Perşembe, 15 Ocak 2009 02:00

Milli İradeyi Kısıtlayan Anayasal Kurumlar

 

Milli İradeyi Kısıtlayan Anayasal Kurumlar

 

13 Ocak 2009 Tarihinde ASDER (Adaleti Savunanlar Derneğinin) düzenlediği ve Doç. Dr. Mustafa Şentop’un sunduğu “Milli İradeyi Kısıtlayan Anayasa Kurumlar ve Çıkış Yolları” başlıklı semineri izleme fırsatım oldu. Türkiye’nin çok büyük bir yarasına merhem olabilecek önerileri sunan Sayın Şentop’un bu güzel seminerinden tutabildiğim notları okuyucularımla paylaşmak istiyorum.

Türkiye’nin 27 Mayıs 1960 tarihinde bir nevi işgal harekâtı yaşadığını iade eden Şentop, halka dayanmadan yapılan her türlü darbenin muhakkak suretle yabancı bir devlet ile işbirliği ile mümkün olabileceğini söyledi. Nitekim 1960, 1971 ve 1980 darbelerinin ABD’nin bilgisi ve iradesi dâhilinde gerçekleştiği ifade edildi. Hatta 1960 darbesi esnasında darbeciler çok acemice davranmış Maliye Bakanı ve bazı üst düzey bürokratları hapse attıkları için 1 Haziran günü memurlar maaşlarını alamamışlardı. Fakat 1980 yılında Hava Kuvvetleri Komutanı Şahinkaya ABD’ye gitmiş meydana çıkabilecek böyle sorunları önleyebilmek için gerekli girişimlerde bulunmuştu. Sonunda darbe, Başkan Carter’in bizim çocuklar dediği heyet tarafından gerçekleştirilmiş ve bu ülkenin desteği sayesinde maaş skandalına yol açılmadan tereyağından kıl çeker gibi başarılı bir şekilde gerçekleştirilmişti.

Fakat ne acıdır ki darbeden sonra 1961 Anayasası kaldırıldığı halde Anayasa Mahkemesi üyeleri görevlerine devam etmiş, utanıp sıkılmadan maaşlarını almışlardı. Mahkeme üyelerinin bu derece pervasız olması bu kurumun tartışılmasına yol açmıştır. Nitekim Anayasa Mahkemesinin verdiği kararlar gözden geçirildiğinde daima özgürlüklerin kısıtlanması yönünde karar verdiği görülmüştür. AKP’nin kapatılması sürecinde de çok kötü bir sınav veren bu mahkeme, bir üyenin saf değiştirmesi sayesinde çok büyük bir vartadan sıyrılmış vatandaşlarımız da böyle bir anayasal kuruluş nedeniyle dünyaya rezil olmaktan son anda kurtulmuştur.

Elbette bu durum Anayasa Mahkemesinin ve onun babası olan Anayasaların tartışılmasını da beraberinde getirmiştir.

Türklerin ilk Anayasası 1876 yılında kabul edilen “Kanuni Esasi” dir. 1924 yılındaki Türkiye Cumhuriyetinin ilk Anayasası da büyük ölçüde Kanuni Esasi’den alınmaydı. Fakat çeşitli tarihlerde yapılan değişiklikler ve özellikle 1937 yılında İsmet İnönü’nün teklifi ile Halk Fırkasının umdeleri olan “6 ok” TC Anayasasına girmişti. 1924 Yılında “TC’nin dini İslam’dır” ifadesi sonradan kaldırılmış ve uzun yıllar sonra laik devlet anlayışı anayasaya dâhil edilmişti.

İlk haliyle oldukça demokratik ve özgürlükçü olan anayasamız 1930’lu yıllardaki faşist Alman ve İtalyan modası ile birlikte özgürlüklerden uzaklaşmış 1961 ve 1980’den sonra darbecilerin girişimi ile iyice baskıcı ve antidemokratik bir şekil almıştı.

İşte Anayasa Mahkemesinin almış olduğu kararların demokrasiden uzak olmasının en önemli sebebi Anayasamızın başından geçen bu olumsuz tarihi süreçtir.

Tarihi gelişmeleri çok daha detaylı bir şekilde izah eden Sayın Şentop, çözüm önerilerini de ortaya koymuş özellikle yeni bir anayasaya ülkemizin duyduğu ihtiyacı güncel olaylardan yola çıkarak ifade etmeye çalışmıştır.

Oldukça doyurucu bir seminerden sonra sorulara cevap veren Şentop, akademisyenlerden beklenmeyecek derecede cesur ve anlamlı cevaplar vermiştir.

Bu vesile ile Türkiye Cumhuriyeti tarihini daha gerçekçi bir şekilde anlamamıza vesile olan Sayın Şentop ve Dernek yöneticilerine teşekkürü bir borç biliyor, çağdaş dünyadan çok geride kalan anayasamızın değiştirilmesi için Milletvekilleri ve Hükümetimize gayret ve izan vermesini Cenabı Allah’tan niyaz ediyorum. 

Vehbi Horasanlı

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Yorum Ekle

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuza emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

asder logo

Adaleti Savunanlar Derneğinin ilkelerini benimsiyor ve her alanda "adalet"değerini temel alan kural ve uygulamaların gerçekleştirilmesi için mücadele çalışmalarına katılmanın gereğine inanıyorsanız; bizi takip edin...