemeğinden önce dergimizin Editörü Abdullah Kaplan Bey de geldi. Hem de yeni basılmış olan bültenimizin son sayısı ile birlikte. Ne yazık ki çeşitli işleri nedeniyle etkinliğimize tam olarak katılamamıştı. Lakin kısa bir süre olsa da birlikte olduk ve görüşemeyen arkadaşlarımız hasret giderdiler.
Çok güzel bir akşam yemeğinden sonra Reşat Fidan ve Hulusi Gülen kardeşimiz “ASDER 2007 Değerlendirmesi” konulu bir sunuş yaptılar. Slâyt gösterisi ile 2007 yılında yapılan faaliyetleri bir bir sıraladılar. Otuzun üzerinde önemli çalışmaya imza atan ASDER’in çok büyük işler başardığını bu vesile ile müşahede ettik. Emeği geçen bütün kardeşlerimizden Allah razı olsun…
Reşat Bey bu arada yapamadıklarımızı ve yapılması planlanan organizasyonları da anlattı. Ben şu kanaati edindim ki böylesine değerli üyeleri bulunan ASDER, 2007 yılında gösterdiği performansı 2008’de de kat kat fazlası ile gösterecek. Zira hem konuşmacılarda hem de dinleyicilerde gördüğüm şevk ve gayret, birçok sivil toplum kuruluşunda maalesef yok.
ASDER hem yaptığı faaliyetler hem de göstermiş olduğu ciddiyet ve gayret ile birçok dernek ve kuruluşun örnek alacağı bir seviyeye gelmiş durumdadır. Organizasyonlardaki devamlılık ve katılım oranı birçok STK’yı imrendirecek seviyeye ulaşmıştır.
Toplantı geç saatlere kadar sürdü. Yapılan çalışmalardan bütün dernek mensupları gibi bizde gurur duyduk. Dualarımız, derneğimizin daha güzel çalışmalara imza atmasıdır.
Ertesi gün güzel bir kahvaltı yaptıktan sonra Şile gezisine katıldık. Hayvanat bahçesi çocukların en çok ilgisini çeken yerlerin başında geliyordu. Öğleden sonra çok güzel asfaltlanmış yollardan geçerek herkes evine dönmüş oldu.
İşte yukarıda kısmen anlattığım gibi felekten bir-iki gün çalmış olduk. Yaşanan daha birçok güzel faaliyeti aktaramadığım için okuyucularım kusuruma bakmasınlar. Ne yapalım benden bu kadar işte…

