Pazartesi, 06 Mayıs 2019 10:46

Hepiniz Çobansınız...

Çobanlık


Köylerde yaşayan insanların mutlaka az da olsa büyük baş   veya küçük baş hayvanları vardır. İnsanlar ihtiyaçları olan süt ürünlerini, eti bu şekilde temin ederler. Bazılarınında asıl geçim kaynağı hayvancılıktır. İster sadece ihtiyaçları için, isterse geçimi için olsun hayvan sahipleri hayvanlarına bakıp, beslemek zorundadırlar. Hayvanlar kışın ağıllarda, bahar ve yaz aylarında da otlaklarda(yazı-yaban) beslenir. Köylü, ya bizzat kendisi çobanlık yapar, yada hepsinin hayvanlarının meydana getirdiği sürüye ücretle bir çoban tutarlar. Küçüklüğümde ben de çobanlık yaptım. Öküz ve camızlarımızı (manda) yaydım (otlattım. Bu tabirler Sivas havalisinde kullanılır).   
Çobanlık mesleği sâfi ve ihlâs isteyen bir meslektir. Çoban da sâdık, ihlâslı olmalıdır. Çobanlık bir Peygamber mesleğidir. Her peygamber az veya çok çobanlık yapmıştır. Allah Resûl'ünün sav. ' Allah-ü  Teâlâ'nın gönderdiği her Peygamber mutlaka çobanlık yapmıştır. Ben de ücret karşılığı Mekkelilerin koyunlarını güderdim' buyurduğu rivayet edilmiştir ( Buhâri, icâre-2).
Tabiînin büyüklerinden Veysel Karânî Hz.leri de Yemen'de deve çobanlığı yapmıştır.

'Hakk'ın Habib'inin  sevgili dostu
Yemen illerinde Veysel Karânî.
Söylemez yalanı, yemez harâmı
Yemen illerinde  Veysel Karânî.

Aşık Yunus der ki, ben de varaydım. 
Ol mûbârek nur cemâlin göreydim. 
Ayağın tozuna yüzüm süreydim.  
Yemen illerinde   Veysel Karânî '

Çobanlık hem gerçek olarak, hem de mecazî olarak önemli hakikatleri ders verir.
İnsanların malları kıymetlidir. 'Mal canın yongası' denmiştir. Özellikle geçimini hayvancılıkla temin edenler için hayvanları, hayatları demektir. Bu bakımdan hayvanlarını emânet edecekleri çobanda bazı hasletler aramaları tabiîdir.
Çobanda aranan hasletler:
1-Güvenilirlik  
Çoban güvenilir bir kimse olmalıdır. Kendisine emânet  edilen hayvanlara kendi öz malı gibi bakmalıdır. Çoban, emânet edilen hayvanları satarak, hanesinde haram olarak yiyerek veya ihmalinden dolayı kurda, kuşa kaptırıp zayi ederse, bu yetmiyormuş gibi birde kurt yedi, hırsızlar çaldı vs sebepler ileri sürüp, hıyânetini örtmeye kalkışırsa, eninde sonunda hıyâneti ortaya çıkar ve o artık güvenilmez biri olur. Akıllı bir çoban böyle bir yola asla tevessül etmez. Çünkü bilir ki, bir gün ihâneti ortaya çıkacaktır. O zaman kendisine kimse inanmaz ve bir daha da o bölgede asla çobanlık yapamaz.

2-Liyakat ( İşini iyi bilmesi)
Çoban, çobanlığı iyi bilmeli,işinin ehli olmalıdır. Güttüğü hayvanları nerelerde otlatacak, ne zaman sulayacak, nerede yatıracak (istirahat ettirecek) , hastalandıkları, doğum yapacakları zaman ne yapacak vs bunları bilmelidir.
3-Merhametli olma
Çoban hayvanlarla iyi bir iletişim kurmalı, onlara kötü davranmamalıdır. Hayvanları her türlü zarar vericilerden korumalı, tehlikeli yerlerden, riskli bölgelerden uzak tutmalıdır. Hastalandıkları, yaralandıkları zaman ilk müdahaleyi yapıp, sonra da sahiplerine haber verip, ilgili mercilere götürülmelerini tavsiye etmelidir. 
Çoban hayvanlara doğumlarında da  yardım etmeli, anne ve kuzuya ihtimam göstermelidir.
4- Cesur olma
Çoban işi gereği yabanda olacağından, yaban hayatının tehlikelerini bilmelidir. Kurt, ayı, yılan, akrep vs tehlikeleri karşısında daha önceden tedbirli olmalı ve bunlarla karşılaşınca sürüyü bırakıp  kaçmamalıdır.
5- Liderlik vasfı   
Çoban 100-200 baş olabilen bir sürüyü nasıl bir arada tutabileceğini iyi bilmeli, sürü içinde baskın olan hayvanları seçip, özellikle bunları eğitmelidir. Çoban sürüyü idare etmede yardımcı olacak kaval, köpek, eşek gibi vasıta ve yardımcıları da kullanmalıdır.

İyi kaval çalarak sürüye refleks kazandırmalıdır. Sürünün harekete geçmesi, suya gitmesi, yatması vs ayrı ayrı kaval nağmeleriyle yönlendirilmelidir. Bu bir nevi algı operasyonudur. Sürü algı operasyonlarına alıştırılırsa kolay güdülür. Çoban, köpeklerini iyi seçmeli, onlarla iyi iletişim kurmalı, iyi doyurmalı ve iyi eğitmelidir. İyi eğitilmiş köpeklere sahip olan çoban, sürüyü emniyetle güder. Çobanın eşeği de kuvvetli olmalıdır. Eşek hem çobanın eşyalarını ( heybe, su fıçısı vs) ve yeni doğan kuzuları, hasta, yaralı hayvanı taşır, hem de sürünün   önünde giderek tehlikeli arazide sürüye rehberlik eder.
6- Tevazu ve tefekkür
Çoban, tabiatta çok çeşitli mahlûkla karşılaşmaktadır. Bir kere güttüğü hayvanlar, özellikle de koyunlardan alınacak çok dersler vardır. Onlar merhamete çok muhtaçtırlar.
Hele biçare kuzularda aczi, çaresizliği bizzat müşâhede eden çoban, kuzusunu yalaya yalaya emziren, meleye meleye kuzusunu arayan,  kurda karşı kuzusunu korumak için canını veren koyundan, şefkâti, merhameti, fedakârlığı bizzat görerek öğrenir, tefekkür ufku gelişir. Yazıdaki(otlak) topraktan suyuna, ağacından çiçeğine, kuşundan böceğine kadar pek çok Allah'ın harika sanat eserlerini doğrudan müşâhede eder. Hele bulutsuz, dolun aylı, yıldızlı gecelerde gökyüzünü seyretmenin keyfi bambaşkadır.
Çoban, bu tefekkür ile Kâinat’ın, dünya’nın ve içindekilerin Allah’ın birer tekvini ayeti,Sâni-i Hakim’in harika sanatı olduğunu anlar. Her mahlukun Allah'a muhtaç olduğunu, O'nun verdiği rızıkla beslendiğini, koyunu biçare kuzuya, çobanı dahi koyuna hizmetçi ettiğini yakînen müşâhede edip, aczini anlar, kibri terk eder, tevazu elbisesini giyer.

İnsan gerçekte, merhameti, fedakârlığı, sabrı, tevazuyu, idareyi 'Çobanlık' ta öğrenir. Cenab-ı Hakk'ın niçin peygamberlere, hayatlarının bir döneminde çobanlık yaptırdığının hikmetlerinden biri de bu olsa gerektir.

 

Emanetin çobanıyız


Çobanlık hakikâtinden mecaza geçersek, Çoban mal sahibi değildir, emanetçidir.

Bu yüzden de mal sahibi gibi davranıp tasarruf edemez. Uhdesine aldığı vazifeyi layıkiyle yapmalı, mal sahibine hesap vereceğini aklından hiçbir zaman çıkarmamalıdır.
'Hepiniz çobansınız, güttüğünüzden sorumlusunuz ' hadisi mucubince, hepimiz aslında birer çobanız. Çünkü hepimiz emanetçiyiz ve üzerimizde ‘MÂLİK-ÜL MÜLK’ ün emanetleri vardır. Evvela her insanın vücudu, kendisinin malı olmayıp, Allah'ın insana verdiği bir emanettir. İnsan, vücuduna iyi bakmalı, zarar veren haramlardan sakınarak, sâlih amel işleyerek emaneti iyi muhafaza etmeli ve Allah'ın emanetinin çobanı olduğunu asla unutmamalıdır.
Aile reisi de ailesinin çobanıdır. Maddî manevî ailesinden sorumludur. Helâl kazançla ailesi fertlerini doyurduğu gibi, onlara; Allah'ı, Peygamberi, İslâmı öğreterek manevi ihtiyaçlarını da sağlamalıdır.  
Aynı şekilde; Muhtar mahalleden, amir memurdan, patron işçisinden, vali vilayetten, Devlet başkanı da bütün ülkeden ve vatandaşlardan sorumludur ve Onların çobanıdır. Emanet ne kadar mühim ve ne kadar kıymetli olursa, sorumlulukta o kadar fazladır, ağırdır. Bütün bir milletin çobanı olan Devlet Reisinin sorumluluğu ise hepisinden fazladır, yükü de çok ağırdır. Devlet başkanları herşeyden önce adil olmak zorundadırlar. Tebasında her inançtan, mezhepten, meşrepten, ırktan insanlar olacaktır. Devlet başkanları vatandaşlarından hiçbirini dışlayamaz, ötekileştiremez, düşmanlaştıramaz. Adalet bakımından bütün vatandaşlarına eşit mesafede olmalıdırlar.

Devlet Reisleri, Allah’ın şu ikazlarını hiçbir zaman akıllarından çıkarmamalıdır.

‘Hiç şüphesiz Allah, size emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor….’( Nisâ-58).

‘ Ey iman edenler adaletli olun. Haktan saparak heveslerinize uymayın. Eğer adaleti tatbik etmez (eğip bükerseniz) de adaletten saparsanız, iyi bilin ki, Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır ‘(Nisâ-135).

Kanunlar hukuka, hakka uygun olmalı ve kanunlar herkese aynı şekilde tatbik edilmelidir. Suçlar tanımlanmalı, suç işleyenin kimliğine bakılmaksızın suçuna göre muamele yapılmalıdır.

Devlet reisleri, ‘ Kızım Fatıma’da olsa iltimas geçmem’(Buhari,hudud-12) gerçeğini hiçbir zaman unutmamalıdırlar.

Bir ülke vatandaşlarının en zengininden, tüyü bitmemiş yetime kadar herkesin canı, malı, namusu o ülkenin devlet başkanına emanet edilmiştir.
Allah-û Teâlâ, Devlet Reislerine yardım etsin, onların sorumlulukları çok fazladır.

Öyle ki, ‘Kenar-ı Dicle’de bir kurt aşırsa koyunu, gelir de Adl-i İlâhi sorar Ömer’den onu‘’ misali, insanı genç yaşta ihtiyarlattıracak bir sorumluluk anlayışıdır.

Velhasıl hepimiz birer emanetin çobanıyız. ‘Mâlik-ül mülke’ hesap vereceğimizi asla unutmamalıyız.

Prof.Dr.Yusuf ÖZERTÜRK

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Yorum Ekle

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuza emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

asder logo

Adaleti Savunanlar Derneğinin ilkelerini benimsiyor ve her alanda "adalet"değerini temel alan kural ve uygulamaların gerçekleştirilmesi için mücadele çalışmalarına katılmanın gereğine inanıyorsanız; bizi takip edin...