Kadının annelik vasfının önemi
Bir veli toplantısında öğretmen, bir kız öğrenci hakkında tuhafına gittiğini söyleyerek şunu söyledi. Ben herkese “büyüyünce ne olmak istiyorsun” diye sorduğumda kız öğrenci “ben anne olmak istiyorum” diye cevapladı. Çok ilginç bir öğrenci.
Belli ki öğretmen anneliğin önemini yeterince kavrayamamış. Ben de konunun önemine binaen çok değerli bir öğretmen ağabeyimden istifade ederek şunları söylemek isterim.
Cemiyetin temelini aile, ailenin temelini de anne teşkil eder. Zira maişet derdi ile meşgul bir babanın ailenin temeli olması güç bir iştir.
Çok zarurî değilse evi dışında çalışmayı düşünmemek, kanaatle, rıza ile yaşamak, kocasına hürmet ve itaat etmek, çocuklarını şefkatle terbiye etmek gerçek bir annenin en önemli vasfıdır.
Sosyal hayatımızı bozmaya çalışan insanlar toplum hayatını kendi kafalarına göre şekillendirmek için kadın gibi şefkatin, sevginin ve her türlü güzel hasletlerin kaynağı olan bir varlığı bozmaya çalışmaktadırlar.
Kadın aile hayatının kuruluşunda çok önemli vazifeler yüklenmiştir. Hatta bu yüzden halk dilinde “yuvayı dişi kuş yapar” denilmiştir.
Kadınların vazifelerinin çok önemli olduğunu ayet ve hadislerden de anlayabiliriz.
Kuran, onları hevesata alet ve oyuncak olmaktan muhafaza etmek için tesettürü emretmiştir. Kuranın muallimi olan Peygamber efendimiz (a.s.m) ahir zamanda yaşlı kadınların uymayı emretmiştir.
Bediüzzaman şefkat kahramanı olan kadınların ahlakını bozan komitelere “kahr” ile beddua etmektedir.
Yine Bediüzzaman hazretleri çocuk terbiyesinde annenin şefkatinin temel olduğunu nazara vererek validesindeki şefkat duygusuna dikkat çekmiştir.
Risalelerde Cenab-ı Allah’ın kâinatta tecelli eden güzel isimlerini nazara verirken cins-i latif olan kadın heykelini kullanmaktadır. Onun kucağını, güzellik sembolü olan çiçek temsilleri ile süslemektedir. Ve yine hüsün ve aşkın kaynağını temsillerle izah etmekte bu manaları mevzu yaparak tevhid yani Allah’ın bir olduğu gerçeğini herkesin anlayabileceği bir şekilde nazara vermektedir.
İnsan terbiyesinde kadının rolü tartışılmaz. Peygamberimizin(a.s.m) annelik sıfatına ne kadar değer verdiği yine onun ayağının altına cenneti koymakla bizlere ders vermektedir.
Cenneti altlarından sular akan kasırlar, bahçelerle güzelleştirip süsleyen cemil-i zül cemal, dünyamızı da oranın bir numunesi olan aile saadetinin yuvalarıyla güzelleştirip cennete bir nevi numune yapmıştır.
Burada söz konusu olan anneler yuvasını hiçbir gerekçe olmadan sırf zevk ve eğlence için terk eden anneler değil, Peygamberimize (a.s.m) saygılı, onun ahlakıyla ahlaklanan, hürmete ve muhabbete müstahak annelerdir.
Dünya evine girdi diye ilan ederler. Fakat bu muamelenin önemi yeterince idrak edilememiştir. Sıkıntı ve sorumlulukları akla getirilmez bile.
Adem babamızın cennetten kovulmasında bu vazifede kurulan manevi ortaklığın sorumluluklarını da nazara almak gereklidir. Lezzetlerin sıkıntılarla paylaşılması lazım geldiği unutulmamalıdır.
Annedeki şefkat ve cemal babadaki celal ve kemalin yuvanın muvazenesini sağladığını asla unutmamak gerekir.
Tahribatta eli gayet uzun tamiratta elinin gayet kısa olduğu insanın kendisini daima sorgulamaması gereklidir.
İşte küçük bir dünyamız olan aile hayatında da aynı kanun geçerlidir. Rabbimizin bu kanunlarını öğrenmeyip nefsimize uyarsak ana baba olarak Allah korusun, büyük tehlikeye düşmüş oluruz.
Cenabı Allah cümlemizi annelik vazifesini gerçek manada anlayan ve saadet-i dareyne kavuşan kullarından eylesin…
Vehbi HORASANLI

