Salı, 03 Şubat 2015 17:11

Başkanlık Sistemi

Geçenlerde Taha Akyol köşesinden Türkiye için Başkanlık Sisteminin uygun olmadığını savunmuş. Yazısını okuduktan sonra 2012 yılında da buna benzer bir makalesi olduğunu gördüm. Taha Akyol ana hatları ile Türkiye de Başkanlık Sistemine prensipte geçilse bile devletin sair argümanları bu sisteme uyumlu olmadığında çatlaklar olacağını, uyum sürecinde problemler yaşanacağını ve dolayısı ile bunun bize pahalıya patlayacağını vurguluyor.

            Başkanlık Sisteminin en iyi ABD de uygulandığını vurgularken meclis ve yargının tam bağımsız ve demokratik olduğunu dolayısı ile orada başarı ile uygulanmasının bize örnek teşkil etmeyeceğini özellikle belirtiyor.

            Elbette alışılagelmiş parlamenter bir sistemle yönetilen bir ülkede mevcut sistemden tamamen farklı bir yönetim anlayışının yerleşmesi ve benimsenmesi riskli bir durum. Bu şuna benziyor; sürekli aynı yolu kullanan bir şoförün yeni yapılan daha kestirme yola girmekte tereddüt etmesi ya da bir ailenin yıllarca oturduğu ve alıştığı komşularından ayrılma pahasına bir evden başka bir eve taşınmak korkusu gibi bir şey...

            Bunun literatürdeki adı yol bağımlılığı teorisidir. Yani kurumsal işletmeler belli tercihleri yaptıktan sonra tercihlerini değiştirmekte zorlanırlar. Alışılan durumun değiştirilmesi korkusu dürtüsü yani…

            Bu durum bana suyun içinde yavaş yavaş ısıtılarak haşlanan kurbağayı hatırlattı. Bir hamlede sıçrasa hem uyuşukluğu gidecek hem de hayatı kurtulacak. Ama mevcut durumu değiştirmek aklına bile gelmeyince sonuç hüsran.

            Türkiye de uygulanan parlamenter sistemden bugüne kadar iyi bir sonuç alındığı görülmemiştir. Çünkü koalisyonlardan başını kurtaramayan Türkiye istikrarı hiçbir zaman yakalamayı başaramamıştır. Parlamenter sistemde Yasama, Yürütme ve Yargı birbirinden bağımsızdır. Yaptıklarından sorumlu olmayan bir devlet başkanı vardır ve bu kurumları denetleyerek onların istikamet üzere çalışmalarını sağlar.

Halk meclisi seçer. Seçilen mecliste ülkeyi idare edecek hükümeti oluşturur. Ancak burada tek başına bir iktidar kurulamazsa ülkeyi yönetmek için gereken kararları alacak çoğunluğa ulaşamaz ve istikrarsızlık baş gösterir. Bu sistemde meclisin ve hükümetin birbirlerini fesih etme yetkileri vardır. Ve bu da başarısız olan hükümetin değiştirilmesini kolaylaştırıcı bir durumdur.

Başkanlık sisteminde böyle bir durum yoktur. Ve meclis başkan üzerinde bir etkiye sahip değildir. Başkanı yargı denetler. Ve eğer yargı bağımsızlığı sağlanamazsa burada da sistem kilitlenebilir. Ancak parlamenter sistemde olduğu gibi bir istikrarsızlık söz konusu olmaz.

Buraya kadar yazdıklarımızı aslında Taha Akyol da biliyor. Başkanlık sistemini savunmaktan kaçınıyor. Bunun nedenini araştırdığımızda 2005 yılında Türkiye Barolar Birliği’nin (TBB) hazırlamış olduğu bir rapor çıkıyor karşımıza.

Ne alaka değil mi? Aslında bende öyle düşünmek isterdim ama Taha Akyol’un yazısındaki cümlelerin neredeyse tamamı bu raporla bire bir örtüşüyor. Bu da gösteriyor ki Başkanlık Sistemine karşı olanlar kendi görüşlerini değil, belli kesim ve mihrakların kabullerini ve beklentilerini savunuyorlar.

TBB raporu doğrultusunda düşünen bir diğer sivil toplum kuruluşu da TÜSİAD’dır. Yani aslında emperyalist güçler bunu istememektedir. Nedeni çok açık, ülkeye istikrar sürekli olarak yerleşecek. Tabii bu arada sol ve emperyalist düşünce de kalıcı olarak ülkeyi terk edecek.

Eee, bu durumda Başkanlık Sistemini neden istesinler ki. Bu gayet normal değil mi?

İşte bu noktadan baktığımız zaman Başkanlık Sisteminin ülkede İslami değerlerin ve ahlaki yapının hakim olması anlamına geldiğini görüyoruz.

Madem bu sistemi emperyalistler istemiyor, elbette biz de inadına mini etek giyemeyeceğimize göre inadına Başkanlık Sistemi diyerek onların oyunlarını bozmak zorundayız…

Unutmayın son virajı almak üzereyiz. Sakın patinaj yapmayın yoksa gerisin geri dönmek çok zor değil…

                                                                                                                      03.02.2015

Ersan Ergür

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Yorum Ekle

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuza emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

asder logo

Adaleti Savunanlar Derneğinin ilkelerini benimsiyor ve her alanda "adalet"değerini temel alan kural ve uygulamaların gerçekleştirilmesi için mücadele çalışmalarına katılmanın gereğine inanıyorsanız; bizi takip edin...